Sporun fiziksel ve ruhsal yönden faydaları.

0
211

15 yaşında atletik yapılı ve güler yüzlü bir deli kanlı olan David, özel bir sorun yaratmadan büyüyüp gelişiyordu öğretmenlerinden iyi notlar alıyor, arkadaşlarıyla iyi geçiniyor, mutlu ve sevinçli yaşıyordu.
Bir gün babası, başka bir kente atandığını, iki ay içinde evcek oraya gitmek zorunda olduklarını haber verdi. Çevresine çok bağlı olan David bu haberden çok sarsılarak kabuğuna çekildi. David okulunu ve arkadaşlarını çok seviyor ve yaşam biçiminden mutluluk duyuyordu. Bunun için, bulundukları yerden ayrılmak istemiyordu. Bu yüzden aile içinde arka arkaya gittikçe sertleşen tatsız olaylar meydana geldi.
Sonunda David boyun eğmek zorunda kaldı. Anne, baba birkaç hafta içinde her şeyin yoluna gireceğini sandılar ama sandıklarının tam tersi çıktı. Genç delikanlı iyice kötülemişti. Notları biteviye düşüyordu. Günlük yaşamı, hepten bir yalnızlığa gömülmüştü. Kimse ile görüşmek istemiyordu. Kilo almaya başladı, davranışları iyice sertleşti, yakınlarına karşı saldırgan bir tutuma girdi.
Durumdan kaygıya düşen ana baba çocuğun öğretmenine başvurdular öğretmen “merak etmeyin, ben bu tür hallerle sık sık karşılaşıyorum. Siz onu sporla ilgilendirmeye bakın, spor yapsın” dedi.
Bu da kolay olmadı, nihayet annesi, onu ustaca oynanan bir sürü politika oyunundan sonra koşup atlayacağı, yüzüp voleybol oynayacağı bir spor kulübüne yazdırmayı başardı. Üç hafta içinde ikinci bir değişiklik oldu. David yine konuşkantarı, neşesi yerine geldi, aldığı kilo fazlasını geri verdi. Ders notları da düzeldi.
David’in öyküsü, ufak tefek farklarla her yıl, binlerce kez yinelemektedir. Bütün bunlar sağlıkla sporun birbirine sıkıca bağlı olduğunu ve bedensel hareketlerin (jimnastik, spor) beden için olduğu kadar beyin için de önemli olduğunu göstermektedir.
Spor kuşkusuz, gittikçe daha didişmeli hale gelen bir yaşamda saldırganlık ve gerginliklere karşı en iyi panzehirdir. Bize günlük sıkıntılarımıza bir ara verme olanağı sağlamakta, bir denge ve dinlenme öğesi olmaktadır.



Çok sayıda dünya uzun mesafe rekorunun sahibi olan Kenyalı koşucu Henry Rono.

Yüzme, atletizm, yada jimnastik gibi karakteri oluşturan bireysel sporlar bir karakter oluşturma okulu olup, insan burada nefse hakim olmayı öğrenir dayanıklılığını artırır Bireyler, az bile olsa başarılarını geliştirir, kendilerine yeni hedefler seçerler öte yandan, futbol, rugby, hockey yada water-polo gibi takım oyunları, başka nitelikleri özellikle oyun arkadaşlarıyla eş güdüm, takım ruhu ve dayanışma niteliklerini geliştirir. Ve son olarak sporculuk ruhu, eşitlik, beceri, nefse hakimiyet ve nezaketi bir araya getirir Modern Olimpiyat oyunlarının yaratıcısı Baron Pierre de Courberiin bu konuda şunu söylemiştir:
“Yaşamda önemli olan çok kazanmak değil, iyi savaşmaktır.”
Sporun fizyolojik düzeydeki yararlarının herkesçe iyi bilindiğini burada yinelemek gerekmez. Bununla beraber sporun genel sağlık üzerindeki olumlu etkisini anımsamak yerinde olur Fiziksel bir çalışmayı izleyen bir terlemede, yapılacak şey iyi bir duştur; çünkü duş, yorgun kasları iyice rahatlaştırır.
Ayrıca sporcular, hiç düzenli fiziksel çalışma yapmayan kimselere kıyasla çok daha az içki ve sigara kullanmaktadırlar. Halbuki, alkol ve tütünün nefes yolu hastalıkları, akciğer kanseri ve sirozdaki rolü, bugün, kesinlikle saptanmıştır. Böylece sağlıklı sporsal bir yaşam birçok öldürücü hastalıklara karşı başlı başına bir korunmadır Hatta ış kazalarına karşı bile, etkili olmaktadır.

HER YAŞTA YARARLİ
Spora hangi yaşta başlanırsa başlansın, spor insan için yararlı olmaktadır. Kuşkusuz çabaların şiddet ve niteliği yaşa göre değişmektedir. Oksijen tüketimi insan vücudunda çabanın şiddetini belirlemektedir bu tüketim 20 yaşa yakın en yüksek noktasına varmakta ve arkasından, yıldan yıla yavaş yavaş azalmaktadır Kadınlar genellikle, erkeklerden yüzde 25 30, daha az oksijen tüketmektedirler öte yandan düzenli bir eğitim, erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da oksijen solumasını, eğilim görmemiş bir kişiye kıyasla yüzde 20 II3 30 arttırmaktadır.
35 yaşa doğru kalp atışları azalır, bu da dolayısıyla azami oksijen tüketimini düşürür Bu yaştan sonra, artık insan kendini fazla yormamalı, yarışmalı sporlardan kaçınmalıdır
45 ten sonra spor, bolluk toplumunun başlıca iki niteliğim oluşturan aşırı beslenme ve oturgan yaşantıya karşı en iyi ağı kırandır. Yaşlılık döneminde jimnastik örgenleri yumuşak tutarak, yaşlılarda sık görülen bacak (uyluk kemiği boynu) kırılmalarını önler.
öte yandan her yaşta birçok hastalıklı kişiler, kalp hastaları ye sakatlar durumlarına uygun fiziksel çalışmalarla yine doğal bir etkinliğe kavuşmuşlardır. Fiziksel çalınmalara karşıt bir görüşte olan kimi kişiler, spordan sağlanan yararların spordan ilen gelen tehlikeleri karşılamaktan çok uzak olduğunu ileri sürmektedirler İnsanın hiç bir
etkinliği örneğin en kolayından yumurta pişirmek ya da bir giysi onarmak bile hepten tehlikesiz değildir Hatta, üzerinde hiç buz olasılığı olmayan ıssız bir yolda yürümenin bile bazı tehlikeleri vardır: biran sokması yada ayak burkulması gibi Fakat sporun yararlarını, kolayca kaçınılabılecek tehlikeler düzeyine indirmek ortadaki kanıtı yadsımak yada, jimnastik yapmamak için öne sudan bir özür sürmek olur.
Boks, en şiddetli sporlardan biridir Bununla beraber, boks yapanların, kafayı korumak için başlarına koruyucu bir başlık giymelerine hiç bir engel yoktur Bokstaki retinanın yerinden ayrılması ya da sarsma gibi çoğu üzücü kazalar, başa men yumruklardan ileri gelmektedir. Halbuki, eskrimciler, yüzlerine bir maske takmayı doğal saymışlardır.

KENDİNE ÖZGÜ BİR PATOLOJİ
Spor kimi zaman kendi patolojisini geliştirdiğinden ötürü kınanır. Bu bakımdan kolda şiddetli bir ağrı yapan “Dirsek Eziği” (Tennis elbow), bir deri mantarından ileri gelen “atlet ayağı” (athlete foot) ya da kayak inişlerinde çok sık görülen bacak kırılmaları, ileri sürülür Tenis Eziği ön kol atışında hep yinelenen bir yanlış hareketten ileri gelir. Bu da çok kez doğru hareketini yani, kolu uzatırken omuzdan döndürmenin, öğretilmediği yeni başlayanlarda görülür. Ağrı, oyuncu arka arkaya her gün topu ön kolla atmaya devam ederlerse, iyice artar. Tıpkı, dirseğinden bir darbe yiyen kimsenin duygun noktaya vurmayı sürdürmesi gibi.
Atlet ayağı, hiç spor yapmayan ve özellikle yalın ayak dolaman çoğu kimselerde görülür Aslında bu deri hastalığı yanlış adlandırdığından kamuoyunda şaşkınlık yaratıyor, çoğu kimseler, bunu yalnız atletlere özgü bir sorun diye bakıyorlar.
Son olarak kayak donatımı, özellikle kunduralarla bunların bağlantıları, son yıllarda büyük ölçüde geliştirildiğinden, kaza sayısı, bu sporu yapanların sayısına oranla sürekli olarak azalmaktadır. Bu oran, kayakçılar bir inişe geçmeden, kaslarını hazırlık niteliğinde birkaç hareketle azıcık ısıtsalar, kayağa yeni başlayanlar da pistlere kelle götürür gibi birden dalmasalar (bu onlar için çok güçtür) daha da düşebilir. Bütün sporlarda kolaydan güce doğru doğal bir ilerleme (derece derece) vardır, aşamalarda atlama yapmanın hiç bir anlamı yoktur.
Yine spora karşı olan kimseler onu başka açılardan da eleştirmektedirler. Onlara göre spor sirke benzer bir gösteri olmuştur. Profesyonellik bütün spor çeşitlerine yayılarak onun ana ruhunu bozmuştur. Göz boyayıcı maçları, dopingle öteki yolsuz davranışları kışkırtmış şovenliği kamçılamıştır. Şurası bir gerçek ki, televizyon ve öteki kitle yayın araçlarıyla büsbütün canlılık kazanan spor günümüzün sosyal etkinlikleri arasında gözde bir yer elde etmiştir. Kimi kişiler bunu, eski Romadaki sirk oyunlarının ya da Orta Çağdaki at üstünde mızraklı şövalye döğüşlerinin tuttuğu yerle kıyaslamaktadırlar.
Gerçekten, profesyonel kadın ve erkek sporcuların sayısı bugün, amatörlerin-kine kıyasla çok azdır. Büyük paralar alan birkaç bin futbolcu ile oyunları bir spor ve gösteri karışımından başka bir şey olmayan şöyle böyle yüz tenisçi, meşin topa ayağının değmesinden yaşam bulan milyonlarca gence kıyasla önemsiz bir toplamdır. Bu iki sınıf sporcu arasındaki büyük fark, birimlerin gazete başlıklarında ve televizyon ekranlarında görünmeyi hak etmiş olmaları, İkincilerin ise oyunlarını adsız ve gösterişsiz oynamalarıdır.

Bununla beraber, spor yetkilileri dünyanın her yanında yasa dışı uygulamalarla savaşmak için ellerinden geleni yapıyorlar örneğin doping, gittikçe daha sık denetleniyor. Olimpiyat oyunlarında. Uluslar arası Olimpiyat Komitesi, her yarışmada üstün gelenlerden ilk üçünü, anabolizan (vücutta protein tutarak kasları geliştiren ilaçlar) ya da başka uyandırıcılar (Münebbih) alıp almadıklarını saptamak üzere testten geçiriyor.
Montreal’daki son (1976) Olimpiyat Oyunlarında birçok oyuncu oyun dışı bırakılmıştır.
Olimpiyat komitesi bu seri tutumuyla olasılı düzencileri korkutmayı ummuştur.
1978 Fransa Turunda başta gelen ve böylece sarı renkte sembolik lider mayosunu giyen ünlü bir bisiklet yarışçısı bir dop testi sonunda yarıştan uzaklaştırılmıştır
Aşırı Milliyetçilik konusuna gelince, gerçekten üzücü bazı olaylar olmuştur Ancak bu aşırı milliyetçiler kimler arasından çıkıyor* Bunlar, özellikle alaylı biçimde “edilgen sporcu” (sportifs passifs) diye adlandırılan seyircilerdir Bunlar bu ruh halının gerçek sorumlusu olan bugünkü politik sistemlerden etkilenmektedirler. Spor yarışmaları ise belirtilen ruh halının nedeni değil, sadece habercisidir.
UNESCO tarafından yapılan birçok araştırma, aşırı milliyetçiliğin sürüp gitmesinde okul kitaplarıyla öğretmenlerin büyük sorunluluğu olduğunu göstermektedir. Spor aslında, insanları, sosyal köken, soy ve dini ne olursa olsun birbirine yaklaştırmaktadır Peşin yargılar stad arkadaşlığına karşı koyamaz.

SANTE DU MONDE’dan

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz