Zamanı geri alma makinesi nasıl yapılır?

0
34

Fransa’da Camille Flammarion’un yazdığı bir bilim – kurgu romanında Lumen adlı insana benzer bir yaratığın maceraları anlatılmaktadır. Lumen Waterloo savaşının sonunda 400 000 km./saniye hızla savaş alanından uzaya doğru uçmaya başlar (ışık hızı 300 000 km./saniye). Yolda savaş alanından yansıyan ışınlara rastlar, tabli ışın savaş alanından ne kadar erken ayrılmışsa Lumen o ışını o kadar geç görür. Bunun
sonucu olarak Lumen bütün savaşı sonundan başına doğru tersine görür: ileri doğru saldıranlar geriler, geri çekilenler saldırır durumdadır, mermiler yerden kalkıp top namlularının ağzına doğru yol alır. Einstein’e bu konuda düşüncesi sorulduğunda şöyle demişti: Saçma ve zevksiz bir buluş. Çünkü İzafiyet Teorisi evrende hiçbir cismin ışıktan daha hızlı gidemiyeceğini söylüyordu.

İZAFİYET TEORİSİ YANLİŞ MİYDİ?
Günümüzde İzafiyet Teorisinin doğruluğu kesinlikle saptanmıştır. Fakat ışık hızının aşılamayacağı acaba doğru mu? Düşünelim ki bazı parçacıklar daima ışıktan hızlı giderler, bu onların varoluş biçimidir. Bugün ışık hızında giden foton, nötrino ve antinötrino gibi parçacıkların varlığı saptanmıştır, bu partiküller ömürleri boyu ışık hızında giderler, başka hızları yoktur. Tahminen istirahat kütleleri sıfırdır (bu onların o kadar hızlı hareketini sağlar). Fakat kimse henüz kütlelerini ölçememiştir, çünkü asla hareketsiz kalmazlar. İzafiyet teorisine göre ışıktan daha hızlı giden cisimlerin kütlesi hayali bir sayı olmak zorundadır. Olsa ne çıkar, yeter ki diğer özellikleri gerçek olsun 1960’da Sovyet fizikçisi Yakov Terletski’nin Bilimler Akademisi Tutanakları (Dokladı Akademli Nauk SSR) dergisinde çıkan makalesi ışıktan hızlı giden ve hayali kütlesi olan partiküllerin var olabileceğini ileri sürüyordu. Yedi yıl sonra Amerikan bilgini J. Fineberg bu muhtemel partiküllere TAKİYON adını verdi (Yunanca tachys hızlı demek). Bu terim tuttu Takiyon’a bakan bir insan Lumen’in durumunda olacaktır: A’dan B’ye gitmekte olan bir takiyon önce B ve sonra A noktasına varacaktır, partikül sayıcı bu partıkül’ün varlığını partıkül daha emitör’den (partıkül verici) ayrılmadan saptayacaktır. Sonuç sebepten önce gelecektir. Kısacası zaman geriye doğru akmış olacaktır.

“ZAMAN MAKİNESİ” YARDİMİ İLE
İnsanın elinde en elverişli zaman makinesi bir film gösterme makinesidir. Şöyle bir dedektif filmi düşünelim. Bir bey zengin bir evden elinde ağır bir çanta ile çıkar, birden köşeden bir gangster çıkar, tabancasını çıkarıp ateşler, adam yere düşer, gangster çantayı kapar ve köşeyi döner. Şimdi bu filmi tersinden gösterelim gangster köşeyi dönüp çantayı yerde yatan adamın yanına koyar, sonra geri kaçar ve tabancasını yerine koyar. Adam gözlerini açar, çantasına uzanır ve yerden kalkar, bir tabanca sesi duyulur, fakat buna rağmen adam geri geri giderek kapıya varır, haydutsa geri geri gidip gözden kaybolur. Şimdi filmin geriye doğru oynatıldığını düşünürsek bu ikinci sahnede saçma olan hiçbir şey yoktur, filmin ileri doğru oynatıldığını düşünürsek tabli ki hersey saçmadır, çünkü “ölü adam kalkıp yürümüştür”, çünkü kursun adamın göğsünden çıkıp namluya uçmuştur. Perdede görülen şeyler gerçek olamaz, bir kere termodinamiğin 2, yasasına aykırıdır, fakat bu kanun makro-dünya için geçerlidir.

MİKRO-DÜNYANİN DERİNLİKLERİ
Mikro-dünyada (atom dünyası) durum başkadır mikro-dünyadaki olayların birçoğu geri dönebilen (reversible) cinstendir, bu mikro olaylar filme alınıp ta film tersinden gösterilse hiçbir şey değişmez, hiçbir doğa yasası zorlanmış olmaz. Acaba eksi zaman yalnız takiyonların uçuşunda mı söz konusudur. Sonuç sebepten önce gelebilir mi? Terletski’ye göre mikro-dünyada kozalite prensibi (önce sebep, sonra sonuç) dışına çıkılabilir. Örneğin takiyonlarla homojen bir şekilde dolu bir uzayda hangi partikülün takiyon vericisi, hangisinin takiyon alıcısı olduğu önemini yitirir. Amerikan fizikçisi Paul Shonka’ya göre sebebin sonuçtan önce geldiğini kabul etmemiz böyle düşünmeye alışmış oluşumuzdandır. Ona göre her olay hem geçmişteki, hem de gelecekteki olayların etkisi ile meydana gelmiş olabilir, böyle bir dünya garip ama son derece zariftir. Fakat fizikçilerin çoğuna göre madde genellikle kozalile prensibine uyar Takiyonlar (eğer varsalar) bu kurala uymadıklarından madde ile etkileşmeleri mümkün olamaz, aletlerimiz madde için yapıldığından takiyonları keşfedemeyiz.

TAKİYONLARİN ARANMASİ
Bu karamsar düşüncelere rağmen birçok ülkede takiyonlar arandı. Bir grup Hintli fizikçi onları kozmik ışınlarda aradı, fakat bulamadı 3S-279 quasar’ini inceleyen Amerikan astrofizikçileri Whitney, Shapiro ve diğerleri bu yıldızın ışıktan 10 kere daha hızlı sinyaller verdiğini belirttiler. Acaba takiyonlar mı saçıyorlardı? Sözün kısası takiyonlar bugüne dek bulunamadı. Sovyet bilginleri birgün takiyonların çok küçük bir zaman – uzay aralığında bulunacağına inanıyorlar. Takiyonların aranmasına devam edilmelidir.
SPUTNİK’ten
Çeviren : Dr. Selçuk ALSAN

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz