Testesteron nedir? Hayatımızı nasıl etkiler?

0
105

Hormonların davranışlara etkisi

Davranışın temelini araştıran biyolojik teorinin sar­kacı, davranışın nörolojik olarak açıklanmasına doğru kaymaktadır. Fakat beynin ya da diğer organların büyüklükleriyle davranışlar arasında bir ilgi kur­maya çalışan 19. yüzyıl anatomi uzmanlarının ve fi­zik antropolojistlerinin aksine, bugünün bilim ada­mı bunun yerine hormonlar, nöropeptidler ve beyin­deki lezyonlar üzerinde durmaktadır.

Davranışın biyolojisi üzerinde çalışan bir grup bilim adamı, kuş sesinden cinayete kadar değişim gösteren davranış şekilleriyle biyolojik fonksiyonlar arasındaki ilişkiyi geniş bir araştırma sonucu özet­lemişlerdir. N.Y. Rockefeller Üniversitesi nörolojisilerinden Dr. Pfaff beynin frontal lobunun ve düşün­ce ile ilgili diğer bölümlerinin, biyolojik fonksiyonla­rın kontrolcüsü limbik sistemle aynı yerde bulundu­ğunu görmüş, ayrıca limbik sistem mekanizmasının primitif ve patalojik davranışlar üzerinde bir rol oy­nadığını iddia etmiştir.
Aynı türün kuşlarının seslerinde olduğu gibi, iç ­güdünün, kuş sesi uyaranında en iyi öğrenmeyi sağ­ladığı görülmüştür.

Rockefeller Üniversitesinin Millbrook Kampüsü’nde hayvan davranışları profesörü olan Peter Marler kendi türlerinden izole edilen bataklık ve ötücü serçelerin başka türlerin ezgilerini öğrendiklerini bul­du. Hatta o kadar ki, kuşlar tamamen izole halde dahi çok kötü de olsa bunu başarmışlardı. Ötüşleri, nor­mal ötüşlerin ezgisel ortaklığını taşıyordu. Notalar hissedilmese de, yapı aynıydı. Marler, bunu içgüdü­sel bir öğrenme tarzının sonucu olarak açıklar. Bu­nun yanında bazı kuşlar temel bir ezginin şekillen­mesinde yaratma içgüdüsüne sahiptir.

Araştırmacılar, yiyeceğe doygunluk ve tuza aç­lık gibi iki içgüdüsel davranışın biyolojik sebeplerini de araştırmışlardır. Pankreatik glukagon (PK) ve kolesistokinin (CCK) adlı iki hormonun, hem beyinde hem de sindirim sisteminde bulunan peptidler ol­duğu bilinmektedir. N.Y. Kolombiya Üniversitesin­den Nori Geary’nin gerçekleştirdiği deneyler, bu hor­monların yemek sonrası rahatlama duygusu kontro­lünden sorumlu olduklarını gösterdi. Fareler ve in­sanlarda yaptığı araştırmalarda Geary, vücudun bu hormonları, yemeğin başlangıcının birkaç dakika sonrasında aktive ettiğini buldu. Yemekten 5 daki­ka önce vücuda enjekte edilen glakagon, insanın normalden % 18 az yemek yemesine sebep olmak­tadır.  Glukagonun antikorlarının ona zıt bir etkisi var­dır ki, insanın yemek yeme miktarını °/o 40 artırabi­lir. Kolesistokinin (CCK) de aynı şekilde görev yapar.

Gebe kadınların vücutlarındaki sodyumun geli­şen fetüse transferiyle karşılaşılan sodyum yetersiz­liğinde ise vücut bunu içgüdüsel olarak yediği ye­meklerde arama yoluna gider. Filedelfiya’daki Pensilvanya Üniversitesinden A.Epstein bu eksikliği ve tuza isteği, beyine, angiotensin II ve aldosteron de­nen hormonların haber verdiğini göstermiştir. İnsanlarda, biyolojik anormalliklerin en belirgin göstergeleri genelde aşırı davranış şekilleridir. Sinirli davranışlardan sorumlu testesteron hormonu, kadın­larda çok az miktarda olsa da erkeklik hormonu ola­rak bilinir. Atlanta Georgia S.Üniversitesi’nde J.Dabbs Jr.,son yıllarda yapılan bir dizi araştırma­lar neticesinde testosteronun, tüm kızgın davranış­ların uyaranı olduğunu buldu.

Kışkırtılmaksızın cinayet işlemiş kadın tutuklularda yüksek oranda testesteron bulunmuştur. Oy­sa kendilerine saldırılması sonucu adam öldüren ka­dınlarda bu hormon daha az çıkmıştı.
Vietnam’da savaşmış ve rastgele seçilmiş 4500 asker üzerindeki araştırma, kandaki testesteronun, davranış bozukluğu, alkol ve ilaç bağımlılığı ile kuv­vetli ilişkisi olduğunu ortaya koymuştur.

Geçen sene yapılan bir araştırma, dokuz mes­lek grubu arasında yapılan bir test sonucunda, pa­pazlardan alınan tükrük örneklerinde testesteron ora­nının çok düşük olduğunu gösterdi. Bu arada pro­fesyonel futbol oyuncularında bu oran oldukça yük­sekti. Hatta tenis oyuncularında, büyük maç öncesi son gün, bu oran iki katına çıkıyordu. Üstelik bu oran, kazananlarda değişmezken, kaybedenlerde düşü­yordu. Bu türden deneyler, yüksek testesteronun in­sana kararlı, fakat bazı uyaranlara çok sert tepkili davranışlar kazandırdığını gösterdi.

Cinsel suçlar işleyenlerde yapılan testler, beyin­lerindeki morfolojik anormallikleri göstermiştir. To­ronto Üniversitesi’nden Ron Langevin, cinayet işle­miş tutukluların bir kısmının axial topografilerini kompüterize etmiştir. Kurbanlarını öldüren ya da ağır ya­ralayan bu tutukluların % 41’inin beyinlerinin sağ temporal bölgesinde normalin 4 katı kadar büyüyebilen bir genişleme gözlenmiştir. Bu genişleme cinsel suç işlemeyen tutuklularda ise, hiç görülmemiştir.

avatar
  Subscribe  
Bildir