Satranç nasıl icat edildi? – SATRANCIN TARİHÇESİ

0
31

Yaygın bir inanışa göre, Brahman Sissa (Doğu kaynaklarında Dehroğlu Safa) adında bir bilge, boş zamanlarım tavla oynamakla geçiren hükümdarı Balhait’i hem eğitmek hem de eğlendirmek için bir savaş oyunu buldu (M.S.5.yy). Bu oyunun yapısını aynen Hind orduşundan aldı. O zamanki Hind ordusu 4 kısımdan oluşurdu: 1 Filler 2 Atlılar 3 Savaş arabaları 4 Yayalar. Brahman Sıssa, sanskrit dilinde “4” demek olan (çatur) sözcüğüyle “kısım” anlamına gelen (anga) sözcüğünü birleştirerek, yeni bulduğu savaş oyununun adını koydu Çaturanga.

Sissa, hükümdarına oyunun kurallarını öğretti. Taşlar aşağı yukarı şimdiki satranç taşlarına benziyorlardı. En kuvvetli taş ordunun komutanı olan Şah yanı Kral’dı. Vezir de. Şah’ın yanından ayrılmayan danışmanıydı; yalnızca çapraz birer kare oynayabiliyordu.

Hükümdar, bu yeni oyunu o kadar sevdi ki, başka oyuna bakmaz oldu ve Sissa’yı ödüllendirmek istedi.

Sissa, iki defa hükümdarın sağlığından başka bir dileği olmadığını söyledi. Hükümdarın ısrarı üzerine “satranç tahtasının karelerini buğday taneleri ile doldurun, yeter” dedi. Yalnız bir şartı vardı “Birinci kareye bir, ikinci kareye iki, üçüncü kareye dört, dördüncü kareye sekiz, beşinci kareye on altı, ta ki 64 kare bitinceye kadar bir öncekinin iki katı buğday konulsun!”
Hükümdar Balhait, bu kadar basit görünen arzunun derhal yerine getirilmesini emretti. Hemen bir tabak buğday getirdiler. Daha 13 karede iken 4096 buğday tanesi gerekince, akılları başlarına geldi. Oturup bir bir hesap edince gördüler ki, bütün Hindistan’ın buğdayları bile Sissa’nın isteği karşılayamaz toplam 18 446 744 073 709 551 615 buğday gerekiyordu.

Dehroğlu Safa (Sissa) öyle bir istekte bulunmuştu ki değil Hindistanın, bütün dünyanın buğdayı bu sayıyı karşılayamıyordu. Böyle akıllıca istek o zamana kadar ne görülmuş ne de işitilmişti. Bu yüzden hükümdar Dehroğlu Safa yı daha çok takdir etti ve bulduğu savaş oyunu çaturangayı destekleyerek yayılmasına yardımcı oldu.
Başta ordu komutanları bu oyunu benimsediler. Savaşta uygulamayı düşündükleri strateji ve taktığı, satranç tahtası üzerinde prova etmekten zevk almaya başladılar ve çözülmesi zor problemler düzenlediler. İranlı büyük şair Firdevsi ünlü Şahname ‘ adlı eserinde, komşu Hind hükümdarının İran şahına kıymetli bir satranç takımı hediye ettiğim ve çözülmesi zor bir satranç problemi sorduğunu İranlı bilginlerin bu problemi kısa bir surede başarı ile çözdüklerini ovünerek anlatır (M. S. 6, yy)

Çaturanga İran’a girerken adınıdeğiştirmiştir Çatrang.

Daha sonra Araplar İran’i fetettiler. Bu arada satrancı da öğrendiler. Böylelikle oyunun adı Satranç oldu. Bizde de yakın zamana kadar Şatranç deniliyordu ama şimdilerde satranç adı yaygınlaştı.
Arapların satranca önem vermesiyle bir çok büyük satranç ustası yetişti. Bunlar develerin üzerinde tahtayı görmeden (korleme) satranç bile oynayabiliyorlardı. Arabistan dünya satrancının merkezi halinee gelmişti. El Stamma nın “boğ maça matı’ o zamandan kalmadır.
Musa bin Nazır ve Tarık bir Zeyyad’ın cesur askerleriyle İspan ya ya geçen satranç oyunu, kısa surede butun Avrupa ya yayıldı. Krallar komutanlar din adamları şövalyeler soylular bu oyuna büyük ilgi gösterdiler. Örneğin 1062 yılında yazılmış bu belgede, şövalyelerde şu yeteneklerin arandığı görülmektedir. Ata binmek yüzmek, ok atmak, kılıç kullanmak avlanmak, şiir yazmak ve satranç oynamak.
Daha sonra Avrupa da satranç en yaygın ve uluslar arası şeklini bulmuş ve kuralları son ve kesin biçimini almıştır.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir