Van Gogh – sarı rengin ressamı. Van Gogh’un tabloları

0
15

Van Gogh’un Başdönmeleri

Amerikan Tıp Birliği Dergisi (JAMA)’nin 25 Tem­muz 1990 sayısında 4 doktorun bildirdiğine göre, bü­yük ressam Vincent van Gogh’da ne delilik ne de sara mevcuttu. Van Gogh, Meniere hastalığı denen bir iç kulak hastalığının yarattığı şiddetli baş dönme­lerinden acı çekiyordu. Bu sırada bulantı, kusma, işit­me azalışı ve kulakta çınlama olmaktadır. Van Gogh’un kulağını kesmesinin Meniere hastalığı ile ilgili ol­duğu düşünülmektedir. Ancak her Meniere’li kula­ğını kesmediğine göre, Van Gogh’da başka neden­ler de aranmış ve bulunmuştur. Van Gogh fazla mik­tarda yüksük otu alıyordu. Bu otun içinde dijitalin de­nen önemli bir kalp ilacı (aynı zamanda zehirdir) bu­lunmaktadır. Dijital zehirlenmesi, sarı görme yap­maktadır (ksantopsi). Van Gogh’un tablolarında sa­rı rengin egemen oluşunu buna bağlamak mümkün­dür. Ayrıca Van Gogh absent (pelin otundan yapılan bir içki) içiyor ve ilaç olarak da kafuru ve terebentin kullanıyordu. Bu nedenle Van Gogh’un tam deli ol­masa bile anormal olduğu, başkalarının kullanma­dığı ilaçları kullandığı ortaya konmuştur.

Bir bilim adamı şöyle demiştir: “Deha, iki kena­rı da keskin bir bıçaktır; bir kenarıyla geleceği yon­tar. bir kenarıyla kendini keser. Ne yazık ki, toplu­ma egemen olan iki yanı da kör bıçaklardır; bunla­rın kendilerine zararı olmazsa da topluma yararı da olmaz. Hayat, iki yanı keskin bıçaklarla iki yanı kör bıçaklar arasında bir düellodan ibarettir. Bir yanı kes­kin, bir yanı kör bıçaklar mı? Onlar, kendilerine za­rar vermeden, toplumu kesmekle meşguldürler.”

avatar
  Subscribe  
Bildir