[Yönetmen] Vittorio De Sica biyografisi, hayat hikayesi.

0
19

İtalya dışında en çok Bisiklet Hırsızları’nın (1948)yönetmeni olarak tanınan Vittorio De Sıcanın uzun ve değişken bir kariyeri olmuştur. 1940-1973 arasında yaklaşık 30 film yönetti, ama 1910’ların başında çocuk oyuncu olarak başlayan kariyeriyle Ettore Scola’nın 1975’te piyasaya sürülen “C’eravamo tanto amati”sindeki (Birbirimizi ne çok sevmiştik)son rolüne dek 150den fazla filmde oynayacaktı. Onu anlamak için , profesyonel bir oyuncu olarak sürdürdüğü uzun kariyerine , sürekli sergilediği cana yakınlığına ve narsizmine de bakmak gerekir. 1930larda , Camerini’nin “Gli üomini, che mascalzoni. . . “sindeki (Erkekler, ne alçaklar. . . , 1932)başarılı performansının ardından İtalyan duygusal-komedi filmlerinin baş yıldızı haline geldi, hem oyuncu hem de şarkıcı olarak bir “charmeur”oldu. Fakat sempatik sıcaklığını sadece oyunculuğuna değil , Franco Pecori’nin gözlemlediği gibi (1980)”Narsizm dilinin üstün gelip kendi tarihini anlattığı”yönetmenlik çalışmalarını da yansıtmıştır.  Yönetmen olarak kariyeri ise 4 döneme ayrılır: 1-Yeni gerçekçiliğin en önemli öncü filmlerinden biri olan ve yazar Cesare Zavattını ile işbirliğinin başlangıcını oluşturan “İ bambini ci guardano”(Çocuklar bize bakıyor”da dahil , 6 film yaptığı hazırlık evresi(1940-1944) 2-“Sciuşcia”(Ayakkabı Cılası, 1946), Bisiklet Hırsızları, Milano Mucizesi ve Umberio D. (1952, Yoksulluk içinde yaşlılığın, son derece hüzünlü bir hikayesi;yaşlılığı en iyi anlatan filmlerden birisi)adlı 4 öenmli film ürettiği yaratıcı evre(1946-1952). Bu dönemin başarısı , De Sıca’nın özenli yönetmenliği içinde profesyonel olmayan oyuncuları kullanışıyla, günlük yaşamın ve sıradan insanın slirselliğini anlatan Zavattını’nın teorik yazıları arasındaki dengeye bağlanabilir. .  3-Eleştirel bakımdan en başarılıları “L’oro di Napoli(Napoli Altını, 1954)ve Sophia Loren’in Oscar kazandığı iki kadın(La cıociara, 1960)olan 11 filmle uzlaşma dönemi(1953-1965) 4-10 filmle gerileme dönemi(1966-1974). Bu filmlerden sadece Finzi-Continilerin Bahçesi(İl giardino dei Finzi Contini, 1971)anılmaya değerdir. Bu filmin ağıtsal güzelliği , ona en iyi yabancı film oscarini kazandırmıştır. .  De Sıca, otuzbir filminin yirmiuc’unde Zavattını ile işbirliği yaptı;ama bu ortak çalışmalarında kimin beyin, kimin yürek olduğu belli değildir. Herhangi bir De Sıca değerlendirmesi bir oyuncu ve oyuncuların yönetmeni olarak o’nun inkar edilemez uzmanlığını kabul etmelidir. Bu yeteneği dışında , filmlerinde kimi zaman aşırı çalışma içgüdülerini dizginleyen doğal bir burjuva zerafeti sürdürmeyi de başarmıştır. Aynı zamanda kendisinin farkında olmaksızın insan bilimlerinin peygamberi haline getiren keskin bir duyarlılık , sonraki yıllarda bir melankoli ve yalnızlık korkusu noktasına varan belli bir hassasiyet de sergilemişti. Dünyada bir çok eleştirmen tarafından yıllar sonra sürekli filmlerinde duygu sömürüsü yaptığı için eleştirilen De Sıca’nın filmlerinin çoğunu ben şahsen çok severek izlerim her zaman. . Ve gerçeklerin insanların yüzüne vurulmasını duygu sömürüsü olarak görenlere de yaşlanınca Umberio D,  gibi olurlarsa, onların da yanlarında kimse olmazsa, o zaman sorarım duygu sömürüsü nasıl oluyomuş diye. .

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz