Zeka nedir?Zeka testi, IQ. Hangi ırklar daha zekidir?

0
56

Stanford-Binet Testi nedir?

Zekanın tanımı üzerinde bir anlaşma sağla­nabilmiş değildir ‘Sorunları çözmek, yeni şeyler öğrenmek, iyi düşünebilme yeteneği geliştirmek için zihnin genel kapasitesi ya da kısaca yeni durumlara karşı uyum yeteneği geliştirmek’ şeklindeki tanımlar, üzerinde en çok fikir birliği sağlanan tanımlamalardır.

Bilimsel olarak tanımlanma güçlüklerine karşın zekanın nesnel biçimde ölçülebilmesine yönelik çabalar, epey eskiye uzanmakladır. 19 yüzyılın sonlarında İngiltere’de Sir Francis Galton, Darvvin’in biyolojik evrim kuramının etkisiyle, insanda kalıtımla geçen özellikleri, bu arada zi­hinsel yetenekleri ve kişisel ayırdedici nitelikleri ölçmeye girişir. Böylece Galton, bugünkü anla­mıyla zekayı olmasa bile bireyler arasındaki fark­lılıkları bilimsel olarak saptama girişimini başlat­mış oluyordu.

Galton’un çağdışı ve modern psikolojinin ku­rucusu olan Wundt’un insan işlevlerinin laboratuvarda ölçülebileceğini kanıtlamadaki öncü çaba­larıyla filozof Locke’un “Tüm bilgi, duyumlardan gelir”, önermesi birleşınce, zekayı ölçmeye çalı­şan psikologlar, daha çok bireyler arasındaki du yusal ve motor farklılıklara yöneldiler. Zeka farklı­lıklarını görme keskinliğinden acıya karşı duyar­lılığa hatta avuç içlerindeki çizgilere kadar birçok etkenle açıklamaya çalıştılar. Nihayet 1900’lü yıl­larda Fransız hükümeti, psikolog Alfred Binet’e normal çocukları zihinsel özürlü çocuklardan ayı­racak çalışmalar yapma görevini verdi Bu somut sorun karşısında Binet, zekayı birçok bileşenden oluşan bir işlevler toplamı olarak almak yerine karmaşık ama tek başına bir zıhın işlevi olarak ele almak durumunda kaldı. Günümüzde birçok türü ve uygulama alanı bulunan zeka testlerinin ilk örneği, bu mantıkla hazırlandı Zekayı, özellikle bir soyutlama yeteneği ola­rak ele alan ve birçok değişime uğrayarak günümüze dek gelen bu ölçek artık Stanford-Binet Testi adıyla anılmaktadır. Bu testin en belirgin özelliği, zekayı yaşla değişen bir İşlev olarak görmesi, zeka yaşı ve takvim yaşını birbirinden ayırmasıdır. Buna göre bir kişinin zeka bölümü (Intelligence Quotient = IQ), testle saptanmış olan zeka yaşının, bireyin gerçek biyolojik yaşı olan takvim yaşına bölünerek sonucun yüz ile çarpımından oluşur. Stanford-Binet Testinden sonra daha başka birçok zeka teşti geliştirildi. Bugün bunlardan en çok kullanılanı, sözünü ettiğimiz Stanfort-Binet Testi ve geliştiricisinin adıyla anılan, yetişkinlere ve çocuklara uygulanan türleri bulunan Wechsler Zeka Testi’dir. Wechsler Testi’nin Stanford-Binet Testi’nden en önemli farkı, zekanın sözel ve per­formans olmak üzere ikiye ayrılması, toplam zeka bölümünün bu İkisinin toplamının ortalamasından oluşmasıdır.

Zeka testleri, modern dünyada birçok alanda başarıyla kullanılıyor olsa da henüz zekanın nite­liği ve kökenleri sorunu aydınlatılmamıştır. Tüm bu araştırma süreci içersinde kazanılan bilgi ve deneyimler, zeka hakkında daha ayrıntılı yakla­şımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Zeka arlık Binet’in sandığı gibi global bir işlev birimi olarak değil, tam tersine birçok işlevin (bellek, sözel akıl yürütme, matematik akıl yürütme, ben zerlik ve farklılıkları hızlı algılama, kelime bilgisi, vb.) karşılıklı etkileşiminin bir sonucu olarak dü­şünülmektedir.
Zekaya ve zeka Ölçümlerine İlişkin günümüz­de ortaya çıkan değişiklik ve gelişmelerden biri de zeka testlerinin zeki ve zeki olmayanı biribirinden kolayca ve kesin olarak ayırabileceğine dair önyargının yıkılmasıdır. Değerlendirmeler sı­rasında bireyler arasındaki kültürel farklılıklar, ze­ka testinin gerekli gördüğü koşullarda yetişme­miş olma gibi durumların etkisi ciddi biçimde göz önünde bulundurulmaktadır. En önemlisi, ze­ka testleriyle ölçülenin, insanın doğuştan getirdiği kapasite değil, bu kapasitenin yalnızca davranışa dönüşmüş bölümü olduğu kabul edilmektedir. Hatta tüm bunların bir sonucu olarak zeka testi kavramından vazgeçilerek, onun yerine genel yetenek ölçümleri gibi daha iddiasız ifadeler kul­lanma yoluna gidilmektedir. Bu arada, sürecin böyle bir yöne girmesinde, kazanılan bilgi ve de­neyimler kadar ünlü düşünür Jean Piaget’nin gö­rüşlerinin etkisi de vurgulanmalıdır. Onun Gene­tik Epistemoloji‘ adı verilen yaklaşımına göre, tüm insanlarda, belli bir gelişim evresine karşılık ge­len global bir yapı olarak aynı zeka potansiyeli vardır. Zeka farklılıkları şeklinde görülen durum, kişinin biyolojik uyumu ile çevre uyumu arasında­ki etkileşime; organizmanın fiziksel, bilişsel ve duygusal kapasiteleriyle ilgili olarak performansı­na bağlıdır. Zekayı daha ziyade nitel bir yapı olarak gören bu anlayış, zeka testlerinin nicel öl­çümleriyle zekanın saptanmasını eleştirir.

Zeka ve zekanın ölçümüyle İlgili tartışma ve değerlendirmeler henüz belirgin bir açıklığa kavuşmamışken, Sir Galton’dan gü­nümüze zeka ile İlgili belirleyenleri saptamak üzere çok sayıda çalış­ma yapılagelmektedir. Zekanın ka­lıtımla, çevresel etkenler İle do­ğum düzeni ve hatta biyolojik ırk­larla bağlantılarını ortaya çıkarabilmenin cazibesi birçok araştırmacı­yı bu alana çekmektedir.

 

 

 

 

avatar
  Subscribe  
Bildir