Sigara herkese zarar verir mi? sigaranın zararları nelerdir? sigarayı bırakma nedenleri.

0
164

Sigara hakkında bilinmeyen gerçekler
Sigaranın ve puro, pipo gibi öteki dumanlı tütün kullanım yollarının, içenin toplumsal çevresine olan doğrudan zararlı etkileri bugün iyi bilinmektedir. Eşler, çocuklar, ana karnındaki bebekler, dostlar, çalışma arkadaşları birlikte yolculuk eden, spor karşılaşması izleyen kişiler… Bütün bu kişiler tütün dumanının etki alanının içinde olabilirler. Bu etkilenme,yerine göre neredeyse tütün kullananınkinin ölçüsüne varmaktadır.

Değerlerimizin incelendiği, eleştirisel bir süzgeçten geçirildiği etik alanı açısından, sigara alışkanlığı bulunanlarımıza büyük sorumluluk düşüyor. Bu kişiler kendilerine şu soruları sorabilirler “Çevremdeki insanları, en yakınlarımı, dostlarım, çalışma arkadaşlarımı, tanıdığım, tanımadığım başka insanları zehirli, hastalık yapıcı, erken öldüren dumanlarla etkilemeye ne hakkım var? Yakınlarıma, çocuklara, yaşlılara, yerine göre hastalara zararım dokunmaması için, çocuklarıma, gençlere kötü örnek olmamak için bir şeyler yapamaz mıyım? Onlara verdiğim zararın sonuçları zamanla açık biçimde ortaya çıkınca bunun hesabını, onlara ve kendime nasıl verebilirim?”
Etik alanında, insanın kendisine karşı sorumluluğunun da tartışılması gerektiğine göre kişi, “Ben kendime karşı bu zararı vermekte ne ölçüde özgür ya da hak sahibiyim?” sorusunu da sorabilmelidir.
Belli uğraşlarda çalışanlar için kuşkusuz bu gibi soruların sorumluluk boyutları artacaktır. Bu konuda öğretmenin, hekimin, dış hekiminin, hemşirenin, öğretim üyesinin, eğitim ve sağlık kurumlarındaki yöneticilerin, giderek konuyla ilgili olarak kararlar verecek üst düzeyde yönetici, siyasetçi, yargıç ve benzer kişilerin sorumluluktarı çok açık olarak daha büyük, daha geniş kapsamlıdır.
Tartışmamızın etik yönünün bir de uluslar arası boyutu var ki, son bölümde konumuzu bireysel ve toplumsal açıdan çok kısa da olsa ele alırken bu boyut sanırım açıklığa kavuşmuş olacaktır. Burada belirtebileceğimiz kadarıyla, gelişmiş ülkelerin sorumlu kuşileri, bir yandan kendi ülkelerinde birçok önlemi alıp bunları uygularken, öte yandan sağlık koşulları ve ekonomik durumu zaten bozuk, geri kalmış ülkelere sigara dış satımını nasıl yapabilirler? “Uluslar arası ilişkilerde etik ilkelere ne ölçüde uyuluyor ya da uyulabilir?” diye sorarsanız. buna da hiç olmazsa bu yazının çerçevesi içinde, pek bir şey söylenemez.
Bir de sigara üreticisinin durumu var. Burada da karşımızda uluslar arası dev üretlcilerin “sigaraya karşı savaşın insan haklarına aykırı olduğunu”!!) söyleyebilen yöneticileri bulunuyor.

Yukarda sözünü ettiğim, sigaranın sağlık ve ekonomik yönlerinin tartışıldığı bilimsel toplantıda sıra eğitim konusşuna geldiği zaman, yaşları ilerlemiş öğretim üyeleri ağırlıklarını duyuruyorlardı. Kendileri de sigara içen deneyimli hocalara göre sorunun çözümü, çocuklarla gençlerin eğitimine dayanıyordu. Sigaraya başlamamış olanlarımıza, onun nasıl kötü bir alışkanlık olduğunu, tüm zararlı etkilerini anlatabilir, konuyla ilgili eğitim çalışmalarımızı yoğunlaştırabilmek sigaraya karşı savaşımda başarıya ulaşma umudumuz bulunabilirdi. Yoksa, sigara içmeye alışmış olanlarımız, özellikle yaşlı kuşak için artık yapılabilecek pek bir şey yoktu.
Bu düşünceye göre, sigaraya karşı eğitilen çocuğun annesi, babası, büyükannesi, dedesi, öğremenleri, televizyonda görülen kişiler, kendilerine bu alışkanlığın zararları anlatılan gencin teyzesi, dayısı, yüksek öğretimdeki hocaları, çalışma yerindeki büyükleri, zehirli dumanlan çevrelerine saçarak “örnek” olurlarken, o çocukla gençte, istenen davranış biçimi gerçekleşebilecek… Sigara tüketiminde dünyada ilk sırada yer alan bir ülkede, böyle çifte ölçekli bir önerinin ileri sürülmesine, hatta yerine göre benimsenmesine de doğrusu pek şaşmamak gerek.
Diyebiliriz ki, her alanda olduğu gibi, üst. zihinsel düzeydeki bilgilenme, bizi derinlemesine etkileyecek biçimde duygusal yaşamımızı da içine alarak bir bilinçlenmeye götürmediği sürece, sigara konusuundaki eğitim etkinliğimiz de eksik kalacaktır. Bu etkinlik kaçınılmaz olarak çok yönlü olmalı, bir yandan genel olarak topluma, herkese yönelik, öte yandan yukarda değinilen uğraşılarına özgü daha büyük sorumluluklan bulunan kişilerle ilgili olarak özel yöntemlerle yürütülmelidir.
Bu arada, gebelik, emzirme ve genel olarak annelik işlevleri dolayısıyle kadınların bu konudaki eğitimleri ayrıca önem kazanıyor. Onların sigarayı bırakmakta daha az başarılı olduğunu gösteren çalışmalar varsa da, kadınların sorumluluk duygularının daha gelişmiş olduğunu da unutmamalıyız.

Her konunun eğitiminde olduğu gibi, buradaki konumuzla ilgili düşünce, duyuş, davranış değişikliği yönünde önemli adım atılabilmesi için, bir toplumda bilimselliğe, dengeli bir kuşkucu düşünceye eğilimin artmasını beklemeliyiz Bilimsel düşüncenin, bilimin dayandığı ussallığın gelişmiş olduğu bir toplumsal ortamda çok daha iyi yerleşeceği hepimiz için açık olmalı. Burada vurgulanmak istenen, kişilerin olup bitenlere ussal bir yaklaşımla bakabilmeleridir, yoksa bir konuda üretilmiş bilgilen yüzeysel olarak “ezberlemek” değil. Öyle olmasa uygulamalı bilimciler olarak kabul edebileceğimiz hekimlerin sigara konusşundaki davranışlarını başka nasıl açıklayabiliriz? Burada belki bilimsellikten öylesine uzak bir bilimsel kültürden söz açmak yerinde olacaktır.
Sigarayla ilgili olarak, sinir sistemi üzerinde biyoloji düzeyindeki etkileri yanında, psikolojik etkileri de araştırılmaktadır. Buradan yola çıkarak, şimdi değişik kişilerdeki sigara içme nedenleri üzennde duruluyor ve sigarayı bırakma yönündeki çabalar da, örneğin ilaçla tedaviden çok. nedenlerin gözönüne alındığı bir bilinçlendirme uygulamasına yöneliyor
Ancak yine vurgulayalım kı. bu alanda en etkili, kalıcı, yararlı sonuçların alınabileceği çabalar koruyuculuktan, bu da, içenleri aşacak biçimde, tüm topluma yönelik eğitim ve önlemlerden geçmektedir.

Sigaranın sebep olduğu sağlık sorunları nelerdir?
Sigara sorununa, yukarda ele aldığımız tıp, ekonomi, etik, eğitim, psikoloji inlerinin ötesinde başka noktalarda da değinilebilir. Akciğeri kanseri ve kalp-damar hastalıkları, özellikle birçok geri kalmış ülkede artarken gelişmiş ülkelerde genellikle azalmaktadır. Sigara içenlerin yanında bulunmaya bağlı edilgin (pasif) içmenin, başta çocuklar olmak üzere hastalık yapıcı etkileri gittikçe daha çok ortaya konmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki büyük sigara üreticileri, daralmakta olan pazarlarını yeniden genişletebilmek için, çoğunda sigaraya karşı-yeterli savaş verilmeyen geri kalmış ülkelerde büyük çapta etkinlik göstermekte, bunun için de “tanıtıma” büyük ağırlık vermektedirler. Bunun sonucunda ise satışlarını çok üst düzeylere çıkarma yolundadırlar.
Öte yandan dünyanın bir çok yerinde başta sağlık çevreleri ve basın kuruluşları olmak üzere değişik kesimler konuyla ilgilenmekte, sigarayı bırakma konusunda kişiye yardıma olacak tedavi uygulamalar için sigara klinikleri açılmaktadır. Önemli bir bölümü sigaraya bağlanabilen akciğer hastalıklarının erken tanısı için, hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasından çok önce alt solunum yollarının durumunu gösteren yöntemler geliştirilmektedir.
Sigara konusu bir değerler ve eğitim konusu olmasının yanında, daha doğrusu onunla birlikte bir kültür sorunudur. Kişinin toplumsal ilişkilerini, başkalarına karşı davranışlarıyla ilişkili olduğu ölçüde onun kendine ve yaşama bakışını da yansıtabilir. Sigaraya bağlı damar tıkanması sonucu bir bacağı kesilmiş bir kişinin alışkanlığını sürdürerek öteki bacağını, giderek bir ya da iki elini yitirmesi, (ki bununla ilgili gözlemlerin sayısı pek de az değildir dünyaya, yaşama olumlu bakışla bağdaştırabilir mi? Ussallık yönü ağır basan bir kişi ya da toplumda bu ve benzeri davranışlar olağan olarak görülebilir mi? Yeniden belirtmeliyiz ki sorun, ussallığı da içine alacak biçimde bir bireysel ve toplumsal kültür sorunu olarak düşünülmelidir.
Sigara sorununun, üzerinde çok az durulduğunu söyleyebileceğimiz çok önemli başka yönleri de var. Örneğin taşıt kazalarında, işyeri, ev, en önemlisi orman yangınlarında sigaranın payı ne ölçüde araştırılmıştır? Özellikle sonuncuların çevre bilimsel ve ekonomik açıdan bir değerlendirilmesi yapılmış mıdır?
Değişik ülkelerdeki durumun gösterdiği gibi, sigara alışkanlığı ile savaşım uzun soluklu, kararlı bir çabayı gerektiriyor. Bireysel düzeyde ruhsal sorunlara, toplum düzeyinde ekonomik kaynak sorununa tütünün getirdiği çözümler, yalancı ya da sözde çözümlerdir. Bunların sonucu ortaya çıkan sonuçlar ise gerçektir ve çözümlen bilim, hukuk, etik, eğitim yoluyla olabilecektir.
Bu savaşıma katılacaklarımızda aranacak başta gelen özellik ise sigara ve başkaca tütün kullanma alışkanlığı bulunmamak olmalıdır.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz