Örümcekler hakkında bilmeniz gereken her şey! Örümcekler iyi görür mü? Bahçe örümceği zehirli midir? Örümcek ağı nasıl oluşur?

0
35

Zeus’un kızı tanrıça Athena’nın oldukça kıskanç ve aniden hiddetlenen bir kadın kişi olması gerek. Eski Yunan efsaneleri ondan böyle söz etmektedirler. Lidya’nın Kolophon şehrinde yaşayan devlet ve din adamlarının pelerinlerinin boyacısı İdmon’nun Arakna adında çok yetenekli ve son derece kıymetli kumaş ve halıların bükme ve dokuma sanatından anlayan güzel bir kızı varmış. Günün birinde düzenlenen bir dokuma müsabakasında, sadece basitçe iki sağ ve iki sola örmesini becerebilen seri mizaçlı Athena burada sanatım İspatlamak istediyse de kumaşı paramparça etmiştir. Arakna bu durum karşısında dayanamayarak kendini ağaca asıverir. Bu olaya Athena bile pişmanlık duyar ve örücü Arakna’yı örümceğe çevirerek ömrünü bundan böyle halıların yerine değeri daha az olmayan ağını dokumakla geçirmeye mahkum eder. Daha sonra Arakna, örümcek, akrep, uyuz böceği ve benzerleri gibi aynı familyadan gelen hayvanlara Arknida adını vererek Kolophon’nun dokuyucusu Arakna’yı ölümsüzleştirmiş olur, örümcekler saf İpek üzerinde harikulade ağlarını örmekten öteye birer usta avcıdırlar da. Böylece iki el sanatını birlikte yürütmeyi başarmaktadırlar.


Dokuma sanatıyla yakından ilgilenenler örümceğe de hayranlık duyan kişilerdir. Bu nedenle kapımızın bir köşesine tekerlek biçiminde ağını örmüş bahçe örümceğini, başkalarından benim bu yaratığı sevdiğim kadar sevmelerini bekleyemem Araneus diadematus hayvanları bizlere cazip gösteren ve onlara karşı sempati duymamıza yarayan her türlü çocuksu şekillerden çok uzaktır. Ayrıca yaşamlarını sürdürürlerken geçirdikleri safhaları da unutmamak gerek. Bir tavşanın taze bir yonca yaprağına sıçrayışı gibi bahçe örümceği de ince ipek ağında gömülerek bir köşeye gizlenip büyük bir ustalıkla gereğince sararak öldürebileceği ziyaretçisini beklemeye koyulur.

Dağ evimizde bir süre bizimle birlikte oturan kayın validem günün birinde evimizin yeni konuğu Aranea (bundan böyle dişi örümceğe bu adı kullanmama müsaade ediniz) ile tesadüf karşılaşıvermiş. Kapı çerçevesinde ördüğü ağının altından bozulmaması için itina ile eğilerek geçtiği halde, gerçekte meraklı bir kışı olmakla beraber sekiz ayaklı usta örümceği hiçbir zaman yakından görmeyi arzulamamıs. Ancak bizleri derhal onun varlığından haberdar etmişti. Onun gibi bu yaratığı yakından tanımayan daha ne kadar çok kişi vardır kim bilir. Şimdi onu kısaca tanımaya çalışalım.

Yüzyılın dönüm noktasına rastlayan devirlerin hanımları gibi bahçe örümceği de iki ayrı bölümde incelenebilir. Bu kısımlar hanımlarda sıkıca sıkılmış bel korsesi, örümcekte ise ince fakat oldukça hareketli, sapa benzeyeni bir parça ile ikiye ayrılmış olur Aranea’nın ön vücudu arkaya nazaran daha sağlam bir yapıdadır Dört çift bacağından öndeki kılavuz bacaklarına “Pedipalpe” denilir ilginç olan tarafı örümceğin. (Aranea çok kötü gören yaratıklardan biridir) avlandığı zaman yararlandığı her iki duyusunu da baş kısmında değil de, bacaklarında taşıdığıdır. Dokunma duyusunun en kuvvetli olduğu merkezler bacaklarının taban kısmı ile çene hortumunun uçlarıdır Kol, bacak, baş ve göğüslerinde görülen ve hava hareketlerinden son derece etkilenen uzun tüyler Örümceğin özellikle hassas sayılan organlarıdır. Ses dalgalarını bile toplayabilirler.

Üst vücudunun uç tarafında, yani bizlerde başın bulunduğu kısımda, avlandıklarında silah vazifesini görecek organları bulunmaktadır. Bu organlar çengel biçiminde olup iki adettir. Her çengelin ucuna yakın kısımda zehir bezi (Chelieren) bulunmakta ve usta avcılar “örümcekler” bu zehri avlarını sokup öldürmek üzere kullanmaktadırlar. Ancak bu evcil yaratıklardan ürken okuyucularımıza bu hayvanların insanlar için tehlikeli olmadıklarını açıklamakta yarar var. Kan fışkıracak şekilde Aranea tarafından sokulmuş kişilerin yaşamlarını sürdüreceklerinden hiç şüphe etmememiz gerek. Deri üzerinde ufak bir kızarıklıktan başka iz kalmamaktadır Ancak zehirli örümcek cinslerinden “Siyah Dul” veya “Maimignatte” (Latrodectus) hayatımızı tehdit edici olanlarındandır. Bahçe örümceğinin portresini çizebilmem için her şeyden önce bir büyütece ihtiyacım olacaktır Picasso, yaşayan yaratıkların hepsinde gözlerin her zaman burnun üst tarafında bulunmadığını resimleriyle açıklamaya çalışmıştı. Ancak bahçe örümceklerinin baş kısımlarının, otomobil yarışlarına katılan spor arabalarda olduğu gibi sadece göz bataryasından oluşmuşçasına benzetilmesi şaşkınlık uyandırmıştı. Bu hayvanlarda muntazam olmayan biçimde yerleştirilmiş büyükçe gözlerden dördü ön tarafta, biraz daha parlakça, diğer iki çift gözü ise bizlerde sakaklarda bulunan saçların olduğu kısma rastlayan yan taraflarda bulunmaktadır örümceklerin bu görünümleri oldukça sürrealistik görülmektedir. Bizler bahçe örümceğinin görme duyusunun çok keskin olduğuna inanırız. Avlarını toprak içinde yakalamak zorunda olan kurt örümceklerine karsıt Aranea çok zor görebilmektedir. Şöyle ki, ancak hareket halinde olan cisimleri seçebilmektedir.

Dokuyucu avcımızın vücudunun alt kısmı daha sade bir biçimde oluşmuştur. Karın kısmı yumurta görüntüsündeki bir torbaya benzemektedir örümcek ağının ipliğini yapan bezleri, yapışkan maddeyi sızdıran boruları ve sindirici organlarını bu kısımda taşımaktadır Aranea’nın meşhur tekerlek ağının deseni hakikatte tabi bir şekil değildir. Vücudunun karın kısmının ince derisi altından beyaz renkte Cuanin ihtiva eden orta kör barsak torbaları parıldamakta ve ipek iplik sızdırarak birbirinden şekilce oldukça farklı tekerlek ağını oluşturmaktadır. Bu hareketleri gerçekte dini bir efsane değil, mantıki davranışlarıdır.
Aranea’nın bu gerçekçi ve fazla övücü olmayan bir biçimde çizmeye çalıştığım portresinden sonra, (sanatçıların güzel olmaları gerekmediği unutulmamalıdır) onun yaradılışı ile birlikte doğan ve başkalarında bulunmayan bükme ve dokuma sanatından söz etmek istiyorum “İçgüdü” kelimesini kullanmayı pek sevmem. Bu kelime daha çok insancıl bir gurur ifade etmekte, hayrete düşmemizi engellemektedir Bununla beraber onu zaman zaman kullanmak zorunda kalıyoruz, çünkü hiçbir bahçe örümceği bükme ve dokuma sanatını yavru şakrak kuşunun ötmeyi öğrenişi gibi öğrenmek zorunluğunda değildir Yumurtadan yeni çıkmış ufak örümcekler bile kendilerine göre küçücük, fakat tamamen düzgün örülmüş ağlarını dokumayı annelerinden bu sanat yapıtını ne şekilde gerçekleştirdiklerini görmedikleri halde mükemmelce başarırlar.

Fotoğrafçılar için çığ ile örtülü olduğu zamanlar en hoşa giden motiflerden sayılan bahçe örümceklerinin tekerlek ağlarının iki ana yapısı bulunmaktadır Bunlardan birincisi uzun bir çalışma gerektiren kısımdır, ikincisi ise her gün yenilemek zorunda kaldığı taraflardır, örümcek en çok kuvvetli ipliklerden oluşan ağının bir nevi taslak veya çerçevesini çizerken zorluk çekmektedir ikinci derecede çaba gösterdiği kısımda, bu tekerlek ağın içine yerleştirdiği kendiliğinden yapışkan heliz şeklindeki çizgilerdir Gecelen çalışarak avını yakalayabilmek için oluşturduğu ağım dokurken Aranea’yı görenler olacak olursa.
bu işlemin hiçbir şekilde “içgüdü” kelimesi ile ifade olunabilecek bir çalışma olmadığını da bilirler Prensip olarak ağın yapımı daima aynı olmakla beraber, bu yapı ustasından ağın ipliklerini sıkıca tutturabileceği ve dokuyabileceği sahanın özelliklerini daima göz önünde bulundurması beklenilmektedir Bu nedenle örümcek ağının çerçevesi değişik biçimlerde, örneğin üçgen, dörtgen veya trapez deseninde olabilir. Ancak statik açıdan birbirinin benzeri olması gerekmektedir Bu bilgiler bizlere kolay kolay kalıtım yoluyla geçemez, kişiler öğrenmek zorundadırlar.

Gerçekte örümceklerin uyguladıkları prensibin son derece hayret uyandırıcı oluşu, bizleri örümceğin bu yüksek vasıflı avlama metodunu ne şekilde geliştirdiğini düşünmeye sürüklemektedir. Tekerlek ağını dokumaya örücü örümceklerin hareketlerini tam anlamıyla ayarlayabilecekleri bir noktadan başladıkları aşikardır. Havada serbestçe sallanan ağlarının yardımıyla o sahaya hakim olan örümcekler, uçuşan böcekleri de avlayabilmek için imkanlar yaratmaktadırlar. Böylece bir işleme girişilirken tabi ki, iplik üretici fabrikaların yanı sıra, otomatik olarak yapışkan maddeyi oluşturan tesislere de İhtiyaç duyulacaktır Çünkü örümcekler uçuşan böcekleri sadece yapışkan iplikleri sayesinde yakalayabilirler
Şimdi vereceğim birkaç örnekle bahçe örümceğinin tekerlek ağının yapısını açıklamaya çalınacağım örümcek bir ince dala ot sapı veya buna benzer yüksek bir noktaya çıktığında rüzgarda yönünü tayin ederek alt gövdesinin uç kısmını kaldırır ve uçuşan ince bir iplik bırakır Hayvan ipliğin herhangi bir noktayı yakalamasını bekler ve hemen bu noktava kadar yürüyerek arkasında bıraktığı yeni bir iplikle kıldan ince köprüyü sağlamlaştırmaya çalışır Daha sonra kurduğu köprünün ortasına kadar gelerek yere doğru serbestçe uzanan yeni bir iplik daha salar Bu noktada teller biraz daha gerginleştirilmiş olduğundan (Y) harfi biçimindeki desen belirmiş olur Bu dikey iplik üzerinde örümcek yarıya kadar yoluna devam eder, yeni bir iplikle sağlamlaştırır ve üçgen çizecek şekilde yukarıdaki iplerin ortasına doğru çıkarak tekerlek ağın ilk parmağını oluşturur Yine aynı yolu tekrar geri dönerek dikey men ipliğin ortasını merkez olarak tayın eder ve çapraz bir şekilde dokuduğu yem çizgilerin yapımına daima buradan başlar Tekerlek parmaklarının merkezini daha sonra çizilen helız çizgilerle kuvvetlendirir örümceğin buraya kadar yaptığı işler oldukça güç sayılmakla beraber, seyredenler için anlaşılması güç olan bir tarafı yoktur Bundan sonrası ne olacaktır. Aranea çizdiği heliz çizgilerle ağının mukavemetini arttırarak tamamlayacaktır. Ancak bu işlerin yapılması pek o kadar da kolay değildir. Tekerleğin yaklaşık otuz parmağı, her ne kadar gergin bir şekilde dokundu ise de, ağ çok önemli olan yapışkan ipliklerle heliz biçiminde çevrilmedikçe en yuksek dayanıklılık seviyesine erişememektedir. Ağın yapışkan iplikleri hiçbir zaman gevşeyerek sarkmamalıdır. Böylece örümcek önce ağ çerçevesi içersinde heliz biçiminde yapışkan olmayan ipliklerle ikinci çatıyı oluşturduktan sonra, ağın dış ucundan başlayarak merkeze doğru yapışkan heliz çizgileri dokur ve daireyi gittikçe küçültmektedir. Aranea’nın vücudunun arka kısmında bulunan 600 kadar ince iplik sızdıran boruların tümü sadece ipek ağ maddesini yapan bezlere doğru değil, aynı zamanda saldığı iplikleri ikiden fazla yönden yapışkan maddeyle ıslatan özel fabrikasına açtlırcasına çalışırlar. Ağın çerçevesi örümceğin birçok defalar yapışkan ipliklerle dokuması sonucu tamamlanınca, bu defa örümcek çatıyı sökmeye, yutmaya veya tamamen koparıp atmaya başlar. Geride sadece avını yakalayacağı tuzağını bırakmış olur.

Ancak, tecrübe sahibi Aranea devamlı olarak ağının ortasında oturup etraftan görünecek bir şekilde avını gözetlemeyi pek sevmez. Çünkü bu acemilerin yapacağı bir istir Bilakis, bizim bilgili bahçe örümceğimiz ipek iplikler üzerinde kurduğu tuzağın gizli bir kösesinde bürosunu açar ve orada kendini istediği zaman dalıp uyuyabileceği, sürekli olarak telefona cevap vermeyecek Şekilde ayarlar! Aga saldığı yeni bir iplikle onu daha da sağlamlaştırır, yuvasına çekilir ve bir ayağı ile sıkıca tutmaya çalışır. Ağ herhangi bir böceğin tuzağa yakalanmasıyla kımıldamaya başladığında, örümceğin ayağındaki iplik gerilir ve Aranea zehirli öldürücü bıçağını kullanmak üzere hazırlıklara girişir.
Burada sunu belirtmek gerekecektir, yukarıda sözünü ettiğimiz büro, örümceğin sadece yatak odası olarak kullanılmamaktadır. Ağına bir böcek düşerek onu sıkıca kıstırıp hareketsiz hale getirince Aranea, avını ipekten dokunmuş yuvasına sürüklemekte ve bu defa burasını kasap dükkanına çevirmektedir. Böceği öylesine emmektedir ki avının geride sadece kıl kadar hafif kalıntısı kalmaktadır.

Uzun zamanlar insanlar, bahçe örümceğinin tekerlek ağların tümünde görüldüğü gibi iplikler üzerindeki yapışkan maddeyi muntazam damlacıklar halinde nasıl oluşturduklarını hayret etmişlerdir. Bugün için gerçekte bu isin sorumlusu kendisi değildir. Bu tamamen fiziksel bir olaydır İnce iplikler üzerindeki sıvı maddeler daima damlacıklar halinde bir arada toplanmaya Yönelirler Ancak hemen akla bir soru gelmektedir Oda tuzağı kuranın yapışkan maddeye nasıl olup ta kendisinin yapısmayışıdır? Örümcekler üzerine araştırma yapan Fabre bu konuyu incelemeye çalışmış ve örümceğin ayaklarının ağa yapışmasını önleyici yağlı bir tabaka ile örtülmüş olduğunu tespit etmiştir. Ayaklarının asit karbonik karışımlı sülfidle yıkandığında iplere derhal yapıştığı görülmüştür.

Örümcek araştırıcıları gerçekten esaslı ve ince düşünen kişilerdir Bunlardan biri günün birinde atıyla, çok sayıdaki dev örümceklerin görülmeye değer ağlar kurdukları balta girmemiş ormanlarına dalar. Yapışkan örümcek ipliklerinin yüzümüzü okşaması pek hoşa gitmediğinden, araştırıcı da çelik mavisi tüfeğini kendini korurcasına’önünde muhafaza eder. Daha sonra örümcek ipliklerini temizlemeye kalkışınca bunların altında kalan tüfek namlusunun şahane mavi çeliğinin aşınmış olduğunun farkına varır, öyleyse yapışkan maddeyi ihtiva eden örümcek ipliklerinin tahrip edici olduğu ortadadır. Ancak insan hiçbir şeyi tecrübe etmeden inanmamalıdır Bu nedenle meraklı okuyucularıma bir örümcek ipliğini dillerine dokundurmalarını tavsiye ediyorum. Yalnız şunu itiraf edeyim ki böyle bir şeyi denemeye ben de hiç teşebbüs etmedim.

1890 yılında örümcek ipliklerinin dayanıklılık derecesi ile ilgili bir deney yapılmıştı İpek örümceği Nephila Madagascariensis’ın büktüğü iplik ile hepimizin yakından tanıdığı ipek böceğinin iplikleri arasında yapılan kıyaslama şu sonucu vermişti 0.000 7 mm. incelikteki Örümcek ipliğine 4 gram ağırlığı yüklemek mümkün oluyordu. Bu arada iplikte % 22 bir gerilim görülüyordu Buna karşıt 0.011 mm kalınlıktaki ipek böceğinin ipliği 3.8 gram ağırlığı taşıyabilmekte ve ancak % 13 bir esneme göstermekteydi. Böylece örümceklerin büktüğü ipliğin dayanıklılık derecesinin daha yüksek ve yine esneklik açısından daha üstün olduğu ispatlarımış oluyordu.

Bu sonuçlara dayanarak insanların örümcek ipliklerini sanayide kullanmalarının mümkün olup olmadığı üzerinde durduklarına hiç şaşmamak gerek 18 yüzyılla 19, yüz yılın başlarında saray mensuplarına hediye edilmek üzere çoraplar, eldivenler ve para çantaları örümcek ipliklerinden yapılmaktaydı. Optik aletlerin yapımında da örümcek ipliklerinden yararlanılmıştı Teleskop aletleri ile mesafe ölçen cihazlarda da o zamana kadar kullanılmakta olan ve hedefi ayarlamaya yarayan birbirini haç şeklinde kesen 0,028 mm kalınlığındaki iki gümüş ipliğin yerini örümcek iplikleri almıştı Günümüzde de bu iplikler aynı maksatlar için kullanılmaktadır Yapılan diğer deneyler, bu yaratıkların tehlikeli oluşları ve tek tek yakalanmalarını gerektirdiğinden örümcek avcılığının karlı bir iş olmayışı nedeniyle bırakılmıştı örümceğin el sanatının çeşitli yönlerini yakından tanıdıktan sonra şimdi de Aranea’mızın birlikte yürüttüğü avcılık mesleğine dönelim örümceğin tekerlek ağında gösterdiği başarısının tümü, tuzağa düşen avını sokup bir tarafta asılı bırakmadığı müddetçe neye yarar ki ?

Ormandaki dag evimizin kapı çerçevesinde yaşayan bahçe örümceğimiz bizlere öylesine alışmıştı ki, onu elimle bile besleyebiliyordum Parmaklarımın ucu ile bir böceği dikkatlice ağına koymam yetiyordu O zaman Aranea hemen avına doğru koşmakta ve ganimetini almaktaydı Ancak bu işi aç olduğu zamanlar yapıyordu Bunun dışında dinlenmeyi tercih etmekte ve zaman zaman aşağı inerek böceğin etrafını sararak yedek yemi olarak saklamaktaydı örümcek normal olarak yiyecek paketini, yemek işini sonradan halletse bile yuvasına beraberinde götürmeyi arzuluyordu örümceğin avının etrafını sararak uyguladığı tekniği de avı büyükçe olsa bile rahatlıkla başarabildiği marnlamayacak marifetlerinden bir diğeridir Eğer Aranea ağına düşen böceklerden birini, örneğin çekirgeyi bir tek İplikle yakalamaya çalışacak olursa, ondan daha güçlü olan böcek onu derhal parçalayarak kaçacaktır Saniyede cereyan edecek böyle bir durumla karşılaşmamak için Aranea. özel bir dokuma tedbiri almaya çalışmıştır. İpekten oluşturduğu kalın şeridi avını sarmak için bıraktığında onu esaret kemeri ile bogarcasına sarmaktadır Daha sonra tüm iplik salan borulardan çıkardığı ipek ipliklerle çekirgenin köpük çıkaran alet kullanır-casına üstünü örtmeye çalışır Bir başka muziplik daha düşünür; ipek köpük çıkaran aleti kullanırmış gibi çekirgeyi bir paket haline getirirse, ağında çırpınan avını büyük bir ustalıkla ayağı ile harekete geçirir ve böceğin yerinde topaç gibi hareket etmesine, böylelikle çevresinin kalın şeritlerden oluşan esaret zinciri vurulmuşcasına çevrilmesine sebep olur Doğayı seven değerli kişilere şunu İtiraf etmemiz gerekir ki, bütün bu geliştirilmiş avlama metodlarının tümünü anlamsız “içgüdü” kelimesi ile tanımlayarak değerlerini düşürmeyi arzu etmemekteyiz.

Aranea’mız hiçbir zaman gündüzleri tekerlek ağının deliklerini yenilemeye çalışmaz Yeterince av yakalayıp karnını doyurunca, o günkü marifetlerinin ne biçimde oluştuğu onu pek ilgilendirmez Ancak akşama doğru veya gün ağarırken tekerlek parmaklarındaki beliz biçimindeki ipliklerini kopartmaya, bunları yemeye ve yenilerini salmak üzere harekete geçer Sabah güneşinin ışıkları odaya yayılıp ilk böcekler çevrede uçuşmaya başlarken, o zaman kapımızın çerçevesinde yine bir tekerlek ağının parıldadığı göze çarpmaktadır örümcek bu işe bir önceki gün ona hiç bir yem getirmemişse girişir. Çünkü eskisi kadar iyice yapışmayan ipliklerim yeniden onarması gerekecektir
Şimdi de biraz örümceklerin aşklarından söz edelim mı f Buraya kadar yazdıklarımı iyice takip edebildivseniz, usta avcımızın tabi ki aşkta da neler yapabileceğini tahmin edebilirsiniz.

Çok haklısınız Kısaca izaha çalışayım Ağ dokumayan ufak erkek örümceklerin sevişirlerken hayatları oldukça tehlikededir Evlenmek üzere bir kıza talip olan kışı, “Sadece cesaret, beni yiyecek değil ya” diye düşünürse de, bu sözler erkek örümcek için avutucu sözlerden sayılmaz Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki, erkek örümceklerin cinsel organları yoktur Spermayı hafif şişkin olan elleri ite dişi örümceğe taşırlar Bu arada el hareketlerini değil de, erkek Örümceğin kendinden irice olan dişisine nasıl yaklaştığını ve kendi varlığından onu nasıl haberdar ettiğini inceleyelim Erkek örümcek önce yavaşça ağa yaklaşır ve büyük bir dikkatle sıçrar. Bu hareketi bir nevi gizli telsiz telgraf şebekesi gibi gizlice iplik üzerinde oluşur Dişisi erkeğini kolaylıkla normal avından ayırt edebilir. Dişi örümcek birleşmeye niyetli ise dans edercesine erkeğine yanaşarak arzulu olduğunu belli eder Bütün bu davranışlarını beraberlikleri bitene kadar sürdürmektedir Ondan sonra dişisi erkeğine bir başka gözle bakmaktadır Eğer erkek örümcek biraz uyanık ise dinlenmeden bir an önce kaçmayı başaracak veya hiçbir yakınlık görmeden tutularak dişisine yem olmak üzere yemek odasına sürüklenecektir Yazımın sonunda Araneus diadematus’un bu hiç de hoş olmayan ve son derece materyalistçe davranışını tasvire çalışmamın nedeni, kayınvalidemin bu yaratığa gözünün ucuyla bile bakmamakla ne kadar haklı olduğunu belirtmek isteyisimdir

Eğer doğa bizlere güzelliğini, asilliğini ve Yüceliğini yeterince gösteremeyecek olursa varlıgmm kıymeti kalır mı hiç?
KOSMOS’dan

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir