Sıvı kristallerin tarihçesi, özellikleri ve uygulama alanları.

0
120

Sıvı kristallerin tarihçesi herkesçe bilinen bir hususu doğrulamaktadır bilginin faydasızı olmaz. Pratikten uzak gibi gözüken “akademik” denebilecek bazı keşifler aniden yeni bir teknoloji doğmasına yol açmış, üretimi, kültürü, bilimi ve günlük hayatı etkilemiştir, örneğin radyo, nükleer fizik, quantum elektroniği ve yarı iletkenler fiziğindeki araştırmalarda böyle olmuştur. Modern dünyayı bu keşifler olmadan düşünebilmek olanaksızdır. Sıvı kristallerde ise durum biraz farklıdır, çünkü sıvı kristaller yeni bir keşif değildir, fakat ancak son zamanlarda ilgi uyandırmaya başlamıştır.

1888 yılında Avusturyali botanikçi F. Reinitzer yeni bir madde sentez etti ve bu maddeyi incelemeye başladı. Bu incelemeler kaşifi hayret içinde bıraktı bu yeni maddede garip bir özellik vardı, şöyle ki ısıtıldığı zaman adeta iki defa eriyordu, önce bulanık bir sıvı meydana geliyor du, bu bulanık sıvı mikroskopla incelendiğinde yıldız biçimi kristaller (billurlar) görülmekteydi, ısıtmaya devam edilince sıvı berraklaşıyor ve sonunda tamamen saydam bir hal alıyordu. Şaşırmış olan kaşif bu maddeyi Alman fizikçisi O Lehman’a göndererek şunu sordu “Bu nedir” Bu soruyu cevaplamak üzere araştırmalara başlayan fizikçinin ağzı hayretten bir karış açık kaldı. Bu sıvıda inanılmaz bir şekilde bir takım özellikler bir arada bulunuyordu her sıvı gibi akıyor damlıyor ve ıslatıyordu fakat diğer taraftan mikroskopla incelendiğinde kristallere benziyordu, o zamana kadar kristallerin yalnız katılarda bulunduğuna inanılmıştı.

Bu garip özellikleri nedeniyle bilginler sıvı kristale inanmadılar, bu şüphe on yıllarca devam etti, buna rağmen bu konudaki araştırmalar yavaş da olsa devam ediyordu. Nihayet 60 yıl kadar önce sıvı kristallere gereken önem verilmeye başlandı 1960 yıllarında Sovyetler Birliği’nde Bilimler Akademi si üyesi Vanstein Kristalografi Enstitü’sünde ve İvanova Üniversitesinde bu konuda araştırmalara başladı, İngiltere, Fransa, Japonya, ABD ve Batı Almanya’da da bu garip maddeler üzerinde araştırmalara başlandı. Bilginler sıvı kristalleri daha iyi tanıdıkça onlarda yeni özellikler keşfetmede ve yeni uygulama alanları bulmaktadırlar.
Şurası mutlak ki yeryüzündeki bütün canlıların atası olan ilkel plazma kütleleri sıvı kristallere benziyordu. Araştırmaların gösterdiği gibi hücre zarları ve canlılardaki bazı dokular sıvı kristal niteliğindedir örneğin insan ve diğer canlılardaki çizgili ve düz kas lifleri sıvı kristallerden yapılmıştır. Sıvı kristaller çeşitli yağların, fermentlerin ve kirişlerin yapısına girebilir. Bilginlere göre beynimiz de karmaşık yapılı bir sıvı kristalden ibarettir.

Sıvı kristaller basınç, biçim değiştirme ve titreşim karşısında da tepki gösterirler. İki kalın cam arasına konulmuş çok ince bir sıvı kristal tabakası parmağın en hafif basıncı ile bile renk renk şekiller meydana getirir Buna dayanılarak çalışmakta olan her türlü makine, motor ve aygıtın kendine özgü titreşimlerini görünür hale getirmek mümkündür.

Çok zayıf elektrik ve manyetik alanlar bile sıvı kristallerde çok renkli “yankılar” meydana gelmesine sebep olur. Harflerin, sayıların ve işaretlerin hızla birbirini izlemesi gereken yerlerde. örneğin saat, elektronik beyin, hesap makinesi v.s, kadranlarında bu metod kullanılmaktadır Bu şekilde kadranlarda beliren harf, sayı ve işaretler çok parlak olmakta ve istendiği kadar görünür halde tutulabilmektedir, bu işler için gerekli enerji çok azdır. Yine bu prensibe dayanılarak bir camın saydamlık derecesini istendiği gibi değiştirmek mümkün olmaktadır, böylece gözlüklerin, otomobil camlarının, televizyon ekranlarının, vitrinlerin v.s. istendiği kadar ışık geçirmesini sağlayan filtreler yapmak artık hayal olmaktan çıkmıştır. Çok saydam bir camın buzlu cam halını alması için bir düğmeye basmak yetmektedir, bu buzlu camın ne kadar ışık geçireceği ayarlanabilir.

Sıvı kristallerin kullanılma yerleri sayılamayacak kadar çoktur. Bütün dünyada sıvı kristallerin pratikte kullanılması ile ilgili yüzlerce araştırma yayınlanmıştır Sovyet kimyacıları çok sayıda sıvı kristal molekülleri keşfederek bu araştırmalara yardımcı olmuştur, bunlardan onlarcası halen endüstride kullanılmaktadır.
Fakat bu garip maddeler üzerindeki araştırmalar bitmiş değil. Sıvı kristallerin geleceği yarı iletkenler gibi parlak olacağa benzemektedir.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz