Wright Kardeşler biyografisi, hayat hikayesi. İlk uçağın icadının hikayesi.

0
26

İnsanlık tarihi, insanın doğadaki maddelere hükmetme çabasının tarihidir. Ve insanoğlu bu çabasında daima başarıya ulaşmıştır. İşte, insanın havayı hakimiyeti altına alması bu çabanın zirvesini tenkil eder. Yüzyıllar boyunca, insanlar havada uçma sorununu çözmeye uğraşmışlar, pek çok öncü havaya yükselme ve havada durma konusunda yiğitçe teşebbüslere girişmişlerdir. Rönesans’ın ünlü ressam ve heykel traşı Leonardo ve Vinci bile gerçek bir uçak modeli hazırlamış, fakat o vakitler yakıt veya harekete geçirici güç olmadığından, plimm uygulama alanına koyamamıştı. 18, yüzyıl sonlarında, Fransız Montgolfier kardeşlerin dehası (5 Haziran 1783 de) havada duran ilk balonu ortaya çıkarmış ve insanlar ilk kez havaya yükselmeyi ve on dakikacık bir süre havada durabilmeyi başarmıştı.Havanın hakimiyetine doğru ilk adımdı, bu.
Bugün insanın aya ayak bastığı şu günlerde, havada durabilen ilk balon, sonra 1903 de insanın ilk uçağı yapması ve o ilk uçuşta en uzun süre olarak elli dokuz saniye havada kalabilmesinin sözü mü edilir diyeceksiniz. Fakat, bugün bizim insanın aya varmasından duyduğumuz heyecanı, 1903 ün insanları ilk uçağı havada görmekle duydular. Nesil biz bugün ay yolculuğunu bir devir açacak şeklinde niteliyorsak, 1903 için de Orville ve Wilbur Wright kardeşlerin kendi yaptıkları ilk uçakla havalanıp, havada sadece elli dokuz saniye kalabilmiş olmaları, insanlık tarihi için çok büyük ve devir açıcı nitelikte bir başarıydı.

17 Aralık 1903 dünyanın her yerinde anılan bir gün olarak tarihe geçti. O gün insanlık tarihinin doğa ile mücadelesinde en yiğitçe girişimlerden biri vuku buluyor ve, başarıya ulaşıyordu. Evet, bugün göklerde yaratılan harikaların, uzaydaki büyük mucizevi girişimlerin bir başlangıcıydı o tarih. Bir dev-rim yapılmış, insanlığın emrine yeni ufuklar açılmıştı. İnsanlar, daha önce de çeşitli şekillerde, balon-arla ve planörlerle havada uçmayı denemişlerdi. Fakat, Orville ve Svilbur Wright kardeşlerin uzun süren çabası, İleri görüşlülüğü, aklı, yeteneği, cesaret ve azmi sayesinde, 17 Aralık 1903 de ilk kez havadan daha ağır bir araçla havada ilk uçuş yapılabildi.

Wright kardeşlerden Wilbur 1867 de İndiana Eyaletinin Millville şehrinde, Orville ondan dört yıl sonra 1871 de Ohio Eyaletinin Dayton şehrinde doğdu. Gençler, daha çocuklukta mekanikle ilgilenmeye başladılar, daha da önemlisi, böyle bir konuda öncü olmak için gerekli «meselelere bilimsel yaklaşım» biçimini benimsediler. Sabırlı, dikkatli, tedbirli ve azimli idiler; herhangi bir adım atmadan önce, atacakları adımın kurasal olarak kanıtlanmış olmasına özel dikkat gösterirlerdi. Bu titizlik ve itinaları, makinelerini inşa ederken kendileri için çok değerli olacaktı. Mühendislik yeteneklerini, o vakitler pek popüler olmaya başlayan matbaa makineleri ve bisiklet yapımında kullanıyorlardı.

1896 ya kadar da uçma olanağı üzerinde ciddi olarak durmamışlardı. Şimdiye kadar bu fikirle sadece oynamışlar, eğlenmişlerdi. 1896 da, uzun planör uçuşlarıyla dünyayı şaşırtmış olan Alman Mühendis Otto Lilienthal ölünce, Wright kardeşlerin ilgisi bu soruna yöneldi ve, hala bir boş zaman eğlencesi olarak, Lllienthal’in planörlerinden daha başarılı bir makine yapmaya karar verdiler. Al-man meslektaşlarının zayıf noktasını anlamışlardı. Lilienthal makinesini kendi bedeninin hareketleriyle dengelemişti. Wright kardeşler bundan daha iyi bir metodun gerekli olduğunu anladılar. Fakat bu metodun ne olması gerektiği konusunda en ufak bir işaret yoktu ortada. İşte, bu iki genç adamın dehası ve yiğitliği bu metodu keşfedecekti. Keza, Wright kardeşler planör uçuşlarının iyi bir spor olarak sürüp gidebileceğini, oysa havada uçmadan pratik uygulamalar bekleniyorsa, bunun için uçmaya hareket verici bir güç katılması gerektiğini düşündüler.

Sir Hiram Maxim, buharı itici bir güç olarak kullanmış çeşitli denemeler yapmış, başarıya ulaşamamakla birlikte bu konuda çok değerli bilgi ve dokümanlar kolleksiyonu ortaya çıkarmıştı. Uygun bir motor icat etmek de Wright kardeşlere düştü. Başkalarını bıktıracak kadar çok çalışma ve bir hayli hayal kırıklığına rağmen, Wright kardeşler bu güçlükleri yenecekti. Kaç kereler, yaptıkları değişiklikler ve ilerlemelerin yeterli olmadığını gördüler. Fakat umutsuzluğa düşmediler, Yılmadılar. Bir kere başlamışlardı ve emeklerinin sonunda başarıya ulaşacaklarına inanıyorlardı. Artık onları yollarından alıkoyacak hiç bir engel olamazdı. İşe karar verince, hemen makineyi yapmaya girişmediler. ilk önce incelemeye ve çalışmaya koyuldular. Uçma konusunda mevcut ne kadar doküman varsa topladılar. Bu alandaki bütün öncülerin yazılarını, çabalayıp da başarısızlığa uğrayanlar, hava gemileri ve balonlarla uçuş denemesi yapan kişilerin eserlerini okudular. İşlerine yarayacak her türlü bilgi kırıntısı için bütün eserleri dikkatle taradılar. Hava basıncı, hava cereyanları, en fazla kaldırıcı güçle uçak yapabilme, dengenin sırları, başlangıç yükselmesini (havalanmanın) sağlamanın en iyi yolu ve havaya hakim olabilmek için gerekli daha bin bir çeşit yazıyı, bilgiyi okudular, incelediler. Verileri toplamak ve mümkün olabilecek her ihtimali tartışıp karara varmak için saatler harcandı.

Wilburg başka, Orville başka görüş açılarından problemlere yaklaşıyorlar, tartışma kızıştıkça kızışıyor ve taraflardan biri kendi görüşünü sonuçlarıyla birlikte ispatlayana kadar sürüyordu. Şüphesiz bu, probleme yaklaşmada en iyi metoddu. Meselenin kuramsal yönü aydınlanmadan uygulamaya geçmek bilimsel bir yaklaşım biçimi değildir. En çok zaman alan sorun denge ve kontrol sorunu idi. Ve herşey bunların çözümüne dayanıyordu. En sonunda, bir planör yapmaya karar verdiler. Deyton’daki atelyelerinde çalışmaya başladılar; uzun süren çalışmalar ve müzakerelerin sonucu olarak, pek çok yeni özellikleri olan iki satıhlı bir uçak(biplane) yaptılar. Lilienthal kendi makinasında araca dik olarak oturuyordu, Wright kardeşler, pilot araca yatay olduğu takdirde, rüzgar direncinin azalacağını düşündüler. Neticede, yaptıkları araç da pilot alttaki kısımda uzunlamasına boylu boyunca duruyordu. Daha da önemlisi, iki kardeş uçağın baş ve kıç ve yan dengelerini kontrol edecek yöntemler geliştirmişlerdi. Yani aracın öne-arkaya, veya yana yatması önlenmiş oluyordu. Baş kıç dengesi, aracın önüne yerleştirilen ve «irtifa dümeni» (elevator)denen ve pilotun kontrol edebileceği yardımcı bir makina ile sağlanıyordu. Uçarken, makinenin yükselmesi için dümeni daha yüksek bir açıya iğmek veya aksi işlemi yapmak yetiyordu. Deha güç olan yan denge sorunu da çözümlenmişti. Aracın kanat uçları eğilip bükülebilir bir şekilde yapılmış ve kanatların düz durması sağlanmıştı. Kanat uçları da tellerle pilota bağlı idi. Böylece, uçağın bir yanı aşağı doğru indiğinde, pilot oyanı yukarı kaldırıyor ve hava basıncı uçağı tekrar düz hale getiriyordu. Yani, bugün goşisman kumandaları (alleroncontrol) olarak bilinen bu devrimsel buluşun meselenin çözümü olduğu anlaşıldı. Bundan sonra,havaya hükmetmek sadece zaman meselesiydi.

1900 yılında, Wright kardeşler Kuzey Cerolina’nın Kitty Hawk şehrinde ilk denemelerini yaptılar. Çeşitli denemeler, belirli değişiklikler yapıldıktan sonra, istenen sonucun yakın olduğu ortaya çıkmıştı. Doğru yoldaydılar. Biraz daha araştırma, biraz daha çaba aradıkları kontrolü sağlayacaktı. Bir sonraki adım, planöre gerekli itiş gücü verebilmekti. Neyse ki, tek uygun itici güç olan benzin motoru mevcuttu. Uçmayı sağlayan benzin motorudur. Çünkü bu, aşağı yukarı 1350 gramlı bir ağırlık için bir beygir gücü sağlar. Fakat, o günlerde Wright kardeşlerin kullanabileceği motor henüz yoktu. Otomobil motoru ise fazla ağırdı. Wright kardeşler kendi motorlarını kendileri yapmaya karar verdiler ve kısa bir sürede işi tamamladılar. On beş beygir gücünde ve iki pervaneyi işletebilen dört silindirli mütevazı bir motordu bu.

Sonraları, Wilbur aracını Avrupa’ya götürdüğünde, Avrupalı uzmanlar önce küçümsemişlerdi bunu, fakat Wilbur gerçek uçuşlarıyla onları inandırmıştı. Zaten Wright kardeşler ne yaptıklarını biliyorlardı ve de motor görevini yerine getirdi.

1903 Aralığında araç Kitty Hawka getirildi. Büyük deneme için her şey hazırdı. Şehir halkı, tarihin bu ilk uçağının havalanmasına tanıklık etmeye çağrıldı. O vakit, Wright kardeşler, araçları İçin«uçak» sözcüğünü kullanmamışlar, araca «Wright Uçucusu» (Wright Flyer) adını vermişlerdi. Fakat çevre halkı, bu tabirden bunun bir antika meraklısının işi olduğunu sanmış ve olaya fazla önem vermemişti. Öyle ki insanlık tarihinin bu önemli olayını, o gün o saatte bir tarih yaratıldığını sadece beş kişi izledi. 17 Aralık sabahı buz gibi bir soğuk ve saatte yirmi yedi mil hızla esen bir rüzgarda, Wright kardeşler araçlarını ortaya getirdiler ve ilk havalanmayı sağlayacak aletlerin üzerine yerleştirdiler. İlk deneme için, iki kardeş yazı tura arttı. Wllbur kaybetti. Bunun üzerine Orville araca çıktı; ve Wilbur pervaneyi çalıştırıp, uçağı serbest bırakan ipi çelktikten sonra, aracı tahta rayın sonuna doğru itti. Araç yerden kalktı. Havada çılgınca sürüklendi, döndü ve on iki saniye sonra kalktığı yerden otuz altı metre uzaklıkta yere indi. Havada on iki saniye. Uçmak mıydı bu? Evet, ne de olsa uçmaktı.

Ve şimdiye kadar yapılmış uçukların en önemlisi idi. Sonra Wilbur’a sıra geldi. Wilbur havada elli dokuz saniye kalmayı başardı, ve ikiyüz kırk dört metre yol gitti. O günün uçuşu rüzgarın aniden şiddetlenmesi sonucu korunamayan aracın ters dönmesi ile sonuçlandı. İnsanlar nihayet uçmuştu. Uçuş ne kadar kısa olursa olsun, tarihte ilk kez, motor gücüyle işleyen ve havadan daha ağır bir araç uzayda yolculuk yapmıştı. Wilbur Wright’ın dediği gibi, «dünya tarihinde ilk kez, İçinde İnsan bulunan bir araç serbest uçuşla, kendi gücüyle itilerek havaya yükselmiş, hız düşüşü olmadan düz bir yol izleyerek ileriye gitmiş ve kazasız belasız tekrar yere inmişti». Dünya, o soğuk kış günü Kuzey Karollna’da olanlardan habersizdi. iki adamın gerçekten uçtuğu hakkında rivayetler dolaşıyor, fakat buna pek az kişi inanıyordu. Böyle bir uçuş olanağı, o günlerde ortalama insan aklı için olacak şey değildi. Bizim içinde, bundan 50 yıl önce «aya yolculuk» inanılmayacak, gerçekleşemeyecek bir rüya değil miydi. Wright kardeşler daha dayanıklı ve daha güçlü bir araç yapmak için işe koyuldular. Ve bu defa deneme alanlarını Deyton’un sekiz mil güneyinde bir yere taşıdılar. Olup bitenler hakkında dünya kamu oyuna bir fikir vermek İçin de, yeni denemeyi İzlemek Üzere elli gazeteci davet ettiler. Basın mensupları inanmaktan çok meraklarını tatmin için gelmişlerdi. Fakat hiçbir şey göremediler. Rüzgar çok kötü esiyor ve makina iyi çalışamıyordu. Gazetecilerin bir kısmı ertesi gün yine geldiler. Yine bir şey göremediler. Böylece, şüpheleri doğrulanmış olarak oradan ayrıldılar. Reklam yokluğu Wright kardeşlerin umurunda bile değildi. Her ikisi de çok mütevazı ve mehçup kişilerdi. Onlar, başlıca güçlükleri yendiklerine ve havayı zapteddiklerine inanıyorlardı. Fakat bununla Övünmek arzusunda değillerdi. Tek istedikleri şey araçlarını mükemmelleştirmekti.

Wilbur, «çok konuşsaydım, papağana benzerdim; en çok konuşan ve en az uçan kuş.» diyordu. Basın mensupları önündeki başarısızlıktan sonra, Wright kardeşler gerçekten uçmayı başardılar. Uçuş süreleri gittikçe artıyordu. Artık dakikalarca uçabiliyorlar ve bir milden fazla yol kat edlyorlardı.

1904 de Londra Havacılık Derneğinde. Wilbur Wright’in «24 millik bir uçuş yaptıklarını» belirten mektubu okunduğunda büyük bir heyecan yaratmışı. Fakat, hala pek çok İnsan meseleye şüpheyle bakıyordu.

1905 de, kardeşler bir süre için uçuşa ara vermeyi kararlaştırdılar. Artık denemeleri ve araştırmaları çok geniş ilgi topluyor ve uçuş tecrübeleri şaşkın bir kalabalık tarafından izleniyordu, iki kardeş bir süredir bütün zamanlarını ve paralarını bu işe yatırmaktaydılar. Çoktandır, uçuş işi artık bir hoş zaman eğlencesi olmaktan çıkmıştı. Bisiklet işini de bırakmışlar ve kendilerini tamamen bu yeni işe vermişlerdi. Sonuç olarak, geleceklerini icatlarından alacakları paraya bağlamışlardı ve bunun ayrıntılarının başka birileri tarafından çoğaltılıp dağıtılmasından korkuyorlardı. Bu nedenle, bu defa zamanlarını teknik gelişmelere ve laboratuvar araştırmalarına ayırdılar. Wright kardeşlerin, uçuş sahasından uzak oldukları o süre içinde, Avrupa’da da bu alanda epey ilerlemeler olmuştu. Pek çok kişi enerji gücüyle işleyen uçakları mükemmelleştirmeye uğraşıyordu. Fakat Wright kardeşler bu konuda o kadar ilerdeydiler ki. Avrupalı uzmanlarla yapılan yarışmada en çok başarı sağlamaları hiç de zor olmadı. Fransa de bir sendika (ABD ile müzakereleri yürütmek için) işin mali yönünü ele aldığında. iki kardeş bir kere daha neler yapmış olduklarını dünyaya göstermek zorunda kaldılar.

1908 de Orville kendi hükümetinin denemeleri için Amerika da kalırken, Wilbur Fransa ya gitti. Le Mans’da Wilbur’un basit yaşayış biçimi herkesi şaşırtmıştı. Sevgili makinesi yanında portatif bir karyolada uyuyor ve möble olarak da bir iskemle ve basit bir masa ile yetiniyordu. Fakat, uçmaya başladığında, Fransızlar daha da büyük bir şaşkınlığa uğradılar. Wilbur 8 Ağustosda başlayarak, her gün bir önceki uçuşuna yenilikler katıyor, havada serbestçe yükseliyor ve dönüyordu. 6 Eylülde Chalons’da yanında bir yolcu ile bir saat dört dakika uçtu.

Bir kere daha tarihe yenilikler katmıştı. Bu arada Amerika’da, Orville de aynı derecede başarılı uçuşlar yapıyordu. Fakat kötü bir kaza onun zaferini bulandırdı. Ordudan Teğmen Seifridege İle uçarlarken, pervane zincirlerinden biri koptu ve uçak düşerek yerde parçalandı. Orville kazayı ciddi yaralarla atlatmış, fakat Selfridge maalesef ölmüştü.

18 Aralıkta, Fransa’da Wilbur’un iki saat süren ve 300 metre yükseklikteki uçuşu (ikisi de o zaman İçin dünya rekoru idi) üzerine. Fransa’da Wright patentini satın almak isteyen firma tatmin olmuş ve para ödülü en nihayet Wright kardeşlerin mali sıkıntılarına son vermişti. Bundan sonra başarılar birbirini kovaladı. Dünyanın her yanında hükümetler uçağın askeri ve sivil yönden değerini anladılar ve satın alma teklifleri birbiri arkasından geldi. Wright kardeşlerin günü gelmişti artık. Her yerde baş tacı ediliyorlardı. Avrupada krallar bu yeni mucizeyi seyre geliyor, Amerika da büyük kalabalıklar Wright sergilerini dolduruyordu. Uzun bir süre havacılık dünyasının en ünlü kişileri olarak kaldılar, her hareketleri gazetelerin ilk sayfalarını işgal elti. Fakat, bütün bu güçlüklerden sonra, bu denli bir başarıya ulaşmak, böylesine ilgi görmek çok hoş bir şey de olsa, Wright kardeşler için, kendilerinin bütün zamanlarının en devrimsel buluşlarından birini yapmış olduklarını bilmek hazzı her şeyin üstündeydi. Sonra Wright Kardeşler uçuşu bıraktılar ve ilgi ve çalışmalarını uçak yapımına ve yeni eleman yetiştirmeye yönelttiler. Dünyaya büyük bir şey kazandıran bu iki kardeşin ortaklığı 1912 de sona erdi. Wilbur Wright yakalandığı tifodan kurtulamayarak 30 Mayıs 1912 de öldü Orville, kardeşiyle birlikte kurdukları işin kısa zamanda hayal edemeyecekleri kadar, inanılmayacak bir hızla geliştiğini görüyor ve 1903 ün soğuk bir Aralık günündeki oniki saniyelik ilk uçuşu hatırlamadan edemiyordu. Orville hayatının geri kalan zamanını tamamen araştırmaya hasretti. 1948 yılında öldü.

One Hundred Great Lives’den Çeviren:Sönmez Taner

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz