Yolculuk sırasında bölgeye ait riskler neler ve nasıl korunmalıyız?

0
24

Bölgeye Ait Riskler

Kişilerin, yolculuğun neden ol­duğu sorunlara karşı alacakları önlemlerin yanısıra yolculuk edilen bölgeden kaynaklanan riskler de gözönüne alınmalıdır.

Böcekler, bazı bulaşıcı hastalıkla­rın yayılmasında etken olarak, bölge­ye ait riskler arasında yer alır. Bun­lardan en çok görüleni, bazı sivrisi­nek türleri aracılığı ile yayılan sıtma­dır. Bir hastalığın tedavisinden önce, hastalıktan korunma yöntemlerinin geliştirilmesi, o hastalığa karşı en köktenci çözümdür. Bu doğrultuda sıtmaya karşı da çeşitli korunma yön­temleri araştırılmıştır.

Adolphus Slade, Kapdan Paşa adlı seya­hatnamesinde, posta ya da refakat hizmetlerinde çalışmaları nedeniyle sürekli yolculuk eden Tatarlar’la ilgili şu tasvi­re yer vermiştir:

“Tatarlar çok kuvvetli giyinirler ve Tuna nehrinin iliklerine işleyen soğuklarında da, Suriye’nin kızgın güneşi altında da bu elbiselerini he­men hiç değiştirmezler. Tatarlar, umumiyetle gömleklerinin üstüne uzun, ipek bir entari, çuha yelek, çu­ha cepken giyip, bunun üzerine içi kurt postundan bir ceket geçirirler. Daha üstüne de yırtmaçlı kolları olan uzun bir kürk giyerler. Geniş şalvarlarının altında bacaklar dize kadar yünden örme çoraplar ve ağır çizme ile muhafaza edilir. Tatarların giyinme tarzına şunları ilave etmek lazımdır; bizim için taşınması im­kansız görünecek hacimde ve ağır­lıkta kuşaklar, tabancalar, yatağan, havlular, çevreler, mendiller, süslü tütün kesesi, hep Tatarların giyim eşyalarını teşkil eder. Bu haliyle bir atlı Tatar, bir cephane ve levazım deposu gibidir. Onun, bu eşyaların ağırlığını hiç duymazmış gibi, atıyla birlikte uçuşunu gördüğünüz vakit Haçlı Seferleri şövalyelerinin o ağır zırhlarına gösterdikleri tahammüle duyulan hayret tamamıyla kaybolur.
Fakat kanaatimce Tatarlar, sıhhatle­rini bu sıkı giyim sayesinde muhafa­za etmektedirler. Çünkü, bu mem­lekette kış mevsiminde olduğu gibi, yazın da sıkı giyinmek lazımdır. Kı­şın rüzgarlar keskin, yakıcı bir soğu­ğu hüküm sürdürürken, yazın malar­ya hükümdarlığı insanları kasıp kavurur. Avrupalılar bu iklimde pek ince giyindiklerinden dolayı, çok ça­buk malaryaya tutulmaktadırlar; fa­kat Tatarların giyimleriyle bizim el­biselerimiz arasında ortalama bir gi­yim tarzı en normal olanıdır.”

Bugün en normal olanı ise iklim koşullarına göre giyinmek… Bunun­la birlikte etkeni bulaştıran böcekle­ri uzak tutmak için yöntemler de ge­liştirilmiştir. Hastalığın görüldüğü bölgelerde yapılacak yolculuklarda sıtmaya karşı ilaçla önlem alınması sözkonusudur. İnsanda sıtmaya Plazmodium vivax, P. falcipanım, P. ovale, P. malariae parazitleri neden olmaktadır. Sıtmanın görüldüğü yer­lere giden yolculardan birçoğu yol­culuk sırasında, bir kısmı ise kendi ülkelerine döndükten sonra hasta­lanmaktadır. Özellikle sıtmanın te­davisinde parazitin antimalaryal (sıt­maya karşı kullanılan) ilaçlara karşı direnç kazanması, hastalığa karşı ko­runmanın ve hastalığın tedavisinin etkinliğini olumsuz yönde etkile­mektedir. 1500 metrenin üzerindeki yüksekliklerde risk azalmaktadır; ancak hastalık, sıcak iklimlerde 3000 metre gibi yüksekliklerde de görüle­bilmektedir. Sıtmanın dışında, o bölgede görülen diğer hastalıklara karşı da önlem alınması gerekmek­tedir. Ancak sıtmadan farklı olarak bu hastalıklardan birçoğuna karşı, en etkin korunma yöntemi olan aşılan­ma uygulanmaktadır. 16. yüzyıl gezgini Hans Dernschwam, İstanbul ve Anadolu’ya Seya­hat Günlüğü’nde şöyle yazmış: “Türkler, İranlılar’la savaşmaktansa, Macaristan’a karşı savaşmayı ve Almanlar’la dövüşmeyi tercih ederler. Çünkü İran seferlerinden fazla bir kazanç sağlayamazlar. Şimdi savaşta oralarda bulaşıcı hastalıklardan çok asker öldü. Sığır, at ve deve gibi hayvanlardan da çok zaiyat verildi.” O günlerde alınan önlem, “ko­runmak için o bölgeye gitmemek” iken, bugün çok farklı bir noktaya varılmıştır. “O bölgeye giderken aşı­lanmak”.

Dünyada yolculukla yayılabilen hastalıklar; eklem bacaklılar ve yiyeceklerden kaynaklananlarla diğer yollarla bulaşanlar şeklinde sınıflandırılmıştır. Eklembacaklılar aracılığı ile yayılan hastalıklardan sıt­manın, Türkiye’nin güneydoğu böl­geleri dışında görülmediği bildiril­mektedir. İçecek ve yiyecek kaynak­lı hastalıklar ise büyük bir sorundur. ‘Tifo ve hepatit A (ükemizde sıklıkla görülmektedir. Sağlıksız koşullarda hazırlanmış ve korunmuş besinler ayrıca tenya vakalarına da neden ol­maktadır. Yolculuk boyunca dikkat edilmesi gereken hastalıklardan ül­kemizde görülen diğerleri ise hepatit B, çocuk felci, trahom ve kuduzdur.

Gerek yolculukta karşılaşılabilinecek rahatsızlıklar gerek­se çeşitli nedenlerle bulaşabilecek hastalıklarda, kişiye ait özellikler de büyük önem taşımaktadır. Alınacak önlemlerle, yolculukla ilgili hiçbir sağlık sorununun yaşan­madığı bir yolculuk geçirmek müm­kündür. Dünya Sağlık Örgütü, yol­cuların beraberlerinde dezenfektan­lar ve ayrıca pansuman için gerekli malzemeleri taşımalarını önermekte; güneş kremleri, haşere uzaklaştırıcı ilaçlarla antimalaryal ilaçlar ve oral rehidratasyon tuzlarının (ishale karşı) temel ihtiyaçlar olduklarını bildir­mektedir.

Tüm bu önlemlere karşın yol­culuğu izleyen haftalarda belirebile­cek ateş, ishal, kusma, sarılık gibi durumlar tıbbi müdahale gerek­tireceğinden, yolculuk sonrasında da sağlığa özellikle dikkat edilmesinde yarar vardır.

Mitolojide yolcuları koruyan bir tanrı olarak geçen Hermes’in, bu gücünü hala sürdürdüğü elbette söy­lenemez! Yolculuklarda kar­şılaşılabilecek sağlık sorunlarından korunmak, bu doğrultuda kay­dedilen gelişmelerle, şimdi insanın elinde…

avatar
  Subscribe  
Bildir