[Tıp doktoru] Bergamalı Galen biyografisi, hayat hikayesi, buluşları, keşifleri.

0
18

Galen M.O. 130’da Bergama da doğdu ve Bergama asırlarca Galenden dolayı ünlü bir şehir olarak anıldı. Galen’in babası Nicon iyi eğitim görmüş, kültürlü bir yunanlı idi, ve muhtemelen mimardı. Annesi ise, dırdırcı, ters huylu bir kadındı. Belki de böyle olmasının nedeni, kocasının içkiye fazlaca düşkünlüğü, oğlunun ise bir dahi olmasıydı. Hayat, kadıncağız İçin pek kolay olmasa gerek.

Galen yirmi yasında iken babası öldü Galen de dünyayı tanımak ve tıp öğrenmek İçin yola koyuldu. Seyahatleri konusunda kesin bir bilgi yok, ancak İzmir’de bulunduğu ve orada öğrenim gördüğü biliniyor İskenderiye’ye de gitti ve orada devrin ünlü kafileri ve eğitimcilerinin derslerini dinledi. Bunlar arasında Stretonlcus ve Aeschrionun tıp dersleri ve Heracllanus’un anatomi konusundaki dersleri sayılabilir.

Ne çeşit bir gençliği vardı, ne gibi serüvenlerle olmuştu? Şu veya bu tahmin yürütülebilir, çünkü Galen hiç bir zaman bu konuda bir şey yazmamış, hayatını anlatmamıştı.
En kötü ihtimalle, oldukça çalışkan bir öğrenci olduğu söylenebilir. Bergamaya dönüp doktorluğa başladığında yirmi sekiz yaşında idi.

Galen çok başarılı bir doktordu, çağdaşlarını bir hayli geçmişti. Zamanının bir kısmını tecrübe kazanmak ve bilgisini genişletmek için deneylere ayırdı.
Bergama şehri, böylesine bir deha için çok ufak, çok dardı Ve Galen, devrin Newyork’u sayılan Roma’ya doğru yola çıktı. Başlangıçta soğuk karşılandı; çünkü gerçek tıp okullarının hiçbiriyle ilişkisi yoktu. Galen’in önderi Hippocrates idi, onun dışında modemlerin anlatmak istediği her şeyi bir kenera atıyordu.

Bununla beraber şansı yaver gitti. Ve şifa bulmaz bir hastalığa yakalandığı söylenen Eudemus’u iyileştirince, bir hayli ün kazandı. Roma artık Galen’i kabullenmiş ve hizmeti karşılığı kendisine yüksek ücret Ödemeye başlamıştı, iki hefta tedavi ettiği zengin bir bayan bugünün 20.000.— lirası değerinde bir ücret ödedi Galene, para, o günlerde de bugünkü kadar önemli idi.

Roma’nın soylu filozof kralı Mercus Aurellus modaya uyarak Galen’e başvurdu. Kendisi mide ağrısından şikayetçi idi. Galen Kral hazretlerini kuvvetli bir peynir rejimi ile tedavi etti. Sonuç pek tatminkar olmuşa benziyor, çünkü Marcus savaşa giderken, oğlu Commodus’un yönetim ve eğitimini Galen’e bırakmıştı.

Bütün bunlar Galen için hoş şeylerdi, fakat o zaman meslektaşlarının ciddi eleştirilerine maruz kaldı. Belki de bu diğer doktorlar, züppece giyinen ve bir amele gibi çalışan bu yakışıklı Yunanlıyı kıskanıyorlardı.

Saray çevreleri kendisinden yana olduğu sürece, Galen bu eleştirileri duymamazlıktan geldi.
Ayrıca, zaten bunlara vakit ayıramayacak kadar meşguldü. Devamlı olarak çalışıyordu. Kitaplardan değil; Galen’in okulu doğa idi, çevresi idi insan bedeninin içinde ne olup bittiğini bilmek istiyordu. Bunu nasıl öğrenebilecekti? Bir ÖİU bedenini kesip biçmek çok ağır bir suçtu. Hatta saray bile Galen’i böylesine ağır bir suçtan kurtaramazdı.
Ancak, Galan yetenekleri yüksek olan biriydi. İnsanlarla maymunlar arasında çok fazla fark bulunmadığı kanısına vardı. Bu kanıdan hareketle, Galen, maymunları keserek insan fizyolojisini inceledi. Maymun da bulamadığı durumlarda, incelemesini domuzlar üzerinde sürdürüyordu. Bu yolla, çağdaşlarının pek cahil olduğu konularda. Galen pek çok şey öğrendi.
Aristo, arterlerin (kan damarları) hava ile dolu olduğunu düşünmüştü. Galen’in çalışmaları bu düşüncelerinin saçma olduğunu gösterdi. Arterlerde kan vardı. Gerçek olan bir şey varsa, Galen neredeyse gözlem ve incelemelerini kan dolaşımım bulmaca kadar verdırmıştı. Maymunları kesip biçmesinde, şüphesiz pek çok teknik yetersizlikler vardı. Bu nedenle de cifler yoluyla bir dolaşım, damarlar yoluyla başka bir dolaşım buldu-flu halde, bu iki dolaşımın birbirine bağlı olabileceğini hiç düşünmedi. Kan damar sistemi, Galen’e göre karaciğerde başlıyordu. Fakat Galen bunun nasıl geri donduğu hakkında açık bir anlayışa varamadı. Kılcal damarların varlığı daima gözünden kaçmıştı.

Kalp konusunda da aceyip bir fikre sahipti Kalp kapaklarını bulmuş, ancak bunları kanın ha raketiyle birleştirmeyi akıl edememiş, kalbin gerçekte bir tulumba motoru olduğunu düşünememişti.

Eğer Galen, yaşadığı devirde herkesi bütünüyle gölgelememiş ve sözleri yüzyıllar boyunca tek geçerli görüş olarak kabul edilmemiş olsaydı, bu yanlış kavramlar pek fazla şey değiştirmez ve unutulup giderlerdi.

Kemiklere gelince. Galen bu konuda daha çok bilgiye sahipti Şans burada yardımcı olmuştu kan-dişine. Bir dağ başında, öldürülmüş bir hırsızın iskeletini buldu. Galen’in ne kadar sevindiğini tahmin edebiliriz. Kemikleri topladı ve inceledi. İncelediği maymunlardan, insan bedenindeki kaslar ve sinirler konusunda aşağı yukarı bir fikir edinmişti, ancak bu konudaki fikirleri ve bilgileri de şüphesiz yetersizdi. Galen, duyu sinirlerinin beyinde, hareket sinirlerinin ise omur ilikte teşekkül ettiğini düşünüyordu. Yani, Galen İnsan bedeninde iki çeşit sinir olduğunu bunların başında biliyordu ve bu bahis konusunda akıllıca yazılar yazmıştı. Göğüs ve karın organlarını tanımlamış ve her birinin fonksiyonlarını ortaya çıkarmıştı.

Pratik çalışmaları ve araştırmalarına rağmen. Galen bir yandın de, bütün öğrendiklerini ve hatta Öğrenemediği bir sürü şeyi yazmaya vakit bulabiliyordu. Toplam olarak yetmişsekiz kitap ve on dört makale yazmıştı. Anatomi konusunda dokuz, fizyoloji konusunda yedi, patoloji konusunda altı, terapati konusunda on altı ve faramtsi konusunda otuz kitabı vardı.
Dikkat ederseniz, Gelen kadın-doğum konusunda hiç bir şey yapmamıştı. O devirlerde, bir çocuğun doğumu, akıllı bir adamın ilgi duymaması gereken bir konuydu. Bu görüş asırlar boyunca devam etti. Gerçekten de, bu oş daha dün diyebileceğimiz bir geçmişte ebenin elinden elma rak, doktora tevdi edilmiştir.

Bütün yazılarında. Galen bir yığın aptallıkları da yapmıştır. Galen her konuda bir kuram geliştirmişti; bütün kuramlarını dikkatle kaleme alırdı.
En geniş kapsamlı kuramlarından biri, doğada her şeyin akıllıca düzenlenmiş bir plan içinde yürüdüğü ve doğanın yaratıcının iyiliğinin bir delili olduğunu söyleyen kuramdı. Hayalin iki büyük güç —Kalıtım ve Çevre— tarafından yoğrulduğu, hiçbir vakit Galen’in dikkatini çekmemişti.

Galen tarafındın ciddi bir gerçek olarak ortaya konan üç kuram daha vardı. Bunlar da asırlar boyunca tıp mesleğinde kıyametler koparmıştır. Birincisi «kanın karaciğerde «doğal» ruhlar, sol karıncıkta «hayati» ruhlar ve beyinde «hay vansel» ruhlar haline dönüştüğüdür. Bütün organizmanın «nefes» tarafından canlandırılmakta olduğunu söylemişti. Galen Bugün buna «ruh» ve «can» deniyor ikinci kuram, kanın ayırıcı bölmedeki hayali delikler kanaliyle sağ karıncıktan sol karıncığa geçtiğini söylüyordu.
Üçüncü ise, yaraların tedavisinde cerahat teşekkül etmesi gerekliliği kuramı idi ki, bu daha sonraları «yaranın ikinci defa kapanması yoluyla tedavi» olarak bilinmekteydi. Bu aptalca fikir cerrahiyi uzun yıllar geri bıraktırmış ve binlerce kurbana mel olmuştur.
Galen doğuştan gezginci; bilme, öğrenme isteğiyle hareket eden biriydi. En fazla Roma’da kalmış, fakat Roma bile onu daimi barındırmayı başaramamıştı. Pek geçerli olmayan bir rivayete göre, onu imparatorluk başkentinden uzaklaştıran sebep veba idi, Pek muhtemel görünmüyor çünkü Galen’in en çok saygı duyduğu biri olan Hippocrates, bunun tam tersini yapmıştı.

Har neyse, Galen mesleğini bıraktı ve uzun seyahatlere çıktı. Gezdiği yerler tam olarak bilinmiyor Ancak. Limnl Adasında görüldüğü kesin söylentilere göre, burayı ziyaretinin nedeni Limnl toprağının tedavi edici özellikler taşıdığı.
Burada pek uzun kaldığı sanılmıyor, ancak kesin olarak bilinen şey Roma’ya bir daha hiç
dönmediği.

Galen’in son yılları biraz karanlık. Şurada, burada kah doğayı incelerken, kah yazarken, kah dostlarına bulgularını anlatırken görülüyor. Ve böylece, gitgide kayboluyor. Galen Ölüm tarihi bile bilinmiyor. Sicilya adasında, seksen yaşlarında öldüğü sanılıyor.

Roma’de böylesine parlak bir hayat sürmüş, saraya bu kadar yaklaşmış birinin hayatının son Yirmi yılının bu şekilde karanlıkta kalması gerçekten sanılacak say.
Galen kaybolduğu halde, çalışmaları ve etkisi uzun yıllar yaşadı. Galen’den sonra bin yıl boyunca bu alanda bir başkası daha yetişmedi. Zamanla, adı efsaneleşti ve büyük nüfuz kazandı.

Bunun da ötesinde. Galen bir güç, bir kutsallık kazandı Aziz mertebesine yükseltildi. Bin yıl boyunca Galen, demirden bir asa ile hükmetti dünyaya, kesin ve seri. Orta Çağ için Galen bir kahin idi. Her şeyi görmüş, her şeyi bilmemiş miy di? Galen’i öğrenmek tıp mesleğini öğrenmek demekti. Aristo bilim adamları için ne ise. Galen de doktorluk için o idi.
Bin yıl boyunca, dünya Galen’in ayakları dibinde durdu Yaptığı yanlışlıklar, gerçek buluşlarıyla aynı derecede saygı görüyordu. Bu hayranlık, bu körü körüne saygı nedeniyle Galen ölümsüzlüğe yükseltildi.

Galen, farkında olmadan tıp bilimine büyük buluşlar kazandırmıştı, fakat bugün Galen daha çok yaptığı yanlışlıklara gösterilen saygı nedeniyle yaşar.
Ekim 1970

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz