[Yönetmen] Daisuke Ito biyografisi, hayat hikayesi (1898~1981)

0
15

Eh bu sefer biraz fazla bilinmez biri oldu;ama sonuçta bir “usta”dır yani
Bugün büyük ölçüde unutulmuş olan Daisuke İto, 1920’lerin sonu ve 1930’ların başında Japon izleyici ve eleştirmenleri tarafından Japonyanın en önde gelen yönetmenlerinden biri sayılmaktaydı. Bu döneme ait filmlerinden çoğu ne yazık ki yok olmuştur;savaştan sonra birkaç fragman ve mucizevi bir şekilde bugüne kalan “Oatsurae Jirokichi goshi”(Cömeri Haydut Jirokichki, 1931)dışında bütün sessiz filmlerinin yalnızca adları biliniyordu. Fakat Aralık 1991’de en ünlü sessiz filmi yeniden keşfedildi ve günümüz izleyicisi büyük üçlemesi “Chuji tabi nikki”nin (Chuji’nin gezilerinin günces, 1927)ikinci bölümünün bir kısmını ve üçüncü bölümünün büyük bir kısmını izleme fırsatı buldu.

İto, ilk filmini 1924’te çekti ve ondan sonra 1970’e kadar sürekli yönetmenlik yaptı. Fakat ünü esas olarak sessiz filmlerine dayanır. “Oosho”(Şah, 1948) gibi bir iki çalışması hariç, sesli filmler özellikle savaş sonrası döneme ait olanlar fazla önemsenmemiştir. Bunun en önemli nedeni, eleştirmenlerin İto’nun sesli filmlerini yenilikçi sessiz filmlerinin kaybolan anılarına göre yargılama eğiliminde olmalarıydı(Fransa’da Abel Gance’nin durumunda olduğu gibi). 1920’lerin sonunda çektiği filmlerdeki enerji gerçekten de benzersizdi. Kamera her yönde hareket ediyor, “Samuray”perdeye fırlıyor, fenerler gecenin derin karanlığında kıvrıla kıvrıla diziliyor ve filmlerin ritmi, hızlandırılmış montajla baş döndürücü bir hız’a ulaşıyordu. Diyalogları vurgulayan ara yazılar görüntülerin ritmine uyduruluyor ve sözcüklerin ritmi, Japon şiirinden ve diğer öykü anlatma biçimlerinden esinleniyordu.

Her şeyden öte romantizm, duygusallık, nihilizm ve güce karşı çaresiz bir isyan ruhu, İto’nun bu dönemdeki bütün filmlerine damgasını vurdu. Jidaigeki’yi(dönem draması), proleter ideolojiyi ifade eden eğilim filmleriyle bile rekabet eden avangard bir sinema düzeyine yükseltti. Bazı jidaigeki’leri Alman ya da Fransız romanlarından uyarlamaydı. Diğer filmlerinde, örneğin “ikiryo”da (Şeytani Ruh, 1927) Chopin’in müziğinden esinlenerek yeni görüntüler yaratma girişimi de dahil, jidaigeki filmlerinin yerleşik formüllerinin dışına çıkmaya çalıştı. 1930’ların başında, Alfred Hitchcock gibi sesli deneyler yaptı. İlk sesli filmi “Tangesazen”de (1933) diyalog ve ses kullanımını bilerek sınırladı;bir jidaigeki’de -Chusingura (47 Sadık hizmetkar, 1934)-Schuberi’in Bitmemiş Senfonisi’ni kullandı.
İto kendisini her zaman bir zanaatkar olarak gördü;sesli dönemdeki eserleri, yapımcıların emirleri doğrultusunda yapılan vasat eğlence filmleriydi. “Kurama Tengu”(1942) ya da “Kokusai mitsuyudan”(Uluslar arası kaçakçılar, 1944) gibi dsavaş sırasındaki çalışmaları, savaşın gerçekliğinden ve propoganda filminden bir kaçışı ifade eder.

1948’de oldukça iddialı Oosho ile Japon sinemasının ön saflarına geri döndü;fakat Hangyakuji(Suikastçi, 1961)gibi birkaç film dışında, savaş sonrası çalışmaları büyük ölçüde hakettiği ilgiyi görmedi. Daha az bilinen “Yama wo tobu hanagasa”(Çiçeklerle süslenmiş şapka uçarak dağları aşıyor, 1949) ve Harakunari haha no kuni (Çok çok uzaklardaki anavatan, 1950) gibi filmleri, görüntüyle sesi birleşik kurgulaması ve metaforik montajı kullanmasıyla modern bir açıdan bakıldığında birer başyapıttır.

1850’ler ve 1960’lar boyunca İto birçok jidaigeki yaptı ve giderek tek bir film türünün yönetmeni olarak tanındı. Oldukça değerli sessiz filmlerin yapımcısı olarak başladıgı kariyerinin ilk dönemleri tıpkı filmleri gibi unutuldu. Fakat şimdi, hem usta işi sessiz filmlerinden hem de sesli filmlerindeki mizansenlerin kalitesinden ötürü yeniden keşfedilip taktir ediliyor.

Seçme filmler:
Jogashima (1924)
ikiryo(1927)
Oatsurae jirokichi goshi(1931)
Tangesazen(1933)
Chusingura (1934)
kokusai mitsuyudan (1944)
Oosho (1948)
Yama wo tobu hanagasa (1949)
Harukanari haha no kuni(1950)
Hangyakuji(1961)
-Hiroshi Komatsu’nun yazısından çevrilmiştir.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz