[Oyuncu] Jean Gabin biyografisi, hayat hikayesi, filmleri (1904~1976)

0
98

Gelmiş geçmiş en büyük Fransız yıldızı unvanını haklı olarak kazanmış olan Jean Gabin, uzun ve başarılı kariyerinin (neredeyse 100 başrol) sunduğu geniş bir imgeler ve hazlar yelpazesine rağmen, kendisine daha çok 1930’lar Fransasında yapılan bir dizi klasik filmde proleter kahraman arketipi olarak sinema oanteonunda bir yer edinmiştir.

Oyuncu bir ailenin çocuğu olarak doğan ve asıl adı: Jean Alexis Moncorgé olan Gabin, Paris müzik hollerinde komik şarkıcı olarak ise başladı. İlk filmi “Chacun sa chance”(1930)da dahil olmak üzere ilk dönem filmleri, bu teatral mirasın izlerini taşır. Peşinden en önemlisi Maurice Tourneur’ün Las Gaiétes de İ’escadron’u(1932)olmak üzere bir çok komedide de oynadı; ama Anatole Litvak’ın dikkate değer Coeur de Lilas’ında (1931)öldüğü gibi, işçi sınıfı/suçlu rolleriyle melodramlarda da görünmeye başlamıştı. Bir lejyoneri oynadığı Jülien Düvivier’in La Bandera’sı (1935)onun bir yıldız olmasını sağladı; bu filmde, sıradan Fransız işçi sınıfı erilliğiyle trajik kahramanın ölümcül kaderinin birleşmesi onu bir “mit”haline getirdi. André Bazın(1983)yerinde bir saptamayla onu “bez şapka takan Oedipus”olarak tanımlıyordu. Ardından, dönemin en iyi Fransız yönetmenlerinin filmlerindeki Gabin’in ilk görkemli dönemi başladı: Düvivier’in La belle équiepe ve Pépé le Moku’şu (ikisi de 1936), Renoir’in Les Bas-fonds(1936), La grande illusion(1937) ve La Béte Humaine’i (1938), Grémilon’un Gueule d’amour(1937)ve Remorques’si (1940) ve Carné’nin Le Quat des brumes(1938) ve Le jour se léve’i (1939).

Gabin’in seri özellikleri, Parisli aksanı ve minimalist oyunculuğu canlandırdığı karakterlere otantiklik kazandırırken; Kürt Courant, Jules Kruger(Freddy’nin akrabası değil )gibi görüntü yönetmenleri tarafından ustaca aydınlatılan hülyalı gözleri, onu romantik bir figür haline getirdi. Hem halk Cephesi’nin umutlarını, hem de yaklaşan savaşın karamsarlığını örnekleyen ideal bir şiirsel gerçekçilik yıldızıydı.

İşgal altındaki Fransadan kaçıp; Holywood’a giden Gabin, Gelgit(1942) ve Dolandırıcı(1943) adli 2 film yaptı; sonra özgür Fransa güçlerine katıldı ve Özgür Fransa nişanı kazandı. Savaşın hemen ardından fark edilir ölçüde yaşlanmış olarak dönen Gabin, büyüsünü yitirmiş gibiydi. Martin Roumagnac (1945, o sırada aşığı olan Marlene Dietrich’le birlikte)ve Audela des grilles(1948, İsa Miranda ile birlikte)gibi filmler 1930’ların filmleri kadar başarılı değildi. 1953’te Jacques Becker’in yenilikçi korku filmi Touchez pas au grisbi’de savaş önceki popülerliğe dramatik bir dönüş gerçekleştirdi. Bu filmde, çete savaşları yapmaktan çok birbirine kenetlenmiş erkek arkadaşlardan oluşan bir grupla akşam yemekleri yemeyi yeğleyen, dünyadan bıkmış, yaşlanmış; ama hala çekici gangster Max olarak yeni bir kişilik geliştirdi. Ertesi yıl, Renoir’in Yüzyılın sonundaki Paris müzikholünün yeniden yaratımı olan enfes Paris eğleniyor’da tekrar büyük bir başarı kazanarak Fransız ana akım sinemasının köşe taşlarından biri olduğunu tekrar kanıtladı. Auteur sinemasından ve yeni dalgadan uzak duran Gabin, Claude Autant-Lara’nın usta işi iki filmi olan La Traversée de Paris(1956) ve En cas de malheur’de(1958, Brigitte Bardot ile birlikte), Les Mişérables(1957) gibi kostümlü dramalarda, özellikle Razzia sür la chnouf(1954), Maigret tend un piége(1957) ve Mélodie en sous-sol(1963) gibi komedilerde ve korku filmlerinde başarılı bir performans gösterdi.
Birçokları Gabin’i, büyük burjuvaları ve politikacıları giderek daha fazla oynamaya başladığı için eski proleter imajına ihanet etmekle suçladı. Oysa 1960’lar ve 1970’ler’in Gabin’i, hem oynadığı karakterlerin toplumsal yükselişi; hem de fiziği ve aksanıyla belirginleşmiş işçi sınıfı kimliğiyle özdeşleşen popüler izleyiciye sadık kaldı. Uzun kariyeri boyunca, Fransız erkek imajının değişen; fakat tutarlı kalan ideallerini kristalleştirdi. Knedi ülkesinde böylesine büyük bir yankı uyandıran çok az yıldız olmuştu. Le Président’te (1961)çok taktir edilen bir devlet bskanını yeterince simgesel bir şekilde oynadı ve ölümü General De Gaulle’ün ölümüyle karşılaştırıldı.

Seçme filmler:
Chacun sa chance(1930), La Belle équipe (1936), Pépé le Moko(1936), Les bas-fonds(1936), La Grande İllusion(1937), La Béte hümanie(1938), Gueule d’amour(1937), Remorquers(1940), Le Quai des brumes(1938), Le jour se léve(1939), Martin Roumagnac(1945), Au-dela des grilles(1948), Touchez pas au grisbi(1953), Franch Cancan(1954), L’air de Paris(1954), La Traversée de Paris(1956), Le Chat(1971)

Bu yazıda kullanılan kaynaklar:
Bazın, André (1983), “The destiny of Jean Gabin”, Gauteur, Claude ve Vincendeau, Ginette(1993), Anatomie d’un mythe: Jean Gabin
iyi okumalar.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz