[Şair] William Shakespeare biyografisi, hayat hikayesi, eserleri. (1564 – 1616)

0
23

WİLLİAM SHAKESPEARE Biyografisi (1564 – 1616)

Yaşadığımız yüzyılın ilk yarısında, “Büyük Britanya ve Hindistan İmparatorluğu” hala geleneksel, parıltılı refah toplum yaşamını sürdürmektedir. Ama kara kuru, yarı çıplak bir Hind “fakiri” ortaya atılır, uyuşuk yığınları sarsmaya başlar. Ankara’nın öteki ucundaki görkemli sömürge İmparatorluğu adaları derin kaygılarla sarsılır. İşte o sıralardadır ki ünlü bir İngiliz yazarına şöyle bir soru yöneltilir: Hindistan’ı mı? Yoksa Shakespeare’i mı seçersiniz?” Hiç duraksamadan verilen cevap; bir tiyatro yazarı olan şair Shakespeare’i üstün tutar Bu garip değer terazisinde böylesine ağır basan Kişi kim? Neden hala Elizabeth ilk tiyatro açılış iznin yenileyin vermiştir. Daha On yedinci yüzyıla sekiz yıl kalmışken, William, hem oyuncu, hem de şair-yazar olarak adından söz ettirir.
Sahnelerin bundan sonrası artık Londra’da geçer. Altın 20 yıl boyunca Başkent’de soluklu, ölmez sanatını sürdürür. O zamanlar oyuncu toplulukları, üstü açık han avlularında basit dekor ve sahnelerle seyircilere oyun gösterirlerdi. Böylece de ancak tahtın yahut soyluların koruyucu kanatları altında yaşayabiliyorlardı Halk için ilk tiyatroyu ise, marangoz ken oyunculuğa heveslenen James Burbage Londra varoşlarında tüm ağırlığıyla seçenek gözünde oturmaktadır? Ayrıca üstün nitelikler toplayan kişiliği üzerinde değişik, küçültücü tartışmalar da eksik olmamış.. Sade ve az bilinen kısa yaşam öyküsüne şüpheler ve yakıştırmalar da karıştırılıvermiş.. Tıpkı yarattığı bazı kahramanlarının alın yazgısı gibi… Bütün bunlara karşın eserleri dünyanın her yanına kol atmış, sahne ışıklarını doldurmuş. Gitgide O’nun doğduğu ve göçtüğü küçük kent, yeryüzünün bir tiyatro tapınağı ve uğrağı olmuş.. Hala orası belli zamanlarda düzenlenen oyun şenliklerine sahnelik eder.
On altıncı yüz yılın ortasından on dört yıl sürüyor.. Bir 23 Nisan günü, Stratford-On-Avon’da, baba Shakespeare’in William adlı bir oğlu doğar. Zamanın araçlarıyla küçük köy Londra’ya iki günlüktür. Bir gün, varlıklı baba’nın işleri ters gidince, oğlunu okulundan alır. Artık genç William’in yaşam temsil perdesi on dokuz yaşına kadar iniktir.. O bölüm karanlıktır bilinmez., ta ki kendinden büyük bir kızla evleninceye dek. . Ne var ki bu dönemin hiç de boş geçmediği, düşünülür., belki o yıllar derin birikim dönemi sayılabilir de.. Erken evliliğinden üç çocuğu dünyaya gelir. Hele Yenilmez Armada’nın bozguna uğradığı bir sırada Tiyatro san’atına başladığı kesinlikle belli… Taçlı inşa etmişti. Sonraları bu yapı. Globe Tiyatrosu (Dünya Tiyatrosu) adına dönüşecektir. Nitekim genç William, “Lord Chamberlain’in Oyuncuları” topluluğunda önce oyuncu, sonra yazar, daha sonra da pay sahibi olarak yer alır. Gelen yüz yılın başında, tiyatronun esirgeyici meleği Elizabeth’in ölümü üzerine yerine geçen James-1 de bu görevi benimser. Hatta topluluğun etiketini bile “Kıral’ın Oyuncuları” na çevirir. Globe Tiyatrosu başka illere turneler de düzenler. Toplumda tiyatronun işlevi gittikçe yaygınlaşır. Shakespeare’in piyesleri gününde hem oynanır, hem de basılıp Yayınlanırlar Basım tarihi: 1600 ü gösteren “Venedik Taciri” gibi piyesleri şimdi müzede bulunuyor. Şair-yazacın ömrü ancak elli iki yaşına kadar ulaşabilir, ki bu kısa yaşam öyküsü doğduğu küçük köyünde ve yine bir 23 Nisan günü sessiz ve mutlu bir sonla noktalanır. Günümüzde Stratford-On-Avon’a uğrayanlar, sanatçının evinin ve eski köyünün” meyhanesine varıncıya dek ilk haliyle korunduğunu görürler. Bu kurumlaşmış İngiliz toplumundaki tarihsel tutuculuğun geleneksel bir başarısıdır.
Belki de pek ilgi çekici olmayan sade yaşayışı yüzünden bu şair-yazar-oyuncuya kalıcı eserlerinin şanını çok görenler olabilir. Yalnız insanoğlunun yeryüzünde kalan tek yanı, eserleri konusunca her tür ağız susar elbette… Çünkü üslüpçu Shakespeare’in damgasını taşıyan piyeslerin ortak yönleri, benzersiz belirli nitelikleri vardır, örneğin yaşamının en verimli 20 yılında 34 eser yazdığı söylenir Bunlar arasında iki uzun şiir ile sayısı 150 ‘yi aşan Sonnet’leri bulunur. Dahası İngiliz dili öğretilen tüm yüksek öğrenim kurumlarında hala Shakespeare metinlerini okuturlar Demek ki üslüp ye içerik bakımlarından bu büyük Usta’nın her yeni kuşağa söyleyeceği bayatlamayan taze bir şeyleri olsa gerek… İnsan ruhunun öylesine derinliklerine sızmış bir ışın ki tüm güç ve zaaflarıyla onu çeşitli rollerde aydınlatarak sergiler Ele aldığı değerler zamanın elinde eskimez, aşınmaz. Oyun tekniğinin sağlamlığı ve tuttuğu yol seyirciyi ilgiden ilgiye sürükler. Yarattığı imajlar dimağ ve gönülleri kanatlandırır. Oyunlarında kötüler ve kötülükler karşısında, iyiler ve İyiliklerden yana çıkar Psikoloji, hukuk, siyaset, tarih, toplum bilim, biyoloji, felsefe gibi tüm geçerli değer yargılarını, bilgi ve duygularını türlü biçimlerle dram ve komedilerinde canlandırır.
Çokcalık büyük Usta’nın oyunlarında soylular şiirle, alt tabaka ise düz dille konuşurlar Eski Yunan geleneğindeki “Üç Birlik” ilkesinden sıyrılır, çıkar Yalnız “Fırtına” (1611) sında bu ilkeye bağlı kalmış nedense.. Yine de çağının modern oyun kurucusu ve öncüsü olmuş. Sanatına, öteki bazı değişim ve etkileşimlerle çağın modern sahne anlayış ve eylemlerini katıştırır. Kahramanları, çağlar değişse de kuşaktan kuşağa duygu ve düşüncelerde yaşar giderler Eğer bütünüyle insanlığın dramını ve komedisini sererken, kendi öz geçmişini atlamışsa bu bir kusur sayılamaz.. Tersine sayısız okuyucu ve seyircileri onu nasıl anlıyorsa öylecene duyar ve anarlar Bilinmemek, tanınmamak ancak yüce kişiliklere yeten ve yakışan bir ululuk değil mi? Oysa bu Usta’dan yoksun bir dünya sahnesi nice yavan olurdu kil. Tıpkı portresini bir kaç sayfaya sığdırmanın darlığı gibi İlle de eserlerinin en ünlülerini saymak gerekirse, tarihleriyle birlikte şöyle sıralayabiliriz Yanlışlıklar Komedyası -1592-, Venüs ile Adonis -1593-, Lucretıa’nın Kaçırılışı -1594-, Hırçın Kız-1593-, Veronalı iki Centilmen -1594-, Romeo ve Jülyet -1595-, Bir Yaz Gecesi Rüyası -1595-, Venedik Taciri -1596-, Henri İV -1597-, Kuru Gürültü -1598-, Henri V -1598-, Jül Sezar -1599-, VVindsor’ın Şen Kadınları -1598-, Nasıl Hoşunuza Giderse -1599-, Onikinci Gece -1600-, Hamlet -1600-, Othello -1604-, Macbeth -1605-, Kral Lear -1606-, Antonıus ve Kleopatra -1606-, Coriolanus-1607-, Atinalı Timon -1607-, Perik- les -1608-, Kış Masalı -1610-, Henri VIIİ -1612-, ve b …
İşte dünya uluslarının toptan sahip çıktığı, ulusal sınırları aşmış bir sanat kahramanı ki, acaba bir değil, belki bin Hindistan’a değmez mi ?

YAZAR : HALİL İBRAHİM GÖKTÜRK

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz