Resim ve filmlere konu olan köpekler, Oyuncu köpekler

0
45

RESİM ve YAZIDA KÖPEK

KÖPEK, geçmişten günümüze kadar varlı­ğı ile bizlere destek olmuş hatta, sanat dediğimiz inceliğin içerisinde bile yerini almıştır. Asur kabartmalarında, mısır dusimlerinde, hatta taşdevri mağara resimlerinde köpekle ilgili, av sahnelerine rastlanılmaktadır. Eski Mısır mağarasında, tazı benzeri köpek heykelleri bulunurken, Çin’de yapılan arkeolojik kazılarda, mezar buluntularında, basık yüzleri ve patlak gözleri ile günümüz buldoglarını çok andıran, kilden yapılmış köpek heykelcikleri çı­kartılmıştır. Yine Çin’e ait bir çok belgede, im­paratorluk ailesinin göz­desi, Pekin köpeklerine ilişkin belgeler vardır.

Rönasanas ve Barok dönemine ait Avrupa kır ve aile resimlerinde de köpek betimlemeleri­ne sıkça rastlanırken, daha sonraki dönemler­de özellikle İngiltere’de başlı başına köpek portreleri çizilmiştir. So­nuç olarak köpek, 19. yüzyıla gelindiğinde, duygusal sahnelerin odağına yerleşmiştir.

Hristiyan ikonografisin­de de yerini alan kö­pek, bazı azizlerin yol­daşı sayılmıştır. Ayrıca, Napoli Cave Canem mozaiği ve Vatikan müzesi heykellerinde, onu görebiliriz. Sanatçıların modeli köpek Pisanello, Carpaccio, Tiziano, Bassano, Tintoretto, Veronese, Rubens, Watteaum, Manet, Bonnard, Vuillard ve Snyders gibi ünlü hayvan resamlarının eserlerine de konu olmuştur. Bu arada Giraud’un Av Köpeği’ni, Fremit, Gardet ve Barye’nin eserlerini de anmadan geçmeyelim.

Türk folklorunda da köpek, kutsal sayılan hayvanların arasında yerini almıştır. On iki hayvanlı Türk kaviminde, 11. yıla Köpek yılı adı ve­rilirken; efsaneler ve destanlarda ondan, barak, it ya da it-barak olarak bahsedilmiştir. Kuzey ve Güney Doğu Türklerinin folklorlarında, it başlı, sığır ayaklı bir kavimin bulunduğu, Altay Türk masallarında da, kocaları köpek kılığında olan güzel kadınlar ülkesinden söz edilmektedir. Ka­zak folklorunda ise kurmay adı verilen kuş cin­sinden bir hayvanın yumurtalarından, köpek yavruları çıkmaktaymış. Dede Korkut ise masal­larında, köpeği, bir dost ve kılavuz olarak gös­termiş, Ziya Gökalp ise bir eserinde onu, mev­simlerden sonbahara, yönlerden batıyla, mad­delerden demire ve renklerden beyaza benzet­miştir.

Çağdaş yazında da önemli bir yer edinen köpek, Charles Dickens’in David Copperfield, Oliver Twist gibi diğer romanlarına da girmiş ve önemli roller üstlenmiştir. Jack London’un dün­yaca tanınıp, sevilmesine yol açan Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild) adlı eserinde kö­pek, yaşam savaşındaki ilkel içgüdüyü betimler­ken, yazar onu adeta insan kişiliği kadar canlı; erdem ve kötülük gibi değerlerle bezemiştir.

Köpek, filmlere de konu olmuştur. Conan Doyle’un betimlediği buldog-bloodhound ka­rışımı Baskervilles tazı­sını ve ünlü film yıldızı Koli Lassie’yi sanırım hepimiz tanıyoruz. Lassie’nin Aşkı filminde, Lassie’yi başrollerde Robert Donor ve Mary Gregory ile birlikte, zor durumda kalan bir grup insanın hayatını kurta­rırken izledik. Azılı bir çetenin, eğitilmiş ele­manı olan köpek Arian da, Esrarengiz Köpek isimli filmiyle, bizlere heyecanlı anlar yaşatmış­tı. Ve bir zamanlar oynadığı filmlerle seyirciyi şaşkına çeviren Rin-Tin-Tin’i de unutmamak ge­rekir.
Rin-Tin-Tin aramızda yok. O şimdi Paris’in ünlü köpek mezarlığında yatmakta. Aynı mezarlıkta 40 kişinin hayatını kurtarmış ve 41. kişi ta­rafından korku belasına öldürülmüş (ki kendini öldürenin canını, hayatı pahasına yine de kur­tarmıştı), Saint-Bernard Barry ve nice cesur po­lis köpekleri ile beraber Rin-Tin-Tin.

Köpek, bilim adamlarının da dostu ve yar­dımcısı olmuş. “İnsanları tanıdıkça, köpeğimi daha çok seviyorum” diyen Pascal’s sanırım ka­tılmamak elde değil. Engin buz çöllerinde, çat­lamış buz tabakalarını, buzul tepelerini ve uçu­rumları aşarak -40 hatta -50 derece sıcaklıkta yol alıp, Güney Kutbuna bayrak diken Amudsen ve arkadaşlarının da vefalı ve cefalı dostla­rı köpekler olmuştu.

avatar
  Subscribe  
Bildir