Yaşlılık nedir, ne zaman başlar, nasıl geciktirilir? Yaşlılık hakkında tüm soruların cevapları.

0
47

Yaşlanma süreci, doğumla başlayan biyolojik olaylar zinciridir. Bu olguların son basamağı ise yaşlılık olarak isimlendirilmektedir. Yaşlılık daha çok, organizmanın geriye dönüşü olmayan bir şekilde yıpranması, işlevlerinin bozulmaya başlaması şeklinde tanımlanmaktadır. Termodinamiğin ikinci yasası gibi pozitif entropiye sahip insan organizmasının kaçınılmaz yaşlanma süreci kronolojik bir gidiş izlerken, bireyler arasında yaşlılıkla ilgili özelliklerin ortaya çıkması zaman farklılıkları gösterebilir. Gerontoloji ya da geriatri denilen yaşlılık bilimi ile ilgili çalışmalarda bu sürecin özellikleri İncelenmekte, sağlıklı olarak yaşlanma ve yaşlılığın geciktirilmesi olasılıkları araştırılmaktadır. Konuların ana teması ise P.D.White’in dediği gibi “Yanlızca uzun yıllar yaşamak değil, aynı zamanda sağlıklı yaşamı uzun yıllar sürdürmek’tir. Gerçekten de tıp bilimindeki ilerlemeler, insan yaşamının süresini uzatmıştır diyebiliriz. Bir anda binlerce kişiyi yaşına bakmaksızın öldüren salgınların önüne geçilmiş, yaygın ilk yardım örgütlenmesi ile kazalarda ölüm oranı azalmıştır. Gelişen tekniğin geçindiği düzenlemeler ile güvenlik sınırları genişlemiştir. Bu arada az gelişmiş bazı ülkelerde süren açlık sorunu ve savaşlar nedeniyle yaşlanmaya fırsat bulamayan insanlara ne yazık ki, ileri ülkelerin gerontologların yararı olmamaktadır. Öte yandan, genel olarak dünya nüfusunda yaşlıların oranı yükselmektedir.

Yaşlılıkla ilgili belirtilerin dışardan gözlenebilenleri, omurlar arası kıkırdağın azalması ile boy kısalması, omurgayı dik tutan kasların kuwetinin azalması ile omuzların yerçekimi etkisine karşı koyamayıp biraz düşmesi, derinin kalınlığının ve hücre içi sıvısının azalıp, gerginliğinin bozularak kırışmasıdır. Bununla birlikte kemiklerde kalsiyum iyonu yitimi, akciğerlerin solunumdaki verimliliğinin azalması, eklem yüzlerinin bozulması, sindirim sisteminin işlevinin yavaşlaması ve böbreklerin süzme görevinin aksaması sayılabilecek diğer değişikliklerdir. Ayrıca damar sistemindeki gerilemeler nedeniyle beyine daha az kan gitmesine bağlı olarak, sinir sisteminin etkinliklerinde bozulmalar gözlenebilir.
En önemli değişiklikler ise fiziksel çalışma kapasitesindeki düşmedir. Yaşlılıkça kişinin dayanıklılığı (kalp-dolaşım sisteminin oksijeni iletmesi ve aerobik yolla enerji oluşumu 1/3-1/4 oranında azalmıştır. Gençliğinde belirli bir aktivite içinde olanlar, ileriki yıllarda yaşam koşulları nedeniyle hareketlilikten uzaklaştıkça bu gerilemelerle karşı karşıya kalır. Kalbin bir defada kasıldığında pompaladığı kan miktarı ( atım volümü) azalmıştır. Buna bağlı olarak bir dakikada vücuda fırlatılan kan miktarı (dakika volümü) da düşmüştür ve bu düşüşün her yıl % 1 kadar olduğu saptanmıştır. Damarlardaki değişiklikler ise daralma ve serileşmedir. Böylece kalp pompa görevini sürdürürken, bir dirençle karşılaşmaktadır. Bu ise veriminin düşmesine neden olur.
Değişik araştırmacıların ortaya çıkardığı sonuçlar, egzersiz alışkanlığını ileriki yaşlarına kadar sürdürebilenlerin, 20 yaşlarında hiç spor yapmamış bir gençten daha kondisyonlu olabileceğini göstermektedir. Böyle bir kapasiteye sahip olmak için ise haftada birkaç gün aktivite içinde olmak yeterlidir. Doğu Alman araştırmacı Strauzenberg’e göre, yaşlı olup antrenman yapanların, aynı yaşta sedanter yaşayanlara göne avantajları vardır. Fiziksel çalışma ve oksijen kullanma kapasiteleri (dayanıklılıkları), akciğer hacımları yüksek, solunum fonksiyonları küvetleri, beceri ve esneklikleri daha verimlidir, daha iyidir. Nabız, tansiyon, kanda lipid ve kolesterol değerleri daha düşüktür.
Yaşlanmayla birlikte metabolizma yavaşladığından, eski beslenme alışkanlığı sürdürülürse, harcanamayan besinler yağ şeklinde depolanmakta ve yaşlılıkta fazla kilo sorunu olabilmektedir. Aşırı kilo daha sonraları şişmanlığa yol açmakta ve kişi artan vücut ağırlığı nedeni ile tamamen hareketsizleşmekte, böylece işlevsel kapasiteler iyice gerilemektedir.

Kanadalı araştırmacı Shephard “85 yaşına kadar sigara içmiş ve görünüşte sağlık sorunu olmayan bir bayan örneği, sigaranın zararsız olduğunu kanıtlamaz” demektedir. Sigara içmenin diğer risk faktörleri (hareketsizlik, asırı kilo sorunu vb ile birlikte sağlık açısından zararları bilınıyor. Yaşlılarda zaten azalan işlevlerin, sigaranın etkisi ile daha da azalacağı bir gerçek. Özellikle, emekli olanların ış dolu günlük yaşamı aniden bırakması sonucu, psikolo|ik nedenlerle sigarayı arttırdıkları gözlenmiştir. Doğal olarak bunun sonucunda, geç beklenen koroner hastalığı erkenden gelebilmektedir.

Özetlersek, egzersizler her yaşta olduğu gibi, yaşlılıkta da geçerli, yararlı etkilere sahiptir. Daha iyisi, mümkün olduğu kadar erken yaşlarda bu alışkanlığı kazanmak ve sürdürmektir. Unutulmaması gereken ise, uzun yıllar sportif ak-tiviteye katılmayanların, önce bir sağlık kontrolundan geçmeleridir. Böylece sağlıklı-bir yaşlılık çevredekilere de mutluluk verecek, bireysel ve toplumsal yararlar sağlayacaktır.

Dr. Emin ERGEN – Caner AÇİKADA

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz