[Oyuncu] Billy Bob Thornton biyografisi, hayat hikayesi, filmleri.

1
87

Sinemaya dair ne varsa onda: Billy Bob Thornton
Her ne kadar ülkemizde daha çok oyuncu olarak tanınsa da aynı zamanda iyi bir yönetmen, yapımcı, senarist ve de müzisyen olan Billy Bob Thornton, küçük sayılabilecek rollerde bile izleyicinin kafasında yer eden, ‘prototip’ karakterler yaratmasıyla hem ne kadar yetenekli olduğunu, hem de işini ne kadar ciddiye aldığını kanıtlıyor.

Billy Bob Thornton, batılıların ‘multi-talent’ diye adlandırdıkları ‘komple’ sanatçılardan. Yapımcı, senarist, yönetmen, oyuncu ve de müzisyen; üstelik bunların her birinde yeteneği tescilli biri. Her ne kadar bizim ülkemizde, ‘oyuncu’ kimliği daha öne çıksa da, Thornton yönetmenliği ve özellikle senaristliğiyle de yurt dışında hatırı sayılır bir üne sahip. Sinemaya dair yaptığı her işte ‘karakter’ yaratımını ön plana çıkarması, Thornton’un ülkemizde ‘oyuncu’ olarak daha çok tanınmasını bir şekilde açıklıyor. Sonuçta Thornton, ülkemizde vizyona giren ve başrolünde olmadığı Basit Bir Plan ve U-Dönüşü gibi filmlerde de; baş rolünde yer aldığı ve her birini geçtiğimiz sezon içerisinde izlediğimiz Haydutlar, Kesişen Yollar) ve Orada Olmayan Adam gibi filmlerde de hayat verdiği karakterleri beynimize kazıdı. Birçok izleyicinin kafasındaki “yol kenarında yer alan ıssız Amerikan kasabasında yaşayan otomobil tamircisi” imajı, Thornton’un U-Turn’de canlandırdığı ve film içinde bir yan karakter olan Darrell’la özdeşleşmiştir. Benzer şekilde, ‘zeka düzeyi geri’ bir karakteri canlandırmada, meslektaşlarının ‘bağıran’ oyunculuklarına karşın, Thornton, A Simple Plan’da, olağanüstü bir mütevazılıkla yarattığı Jacob karakteriyle tam bir oyunculuk dersi verdi. Kariyerinde görece olarak küçük sayılabilecek bu rollerde bile izleyicinin kafasında ‘prototip’ olarak yer etmesi, Thornton’un işini ne kadar ciddiye aldığının da bir göstergesi.

Zor yıllar…
Arkansas eyaletinin küçük bir kasabasında dünyaya gelen Thornton, daha çocuk yaştayken sanatçı olmayı kafasına koymuş. Gerçi o günlerdeki hayali biraz farklıymış: Rock yılıdızı olmak isteyen küçük Bob, çalışkanlığını o yaşlarda da konuşturmuş: 9 yaşında kurduğu grubuyla hızla çalışmalara başlamış. Gençlik yıllarına dek peşinden koştuğu bu macerada “Tres Hombres” grubuyla 1981 yılında Hank Williams Jr.’ın konserinde açılış grubu olarak çalma meriebesine kadar yükselmiş Thornton; ancak hayata dair daha ciddi düşünmeye başladığı üniversite yıllarında, aldığı psikoloji eğitiminin de etkisiyle, kendini daha çok tatmin edecek işlerle uğraşmayı kafasına koymuş.

Böylece, Thornton, bugünkü kimliğini edinme yolunda, cebine 500 dolar koyup Los Angeles’a yollandı ve oyunculuk dersleri almaya başladı. Bir yandan da hayatta kalabilmek için harıl harıl iş arıyordu. Ancak hedeflerine ulaşması o kadar kolay olmadı. Zaman zaman yemek yiyebilecek parayı bile bulamıyordu. Nitekim, vücudu Thornton’un ağır çalışma temposunu kaldıramadı: Yetersiz beslenme nedeniyle bir süre hastanede kalan Thornton, içinden geçtiği dönemi, başarıya nasıl ulaştığını ona her zaman hatırlatacak bir kalp rahatsızlığıyla atlattı. Artık, önündeki engelleri daha dikkatlice aşmalıydı. Önce kimsenin aklında yer etmeyen küçük rollerle yetindi. Daha sonra yüzünü daha bilinir kılabilmek için TV’ye geçti. Ve ilk kez, hem senaryo yazımına Tom Epperson’la birlikte ortak olduğu, hem de baş rollerinden birinde yer aldığı “One False Move” filmiyle dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

Thornton’un fetiş karakteri: “Karl Childers”
Thornton, One False Move’la yakaladığı çıkışı çok iyi değerlendirdi ve “Hearts Affair” isimli sitcom’da önemli rollerden birini (adaşı Billy Bob Davis rolünü) kaptı; böylece yüzünü hem izleyicilerin hem de yapımcıların zihnine kazımayı başardı. Ama Thornton için asıl iş, bundan sonra başlıyordu. O, sadece oyunculukla yetinemeyecek kadar yetenekliydi; sürekli yazmaya devam ediyordu. Yarattığı Karl Childers karakterinin filmini yapabilmek için kısa ve belgesel filmleriyle tanınan George Hickenlooper’u ikna etti ve baş rolünde kendisinin yer aldığı “Some Folks Call İt a Sling Blade” isimli siyah-beyaz bir kısa film yapılmasını sağladı. Ve çok inandığı Karl Childers karakterini uzun metraja taşıyabilmek için yapımcıların kapısını çalmaya başladı. Ancak onun bu projesine destek olan biri çıkmadı. Yoluna devam eden Thornton, genelde bağımsız projelerde rol almayı sürdürdü. Ta ki 1996’da, hiç beklemediği bir anda yapımcılar “Some Folks Call İt a Sling Blade”i uzun metraja taşıması için kapısını çalana dek. Thornton Childers’tan hiç vazgeçmemişti, hatta yıllar onun bu karakteri iyice içselleştirmesini sağlamıştı. Dolayısıyla başka bir yönetmenin Karl Childers’i kendi duyarlılığıyla beyaz perdeye taşıyamayacağını düşünüyordu. Ve Thornton, kendi senaryosunu yazdığı “Sling Blade”i yönetmesi konusunda yapımcıları ikna etti, üstelik başrolde de kendisi vardı.

Thornton’un altın yılı
Hem eleştirmenler hem de izleyiciler tarafından çok beğenilen ve gişede de başarılı olan “Sling Blade”, Thornton’un yeteneğini tescilledi, artık azimli aktörün yolu açıktı. ilginç olan, bağımsız bir ruhu olan Thornton’un iş oyunculuğa gelince bağımsız filmlerle ‘mainstream’ filmler arasında ayrım yapmaması. Sadece bağımsız sinemayla ilgilenip ‘mainstream’ filmleri lanetleyenleri biraz burnu havada bulan Thornton, yaptığı işlere de bu tavrını yansıttı ve her zaman bir denge yakalamayı başardı. Bu anlamda “Sling Blade”i izleyen dönemde U Dönüşü, Basit Bir Plan gibi görece daha bağımsız projelerde de Armageddon ve Pushing Tin gibi daha ‘mainstream’ filmlerde de rol aldı. Ancak Thornton’un kariyerinde hiçbir dönem geride bıraktığımız 2002 sezonu kadar verimli olmadı. Önce tıpkı “A Simple Plan”de olduğu gibi, yazdığı senaryo Sam Raimi tarafından Üçüncü Göz ismiyle beyaz perdeye taşındı; bu sefer korku türünü deneyen Thornton-Raimi ikilisi, vasat korku filmlerinin istilasına uğrayan vizyona can simidi gibi düştü. Ardından peş peşe rol aldığı Orada Olmayan Adam, Haydutlar ve Kesişen Yollar filmlerinde rol alan Thornton, hem bağımsız-mainstream dengesini sürdürüyor, hem de ne kadar iyi bir karakter oyuncusu olduğunu bir kez daha gösteriyordu. Gerçekten birbirleriyle pek alakası olmayan üç farklı karakteri (bir banka soyguncusu, bir idam infaz memuru ve varoluşunu sorgulayan bir berber) inanılmaz bir başarıyla canlandıran Thornton, tıpkı daha küçük rollerde yer aldığı “U-Turn” ve “A Simple Plan”de olduğu gibi sinema tarihine damgasını vuran karakterler yaratıyordu. Özellikle, Coen Kardeşler’in yeteneğine olan saygısından dolayı, senaryosunu bile okumadan kabul ettiği “The Man Who Wan’t There” filminde hayat verdiği Ed Crane, sinema tarihinin hem en sakin görünen fakat en karmaşık ruha sahip karakteri olarak akıllarda yer etti. Yıllar geçse de zaman üstü bir karakter olan Crane’i sinemaseverler unutamayacaktır.

Gecikmiş bir buluşma
Geçtiğimiz aylarda ufak bir gecikmeyle vizyona giren Daddy and Them, Sling Blade ve All the Pretty Horsestan sonra Thornton’un üçüncü yönetmenlik denemesiydi. Tabi ki filmin senaryosunda ve baş rolünde de Thornton’ın imzası vardı. Arkansaslı, işlevini yitirmiş, ama birbirinden vazgeçemeyen Montgomery ailesinin öyküsünün anlatıldığı filmi, Thornton geçtiğimiz yıl içinde izlediğimiz “Bandits” ve “Monster’s Ball” filmlerinden önce gerçekleştirmiş; ancak filmin birkaç bağımsız festival dışında gösterilme şansı olmamıştı. Bu hafta vizyona giren “Çarpık İlişkiler” de tıpkı “Daddy and Them” gibi Miramax’ın sınırlı dağıtım olanağı bulan filmlerinden biri. Şimdiye kadar ABD’de oldukça az sayıda sinemada ve bir de Hollanda’da vizyona girmiş olan filmi sienmalarına konuk eden üçüncü ülke Türkiye. Ne dersiniz, dağıtımcılar Billy Bob Thornton’un kariyerini takip etmeye iyice alıştığımızı mı düşünüyorlar?

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
Sıralama:   En Yeniler | Eskiler | Beğenilenler
Emin Sonmez
Ziyaretçi
Ben çok severim B.B.Thornton’u. Ben onu ilk “A Simple Plan”da ke$fettim TGRT Televizyonunda izlemi$tim filmi ilk olarak.Ordaki gerizekalı karakteri süper canlandırmı$tı,en iyi performanslarındandı diyebilirim.”Uçakta paraların olduğunu söyledin mi?”,”Bu noel agacını dı$arı çıkartmam lazım evi yakabilir” bu 2 sözünü hiç unutmıcam gülmekten yerlere yatmı$tım,filmi izleyenler ne demek istedığımi zaten anlamı$lardır The Man who wasn’t there filmini de severim,filmin havası bile bana yetiyo,süper.Ayrıca anısı da ayrıymı$,saygıyla anıyorum. U-Turn’de tanınmıcak bi haldeydi,kipkirli acaip bi gözlük takmı$,her zamanki gibi di$lek;ama bu sefer di$leri bile siyah ve çok kirli bir araba tamircisi olarak çıktı kar$ıma,gene çok komik bir karakterdi ve gene çok güldügüm saneler oldu,film… Read more »
wpDiscuz