Şerafeddin Sabuncuoğlu kimdir, hayatı ve eserleri

0
29

Bir işi hor görüp adının kötüye çıkmasına neden olmamalısın. Paraya tamah edip kendini halk katında saygın iken aşağılatmamalısın. İnsafın, hırsından ve rağ­betinden fazla olmalıdır.”
Ş.SABUNCUOĞLU

Fatih döneminin ünlü doktor ve cerrahlarından olan Şerateddin 1385 yılında Amasya’da doğ­du. Dedesi Sabuncuoğlu ilyas Çelebi 1408-1421, ba­bası Ali Çelebi ise, 1421-1451 yılları arasında hekimbaşılık görevlerinde bulunmuş; çağın önde gelen he­kimleridir. Şerafettin Sabuncuoğlu, ilk ve orta öğre­nimini tamamladıktan sonra, 17 yaşlarına geldiğin­de, kendisi de dedesi ve babası gibi bu mesleğe yö­neldi. Bir süre Amasya Darü’ş-Şifası (Amasya Hastanesi)’nda Burhaneddin Ahmed’den tıp derslerini aldıktan sonra, aynı yerde göreve başladı ve 14 yıl burada doktorluk yaptı. Bu 14 yıllık doktorluğu ve ho­calığı sırasında, bir süre saray doktorluğunu da ya­pan Muhyiddin Mehi gibi önemli doktorlar yetiştir­miş olan Şerateddin, son eseri olan Mücerrebname’- yi yazdığında 85 yaşında olduğuna göre, 1470’ten sonraki bir tarihte vefat etmiştir.

BİLİME KATKILARI
Pratik tıpta olduğu kadar çağında bilimsel çalış­malarıyla da dikkatleri çeken Şerafeddin’in, bilim ta­rihi kaynaklarında üzerinde en çok durulan iki önemli çalışmasından biri cerrahlıkla ilgili olanı, diğeri ise, deneysel fizyoloji alanında hayvanlar üzerinde ger­çekleştirdiği deneyleridir.

Cerrahlıkla ilgili çalışmalarının yer aldığı “Cerrahiyatü’l-Haniye” adlı eserinde, cerrahi müdahaleleri insan resimleriyle tasvir ettiği gibi, diş taba­beti konusunda da oldukça ilginç bilgiler verir. Ör­neğin paradontoloji bilim dalının konusu içine giren detertrajda, Şerateddin her bir aletin nasıl kullanıla­cağını tarif etmiş ve kalküllerin çeşitlerini, niçin te­mizlenmeleri gerektiğini açık bir şekilde belirtmiştir. Yine ağrıyan dişlerin koterazisyonunda Şerateddin; ağrıyan diş solda ise sağ el bileğini, diş sağda ise sol el bileğini koterize etmek gerektiğini ileri sürer ki, bu metot, günümüzde tekrar güncelliğini kaza­nan akapunktur tedavisi yönünden ilginçtir. Cerra­hi alanındaki çalışmaları arasından en ilginç olan di­ğer iki çalışması ise, trakeomotili bir hastada yaptı­ğı estetik cerrahi girişimi ve boğaza kaçan cismin çıkarılması konusundaki yöntemidir.

Sabuncuoğlu, bundan yaklaşık beş yüz yıl önce hayvanlar üzerinde çeşitli deneyler yaparak, deney­sel fizyolojiye de önemli katkılarda bulunmuştur.
Bunlardan “Mücerrebname” adlı eserinde yazmış olduğu yılan zehirine karşı antidot olarak kullanmak istediği bir tiryakın etkisini hem kendi üzerinde hem de horozda denemesi oldukça ilginçtir. Mücerrebname’de belirtildiğine göre, Sabuncu­oğlu, tiryak adını verdiği antidotu içip, sol elinin orta parmağını yılana ısırtmış, ardından içtiği itaçtan bir merhem yapıp yılanın ısırdığı yere sürmüş. Kendi ifa­desine göre, ne parmağı şişmiş ne de vücudunda bir belirti olmuştur.

Yılan zehrinin etkisini araştırmak amacıyla ho­roz üzerinde yaptığı deneyde de horozun bir budu­nun tüylerini yolarak çok zehirli bir yılana çıplak de­risinden ısırtmış. Sonra daha önce hazırladığı zehirin etkisini yok eden tiryakı horoza içirip, kontrol al­tına almış. Ertesi gün deride yeşilimtrak bir yara gö­rünce tekrar tiryak vermiş ve yine kendi ifadesine göre ikinci gün bu belirti de tamamen kaybolmuştur. Tıp dışındaki bilimlerle ilgilenmeyip sadece bu konuda ihtisaslaşan, eserlerini Türkçe olarak kale­me alan ve tıp tarihimizin tespit edildiği kadarıyla ilk deneysel çalışmalarını yapan Sabuncuoğlu’nun yap­mış olduğu bu deneyler, aynı zamanda onun mede­ni cesaretini ve çalışmalarına olan güvenini de gös­termektedir.

ESERLERİ
Sabuncuoğlu’nun bugüne kadar tespit edilmiş beş eseri bulunmaktadır. Bunlardan en önemli üç tanesi şunlardır:
1. Akrabazin: Aslı Arapça olan ve Zeyneddin adında bir tıp bilgini tarafından yazılmış “ Zahire-i Harzemşahi”ye 2 bölüm daha ekleyerek 1454’te yaptığı çeviri bir eserdir. Sabuncuoğlu eserin sonu­na da ayrıca tıbbi bir terminoloji bölümü eklemiştir.
Eserin nüshaları Süleymaniye, Fatih Millet ve Kılıç Ali Paşa kütüphanelerinde bulunmaktadır. 2. Mücerrebname: Ele alınan konular itibarıyla tıbbi yönden oldukça önemli olan bu eser, 1468’de yazılmış olup Sabuncuoğlu’nun kendi deney ve göz­lemlerini içerir. Eserin çoğaltılmış nüshaları İstanbul’­da birçok kütüphanede bulunmaktadır.
3. Cerrahiyetü’l-Haniye: Sabuncuoğlu bu eseri­ni Endülüs (ispanya)’nın ünlü doktor ve cerrahların­dan Ebu’l-Kasım Zahravi’nin “Et-Tasvir” adlı eseri­ne kendi görüş ve tecrübelerini de katarak yazmış olduğu yarı te’lif bir eserdir. Ancak Sabuncuoğlu, Zahravi’nin eserini kendi deneyleriyle zenginleştirip, Türkçe’ye çevirmekle kalmamış; eseri ameliyat resimleriyle de süslemiştir ki bu özellikleriyle de eser Doğu bilim tarihinde ilk rasyonel ve şekilli eser kim­liğini kazanmıştır. Eserin dünyada şimdiye kadar tes­pit edilen üç el yazmasından biri Paris Bibliotheque Nationale’de 693 numarada, diğeri Fatih Kütüphanesinde 79 numarada kayıtlıdır. Üçüncü nüshası ise, İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Kürsüsü Kütüphanesi’ndedir.

avatar
  Subscribe  
Bildir