[Yönetmen] Victor Sjöström biyografisi, hayat hikayesi (1879~1960).

0
67

Daha önce İngmar Bergman yazımda belirttiğim gibi, Sessiz sinema’nın ve İsveç sineması’nın en büyük ustalarından Victor Sjoström’ü tanıtmak istedim. . Pek tanıyanı olduğunu düşünmüyorum, eskiler bilir ne kadar önemli bi şahsiyet olduğunu kendisinin. .
Victor Sjoström’ün kereste tüccarı olan babası ve eski bir oyuncu olan annesi, 7 aylık bebekleri Victor’u yanlarına alarak 1880’de İsveçten Birleşik Devletler’e gittiler. Fakat kısa süre sonra anne oldu ve oğul , kötü bir üvey anneden , giderek daha fazla otoriterleşen babadan kaçmak için Stockholm’de Kraliyet Dramatik Tiyatrosu’nda bir oyuncu olan amcası Victor(adaşlar) tarafından büyütüldüğü İsveç’e döndü. Sahne coşkusuyla yanan genç Victor da oyuncu oldu ve 20 yasında , duyarlı ve güçlü sahne oyunculuğuyla ün kazandı. .
1911’de, Svenska Biografteatern adlı film stüdyosunun başkanı Charles Magnusson , sinemaya daha fazla kültürel kimlik kazandırmak amacıyla İsveç’teki en iyi tiyatro kumpanyalarının önde gelen sanatçı ve teknik kadsrosunu bünyesine alarak stüdyosunu yeniden yapılandırmaktaydı. . Magnusson, önce başarılı kameraman Julius Jaenzon(daha sonra Sjoström’ün en ünlü İsveç filmlerinden çoğunun kendilerine özgü görüntülerinden sorumlu olacaktı), sonra 1912’de Mauritz Stiller ve kısa süre sonra da Victor Sjoström’ü ise aldı. Sjoström, o sırada Malmö’de kendi tiyatro kumpanyasını yönetmekteydi;(kendisinin yazdığına göre)”o sırada en ufak bilgiye sahip olmadığı bu yeni aracı deneme merakı ve gençliğin macera arzusu”yla Magnusson’un teklifini hevesle kabul etti. .
Stiller’in yönettiği 2filmde oynadıktan sonra , Sjoström yönetmenliğe yöneldi ve tartışmalı sosyal drama “İngeborg Holm”daki(1913)katı gerçekçiliğiyle sivrildi. Ancak 1917’de yönettiği “Terje Vigen” ile yaratıcılığı tam anlamıyla meyve verdi. Film, İsveç manzaralarına yönelik köklü bir duyguyu içerir ve doğal olaylarla kahramanların içsel ve kişisel çatışmaları arasında içten bir denge kurar. İçsel ve dışsal olanın bu birlikteliği , adil olmayan, baskıcı bir toplumdan kaçma çabasıyla dağlarda sığınak arayan -fakat sonları ölüm olan-bir çiftin trajedisinin anlatıldığı Berg-Ejvind och hans hustrü’da (Dağcı Ejvind ve karısı, 1918) daha da öne çıkar. “İnsan sevgisi”diyordu Sjoström , “zalim bir doğanın yüzüne fırlatılacak tek yanıttır. ”
Romancı Selma Lagerlöf , kısmen Sjoström’ün filmlerine duyduğu hayranlıktan ötürü , bütün film haklarını Svenska Bio’ya bağışladı. Sjoström, Lagerlöf’ün eserlerinde , iyiyle kötü arasında bocalayan kahramanların kaderinde doğanın oynadığı aktif rol’un ideal ifadesini bulmaktaydı. İngmarssonerna (İngmar’ın oğulları, 1919)uyarlamasında bu görüş, anıtsal bir aile öyküsüyle ifadesini bulur. Fakat pişmanlığın ve çaresiz bir kurtuluş arayışının egemen olduğu bir yılbaşı gecesinde geçen , iç içe geçmiş geri dönüşlerle karmaşık bir yapıya sahip, doğaüstü bir drama olan Korkalen’de(Hayalet Araba, 1921)en yoğun düzeydedir.
İsveç sineması Avrupa pazarını etkilemek ve Amerikan üstünlüğüne meydan okumak için (aslanlarım beaa) ülkenin 1. dünya savaşındaki tarafsızlığından yararlandı. Fakat savaştan sonra ayrıcalıklı konumunu kaybetti. Endüstrinin krize girmesiyle birlikte hem Stiller hem de Sjoström Holywooddan gelen teklifleri kabul etti.

Sjoström, 1923’te Holywood’a geldi ve Goldwyn’le bir sözleşme yaptıktan sonra adını Şeaström olarak değiştirdi. Bazı yerleşme güçlüklerinden sonra , acımasız karakter çözümlemesini, Lon Chaney’in oynadığı karakterin melodramik mazoşizmiyle dile getirdiği filmi Tokatlanan Adamla (1924) büyük bir başarı elde etti. Film, sahtekar dostu sadece karısını değil, en önemli keşfini de yanına alıp kayıplara karışınca palyaço olmaya karar veren bir bilimadamı’nın öyküsünü anlatır. . (Ne kadar ilginç değil mi)
Holywood’da zafer kazanan Sjoström , daha da ünlü vatandaşı Greta Garbo’yla İlahi Kadın’ı(1928)yaptı. Fakat Lilian Gish ile yapılan Kızıl Damga(1927) ve Rüzgar (1928’de piyasaya sürüldü) daha önemli ve daha karakteristikti. İlki , Hawthrone’un romanından yola çıkarak hoşgörüsüzlük ve sosyal yalıtılmışlık temasını geliştirdiği serbest bir uyarlamadır. Rüzgar, rüzgarlı bir çölün ortasındaki tek bir kulübede geçer ve kötü hava koşullarının şiddetiyle insan tutkularının şiddeti arasındaki trajik bağlantıyı anlatır. .
Sessiz estetiğin doruk noktalarından biri olan Rüzgar, iddiaya göre sonu değiştirilmiş olarak senkronize bir versiyon halinde dagatıldı. Sjoström, filmin piyasaya sürülmesinden kısa bir süre sonra İsveç’e döndü. Lilian Gish’e yazdığı bir mektupta Birleşik devletlerde geçirdiği zamanı “yaşamımın herhalde en mutlu günleri”olarak nitelemesine karşın, sesli filmin gelişinden sonra gelecekte Holywooddaki rolü konusunda endişe duymuş olması olasıdır. . İsveç ve İngilterede birer film yaptıktan sonra, bir oyuncu olarak eski mesleğine geri döndü ve 1940larda “Svenks Filmindüstri”nin “Sanat danışmanı”oldu. 19 filmde oynadı-Gustaf Molander’in , Arne Mattstom’un ve (en önemlisi :mrgreen: ) Svenks Filmindüstri’deki koruyucusu İngmar Bergman’ın filmlerinde; Bergman’ın Yaban Çilekleri’nde (1957-Smültronstallet-Wild Strawberries, bi çok kişiye göre Bergman’ın en iyi filmidir) son rolünü oynadı. Bu film, Sjoström’ün insanoğlunun rüyaları ve diğer duyguları üzerine düşüncelerinin canlı bir otobiyografik yansıması, insan duygularının biçimlenmesinde doğanın oynadığı rol karşısında duyduğu şaşkınlığın ifadesi olarak değerlendirilebilir. . (Hala bu enfes başyapıtı izlememiş olan arkadaşlar varsa bence çok şey kaybediyolar hemen kapın bi Wild Strawberries-Criterion Collection, di mi Nighthawk 😉 )
Baya bi uzun oldu ama başka türlü de anlatılmaz bi ustanın yaşamı, unutmayalım ki Sessiz sinema ve klasik dünya sinemasının büyük ustalarına çok şey borçluyuz. .
-Dünya Sinema Tarihi-

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz