Rahim nasıl bir organdır, nasıl çalışır ve ne işe yarar? Rahim organı hakkında bilmeniz gereken her şey.

0
14

Ben alt karın bölgesine bağlarla asılı pembemsi renkte kastan yapılmış bir torbayım. Küçük bir armuda benzer şekilde ve yaklaşık 60 gram ağırlığındayım. Sanırım bir kuluçka odasına benzetilebilirsem de bu da benim için adaletli bir benzetme olamaz. Çünkü ben evrenin en yüksek mucizesini yaratırım, yani birkaç hücreden oluşan ve gözle güçlükle görülebilecek bir hayat kümesini besleyerek onun trilyonlarca hücre haline, yeni bir insan haline gelmesini sağlarım.

İşte ben Esinin rahim’iyim.
Yeni bir hayat için, bir besleyip büyütme yeri (Nurseri, çocuk yuvası) sağlamak görevi basit görülebilir. Hakikatte bu iş zor, karışık ve başarısızlık ihtimalleri de oldukça fazla olan bir şeydir. Ergenlik çağından menopoz devresine kadar her ay büyük bir gayret içinde gebelik için hazırlanırım. Bu iş 400’den çok kez olmuş veya olacaktır. Bununla beraber Esin yalnız iki kez gebe kalmıştır. Bu hal çok nazlı bir misafire karşı yapılan itinalı hazırlıklara benzetilebilir. Bu kıymetli misafir 400 kez davet edilmiş ve bunlardan yalnız ikisi kabul edilmiştir.

Bu aylık hazırlıklar şaşırtıcı bir takım kimyasal olguları kapsar. Bunlar birtakım karışık yeni kan damarlarının, yeni bezlerin ve yeni dokuların oluşumudur. Esin’in yumurtalıklarının ürettiği Estrojen hormonlarının etkisiyle iç cidarım —kan kırmızısı renkte ve kadife gibi yumuşak olan Endometriyom’un— kalınlaşır ve yeni hayatı iyi besleyebilmek için bezlerim de büyür. Ay ortasında da çok önemli başka bir kimyasal olay oluşur.

Benim içi boş bir kas’tan yapılmış olduğumu biliyorsunuz İç boşluğum bir çay kaşığı dolusu kadar sıvı alır. Kaslarım düzenli bir şekilde büzülme hareketleri yapar. Fakat bu büzülmeler tohumlanmış bir yumurta için öldürücü olabilir. İşte benim kaslarımı gevşetmek için Esin’in yumurtalıkları ay ortasında Progesteron hormonu üretmeye başlar.

Benim üç girişim vardır Bunlardan ikisi Fallop kanallarına açılır ki bunlar aracılığıyla, Esin’in yumurtalıklarından birinin her ay ürettiği tek bir yumurta üst kısmıma gelir üçüncü girişim. Serviks veya Rahim boyundan geçen saman çöpü genişliğinde bir tüneldir. Burası da erkek spermasının içeri girmesine ve bebeğin dışarı çıkmasına hizmet eder. Esin’in yumurtalıkları yumurtayı serbest bıraktığı zaman Serviks’im, mukoz bezlerinin üretimini artırarak burada bir akıntı meydana getirir ve bu akıntı yardımı ile erkek sperması yumurtaya doğru yüzebilir.

Şimdi ben tohumlanmış yumurtayı almaya hazırlanmış ve yeni bir hayatı beslemeye başlamış bulunuyorum. Fakat eğer tohumlanmış bir yumurta gelmemişse, hazırladığım bütün dokular, bezler ve kan damarlarının dışarı atılması lazımdır Esin adetini gördükten sonra eski düzen yerine gelmiş olur.

Benim için en önemli an, Esin’in ilk bebeğinin oluşu olup ben bütün hünerlerimi o zaman göstermek fırsatını bulabilmişimdir. Yumurta tohumlanmış ve hücre bölünmeleri yoluna girmiştir. Çoğalan hücreler fallop borusundan yavaş yavaş aşağıya inerken yumurta sarısından başka bir yiyeceğe sahip değildir. Bu tek yiyecek te yumurta bana ulaştığı zaman tükenmiş veya tükenmek üzeredir. Eğer bunun yerine hemen güvenilir bir beslenme kaynağı bulunamazsa, bu küçük hayat noktasının yaşama olanağı şüpheye düşer. İşte ben daha önceleri çok kez olduğum gibi şimdi de bu işler için hazırım. Bundan sonra yumurta küçük temas ve tutunma kolları çıkararak bunlarla endometriyomuma yapışır. Artık burada emin, sıcak ve yiyecek sağlayan bir yuvaya sahiptir.

Benim yeni misafirimin beslenmesi görevi, her gün 24 saat olmak üzere dokuz ay süre ile çok dikkate değer ve çok karmaşık olan plesenta’mın (eşimin) yardımı ile sağlanır. Tohumlanmış yumurtadan hasıl olan küçük bir lekeden başlayarak bir kg, ağırlığında ve 17 santimetre çapında, kırmızımtırak bir gözleme büyüklüğüne ulaşır. Pek güzel olmayan bu şey Esin’in bebeği doğuncaya kadar onun için akciğer, karaciğer, böbrek ve sindirim sistemi görevlerim yapar. Döl yatağındaki bebeğin yaşantısı, en kısası 12 santimetre ve en uzunu 120 santimetre olan, göbek bağı aracılığı ile sağlanır. Göbek bağında iki atardamar ve bir de toplardamar bulunur. Atardamarlar bebeğin vücudundan çıkan artıkları plesentaya (eşe) taşır ve buradan bu artıklar Esin’in kan dolaşımına karışır. Bu artıklar Esin’in karaciğeri, böbrek ve akciğerlerinde işlem görür ve tasfiyeye uğrar. Toplardamar ise Esin’in kanından besin sağlar ki bunlar da, vitaminler, oksijen, madenler, karbonhidratlar, aminoasit’lerdir. Plesentanın çok ince bir zar halindeki süzme sistemi, Esin’in kanı ile bebeğinin kanını tamamiyle birbirinden ayrı tutma suretiyle bu karışık değişmeyi yapar. Bunlar birbirine uymayan kan tiplerinden olup ta eğer karışacak olsalardı o zaman büyük bir felaket meydana gelebilirdi.

Esin’in bebeği büyüdükçe iki ilk ayın sonunda benim kiracım tohumlanmış yumurtanın 10.000 misli olmuştur— kapasitem de büyür ve en sonunda ordinal büyüklüğümün 500 misli olurum. Şeklim de armut şeklinden karpuz şekline ve ondan sonra da yumurta şekline dönüşür. Belki de işin en önemli yönü gitgide olağanüstü kuvvetlenmem de. Kaş liflerim büyüklük ve ağırlık bakımından fevkalade artar. Bütün bu büyümeme rağmen kiracımın da büyümesi ve özellikle hareketlere ve tekme atmalara başlaması ile patlayabilirdim. Benim bu ilave kuvvete, asıl sürekli doğum sancıları sırasında ihtiyacım olacaktır. Bebeğin doğması bir üstün insanı bile halsiz bırakacak bir haldir.
Yaklaşık yedinci ayına kadar Esin’in bebeği sık sık durumunu değiştirir, fakat ondan sonra yer çekimi kanunu hükmünü sürdürmeye başlar. Bebeğin başı öteki taraflarına oranla ağır olduğu için, bebeklerin yüzde doksanında olduğu gibi baş aşağı durumunu alır, ki bu da doğum bakımından çok iyidir. Kiracım büyüdükçe ve güçlendikçe yoluma çıkan her şeyi dışarı atmak isterim Eşinin idrar kesesi üzerine basınç yaparak onun sık sık banyoya gitmesine sebep olurum Mide ve barsaklar üzerine yaptığım etkiler sonucu olarak bazı sindirim bozukluklarına da neden teşkil ederim.
Dokuzuncu ayda artık karın boşluğunda büyük bir yer işgal eder duruma gelmiş bulunurum. Benim işim de bu sıralarda hemen hemen bitmiştir. Ben çok küçük, bölünemeyecek kadar küçük, bir su parazitim kendi başına yaşayabilecek yetenekte üç, kiloluk bir bebek haline getirmişimdir.

Henüz tamamı ile bilinmeyen nedenlerle, mukadder olan bir akşam 9 aylık uyuşukluğumdan uyanır ve kiracımı dışarı atacak hareketlerin hazırlığına başlarım. Esasen doğumun hareketli dramına katkıda bulunmak için hazırdım. İlk büyük hedef, rahim boynundaki, ancak parmak sığabilecek genişlikteki geçidin, bebeğin başının geçebileceği, 12 santimetre çapındaki bir genişliği almasıdır. Çok yorucu ve zaman alıcı olan bu işi devamlı büzülüp boşalmalarla yaparım, önceleri seyrek olan bu hareketler, sonraları iki – üç dakikada bir olmaya başlar ve bunların devam süresi de bir dakikaya kadar yükselir.
Fakat bütün bu çalışmalar sırasında bebeğin başının , açıklığı genişletmek için bir kama gibi kullanırım. Kaslarım 6 kg.’lık bir itiş kuvveti sağlayacak güçtedir. Amma bu da yeterli değildir. 11,5 kg.’lık bir itiş kuvvetine ihtiyaç vardır Esin’in karın kasları ile diyaframının burada bana büyük yardımı olur ve en sonunda bebek doğar.
Benim için şimdi önümde büyük çapta bir ev temizliği görevi vardır Plasenta’ya artık ihtiyaç kalmadığı için, onu da dışarı çıkarırım. Ondan sonra da açık kan damarlarına gerekli baskıyı yaparak, onların kapanmasını sağlar ve kanamayı kontrol altına alırım.
Gebeliğin başlangıcında 32 gram gelirim. Zamanla bu ağırlığım 16 kat artar ve doğum sırasında bir kiloluk bir ağırlığa ulaşırım önümdeki bir veya iki ay içinde yapacağım egzersizlerle tekrar eski normal ağırlığımı elde ederim. Esin halen 42 yaşındadır ve menapoz (adet kesilmesi) devresine yaklaşmaktadır. Ondan sonra benim işlerim bitmiş olacak ve ben de büzülerek genç kızlık zamanımdaki orijinal büyüklüğümü tekrar kazanacağım.

Esin’in yaşantısının büyük bir kısmında çeşitli cinslerde sıkıntılara sebep olurum. Hatta diyebilirim ki ben onun vücudunda bir numaralı sıkıntı yeriyimdir. Muhakkak ki benim en çok bilinen kederim Dışmenor (adet güçlüğü) denen, adet görme sırasındaki kramplı sancılarım dır. Fibroidler, yani kaşlı iç cidarlarımda teşekkül eden değişik büyüklüklerdeki beyazımsı büyümeler de başka baş belalarım dır. Başka birçok kadınlar gibi Esin de bu fibroid’leri kanserle ilgili sanır. Fakat bunda genellikle korku gereksizdir Fıbroid’in kansere dönüşmesi ihtimali 200 olayda birden azdır.

Eğer iç cidarım iyi gelişmezse ya da her ay muntazam deri değiştirirse, o zaman fazla miktarda ve gayrimuntazam kanamalar olur. Bu belki çok kez yapılan bir ameliyatla, diletasyon (genişletme) ve kürtajla düzeltilebilir. Bu ameliyatta gerekli aletler kullanılarak rahim boynu geçidi genişletilir ve kürtaj kasığının geçmesine müsait hale getirilir. Bununla rahim içindeki fazla dokular alındıktan sonra, genellikle sıkıntı da kaybolur.
Göğüsten sonra. Esin’in en çok kanser olması ihtimali olan yerini ben teşkil ederim. Fakat çok şükürler olsun ki benim iki çeşit kanserim (biri rahim boynu kanseri, öteki iç cidar kanseri) çabuk teşhis edilen cinsten olup, aynı zamanda yüzde 90 tedavi edilebilir türdendir, özellikle 40 yasından sonraki anormal kanamalar benim iç cidar kanser imin en çok görülen işaretleridir. Bu kanamalar başka şeylerden de olabilir. Fakat ne olursa olsun böyle bir şey olduğu zaman, en iyisi Esin’in hemen bir doktora başvurmasıdır Ve Esin akıllı bir kadın olduğu için. Rahim boynu kanseri ile ilgili yıllık POP (meme başı) testi yaptırmayı ihmal etmez.

Birçok kadınların, benim iyi ve övünülecek şeylerden çok bir sürü sıkıntılara sebep olduğumu düşünmeleri maalesef benim için iyi bir şey değildir. Yalnız, eğer ben ve benim gibiler olmasaydık, kendilerinin de mevcut olamayacaklarını düşünebilselerdi buna da minnettar olurdum. Evet ben olmasaydım kimse de olmazdı.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir