Orion takımyıldızı hakkında bilgi. Güneşin sonu nasıl gelecek?

0
24

Orion takımyıldızında kaç yıldız var

Kış ayları hemen herkesin dışarıdaki soğuktan kaçtığı, iş veya okul çıkışlarında bir an önce eve ulaşmak için sabırsızlandığı aylardır. Hemen hepimiz sıcak yaz gün­lerini özleriz. Hava erkenden karardığı için akşamüstü farkına varmadan biter ve gece aniden çöküverir. Kış ayları bu nedenlerden dolayı kafamızda soğuk ve karanlık bir tablo çizmiştir. Fakat her mevsimin olduğu gibi kışın da kendine özgü bir güzelliği vardır.
Kış aylarının güzelliği denildiğinde akla hemen, kar örtüsü altındaki çıplak doğa manzaraları gelir. Oysa kış aylarının diğer mevsimlerden çok farklı bir manzarası daha vardır. Bu manzara, gökyüzündeki yeni desendir.

 

Gökyüzünde her mevsimin farklı bir tablosu vardır. İlkba­harda Aslan ve Başak, yaz aylarında Akrep ve Yay takımyıldız­ları gökyüzünü süsler. Kış mev­siminin takım yıldızı ise Orion’dur (Avcı). İster profesyonel, isterse amatör olsun astronomi ile uğraşan yüzlerce kişi için Orion gökyüziindeki en güzel takımyıldızdır. Astronomi meraklıları için kış, yılın en önemli mevsimidir çünkü Orion gökyüzündedir ve uzun kış geceleri bo­yunca doyasıya izlenebilir. Şehirden ve uygar­lıktan uzak bir yerde, karanlık bir kış gecesin­de Orion’u izlemek son derece büyük bir zevktir.

Orion takımyıldızı, kış aylarında güney yönünde görülen bir grup yıldızdır. Bu yıldız­ların dizilişi belirgin bir şekilde insana benzer. Betelgüz ve Bellatrix, adamın omuzlarını, Alnilam, Alnitak ve Minraka belini, Rigel ile Sa­if ise ayaklarını temsil eder. Eski Yunanlılar Orion’u yalnızca kendi halinde duran bir insa­na benzetmekle kalmayıp bir balyoz ve kal­kan ekleyerek, av yapan birine benzetmişler­dir. Pi Orionis grubu kalkanı, epsilon ve mu grubu balyozu temsil etmektedir. Yunanlılar bununla da yetinmeyip çevre takım yıldızları da işin içine katıp bir av sahnesi tasarlamışlar­dır. Sahnenin kahramanı Orion bir nehir kena­rında (Eridanus takımyıldızı) avlanmaktadır. Orion, sağ eliyle balyozunu kaldırmış, sol eliyle kalkanını siper etmiş bir şekilde Boğa’ya (Taurus) bakar. Orion’un doğusunda (bize göre solunda), av köpeği (Canis Majoris) bulunmakta­dır. Dikkatini boğa üzerinde topla­mış olan Orion ayaklarının dibinde duran tavşandan (Lepus) habersiz­dir.

Orion, en eski takımyıldızlardan biridir. Konumu tam gök ekvatorun­da olduğu için hem kuzey hem de güney yarı küreden görülebilir. Bu sayede eski Yunan’dan, Çin’e, Ro­ma’dan Aztekler’e kadar hemen her kültür, gökyüziindeki bu insana benzeyen takımyıldızı izlemiş hak­kında pek çok hikaye söylemiştir.

Orion ile Akrep takımyıldızları, gökyüzünde zıt konumlarda bulu­nurlar. Orion, battıktan kısa süre sonra Akrep takımyıldızı doğmaya başlar. Akrep battıktan sonra tekrar Orion yükselir. Bu durum eski Yu­nan mitolojisinin en güzel hikayele­rinden birine konu olmuştur. Hika­yeye göre Orion, asiliği yüzünden tanrıları kızdırmış ve tanrıların gö­revlendirdiği Akrep tarafından so­kularak öldürülmüş, daha sonra Diana’nın önerisi üzerine yıldızlar ara­sına yerleştirilmiştir. Fakat akrebin iğnesinin acısını unutamayan Orion, gökyüzünde de sürekli Akrep’ten kaçmaktadır. Yunan mitolojisine gö­re Akrep doğmadan önce Orion’un batmasının nedeni budur. Özellikle mart ve nisan aylarında hava karar­dıktan kısa süre sonra Orion batar, gece yarısına doğru Akrep yükselir.

Orion, Samanyolu doğrultusun­da yer almaktadır. Bu nedenle çoğu takımyıldızdan daha kalabalıktır. Pek çok yıldız kümesi ve çeşitli tip­lerde yüzlerce yıldız Orion bölgesini süsler. Orion’un tek zenginliği yıl­dızları değildir. Aynı zamanda gök­yüzünün en parlak aydınlık bulutsu­su olan M 42 Büyük Orion bulutsu­su, ünlü karanlık At başı bulutsusu, bu takımyıldızda yer almaktadır.

Şimdi sırasıyla Orion takımyıldı­zındaki ve çevre takımyıldızlardaki ilginç gök cisimlerini tanıyalım: Betelgüz: Betelgüz, çoğunlukla mavi renkli yıldızların gökyüzünü doldurduğu kış aylarında kırmızı rengiyle dikkati çekiyor. Betel­güz’ün kırmızı renkli olmasının ne­deni. yaklaşık 3500 °C kadar olan yüzey sıcaklığı, Güneş’in yaklaşık 6000 °C civarındaki yüzey sıcaklığı ile kıyaslandığında Betelgüz, soğuk bir yıldız. Bu yıldızın soğumasının nedeni, büyük bir felaket yaşamış olması… Şimdi bu felaketin ne oldu­ğunu adım adım izleyelim.

Bundan birkaç miyar yıl önce Betelgüz, tıpkı Güneş gibi sarı renk­li küçük bir yıldızdı. Tüm yaşamı boyunca çekirdeğinde hidrojen ve helyum yakarak evrene enerji yay­mıştı. Yaktığı her elementin ardın­dan daha güçlü tepkimeler doğuran bir yenisini üretiyordu. Uzun bir yaşam süresinin sonunda Betelgüz, kendini tutamaz oldu. Tepkimeler o denli güçlenmişti ki yıldız artık çok ısınıyor ve genişliyordu. Genişle­me sonucu yüzey alanı büyüyor, bu sa­yede yıldız bir parça soğuyarak rahatlıyor, yeniden küçülüvordu. Bir süre sonra bu bir küçiilüp bir bü­yüme sürekli olmaya başladı. En sonunda içten gelen şiddetli bir enerjiyle yıldız titredi ve birden bü­yümeye başladı. Ar­tık geri dönüşü ol­mayan bir aşamaya girilmişti. Koca yıldız hiç durmamacasına genişliyordu. Tüm küçük yıldızları bek­leyen son, Betel­güz’ü değiştiriyordu. Genişleme kı­sa sürede durdu. Fakat artık yeni bir Betelgüz vardı. O sarı renkli küçük yıldız gitmiş, yerine dev boyutlarda kırmızı renkli soğuk bir yıldız gel­mişti.
Betelgüz, bugün astronomlar ta­rafından “kırmızı dev” olarak adlan­dırılan bir sınıfa dahil. Kırmızı dev­ler, adından da anlaşılacağı gibi kır­mızı renkli ve dev boyutlu yıldızlara verilen bir isim. Betelgüz’iin çapı 740 milyon kilometre kadar. Dünya’nın Güneş’e ortalama uzaklığı ise yaklaşık 150 milyon kilometre. Eğer Betelgüz’ü Güneş’in yerine koyabilseydik. Dünya, yıldızın içinde kalır­dı. Betelgüz, bize 520 ışık yılı uzak­lıkta ve her saniye 21 km lik bir hız­la sürekli bizden uzaklaşıyor. Evre­ne yaydığı enerji ise Güneş’in 15 000 katı. Betelgüz’iin enerji yayımı düzenli değil. Kimi zaman artıyor, kimi zaman azalıyor. Biz bu durumu yıldan yıla parlaklık değiştirmesi sa­yesinde anlıyoruz. Betelgüz’ün yö­rüngesinde dönen ikinci bir yıldız daha var. Betelgüz’ün bu küçük ar­kadaşı ne yazık ki dürbünle görüle­meyecek kadar sönük. Betelgüz’ü gözlerken bir süre önce onunda Gü­neş’imize benzediğini hatırlayın.
Çünkü bundan bir kaç milyar yıl sonra Güneş’te Betelgüz’e benzeye­cek. Yani şu anda gözlediğiniz yıldız Güneş’in gelecekteki haline güzel bir örnek.

Kırmızı devler, ölümü yakın olan yıldızlardır. Betelgüz’ün de önü­müzdeki 10 000 yıl içinde her an bir supernova halini alarak patlaması ve ölmesi olası. Kimbilir belki patlama ocak avı içinde gerçekleşir ve yüz­lerce yıldır gözlenen bu yıldızın ölü­müne bizim kuşağımız tanık olur.
Ölümü dilemek hoş bir şey değil ama yine de insan bir yıldızın yok oluşuna tanık olmak istiyor. Betelgüz, tüm gökyüzünde ölümü en ya­kın olan yıldız.

Bel kuşağı: Avcının beli, takım­yıldızın en karakteristik bölgesidir. Bir çizgi üzerine dizilmiş yakın par­laklıkta üç yıldızdan oluşan bel ku­şağı, aynı zamanda takımyıldızın en kalabalık bölgesi. Çıplak gözle yal­nızca üç yıldızdan oluştuğu sanılan bel kuşağı, dürbünle tarandığında son derece güzel bir görüntü sergili­yor. Parlak üç yıldızın arasına serpiş­tirilmiş yüzlerce irili ufaklı yıldız bölgeyi dolduruyor. Bel kuşağının tüm yıldızları aslında birbirlerine çe­kim bağıyla bağlılar ve uzayda ortak bir hareket yapıyorlar. Bu veriler, bel kuşağı yıldızlarının bir yıldız kü­mesi olduğunu gösteriyor. Kümenin astronomi kaynaklarındaki ismi Collinder 70.

Bel kuşağının en parlak üç yıldı­zı, yaklaşık 1500-1600 ışık yılı uzaklıktalar. En doğudaki yıldızın ismi Alnitak. Ünlü Atbaşı bulutsusu bu yıldızın hemen güneyinde yer alı­yor. Ortadaki yıldızın ismi Alnilam. Bu yıldız yaklaşık 30 000 °C yüzey sıcaklığına sahip. En batıdaki (bize göre sağdaki) yıldızın adı Mintaka. Mintaka, dürbünle incelendiğinde ol­dukça kolay ayırdedilebilen bir çift yıldız.

M 42: Orion takımyıldızının en güzel gök cismi, M 42 Büyük Orion bulutsusu son derece kolay bir he­def. Karanlık ve temiz bir gecede bir dürbünle incelendiğinde belir­gin aydınlık bir bulut gibi görünü­yor. Hemen her astronom M 42’nin tüm gökyüzünde bulması en kolay ve görüntüsü en güzel bulutsu oldu­ğunu düşünür. Çıplak gözle bile se­çilebilen M 42, 10 x 50’lik bir dür­bünle gözlendiğinde küçük bir yıl­dız grubunun etrafını sarmalamış bir bulut şeklinde görülüyor. M 42’nin içerisinde Trapezium adıyla anılan küçük bir yıldız kümesi var. Trapezium yaklaşık 1 500 ışık yılı uzaklık­ta ve M 42’nin de yaklaşık bu uzak­lıkta olduğu tahmin ediliyor. M 42’yi her gözlemci farklı bir şeye benzetiyor. Fakat gerçeğe en yakın benzetme, melek balığı benzetmesi. Akvaryumları olanlar melek balıkla­rını hemen tanıyacaklardır. Gözlem yaparken dikkat edin: gerçekten melek balığına benziyor mu?

M 42’nin parlaklığının nedeni, gaz bulutunun içerisinde yeni doğ­makta olan yıldızların ilk pırıltıları. Sisli havada yol alırken arabanın farı nasıl su buharını aydınlatıp parlak bir iz yaratıyorsa, M 42 bulutunun içindeki bebek yıldızlarda bulutsu üzerinde aynı etkiyi yapıyorlar. Bir diğer benzetmeyi sinemalardaki şa­kacı tipler için yapabiliriz. Kimileri film izlerken parmaklarının arasında ufaladığı küçük kağıt parçalarını ha­vaya fırlatılar. Küçük kağıt topu, film projektörünün parlak ışığı altın­da pırıl pırıl parlar. M 42’nin genç yıldızları da bulut içerisindeki mole­külleri aynı şekilde aydınlatıyorlar.

M 42’yi gözlerken önemli bir gözlem triği vermek yararlı olacak. Dürbününüzü bir üç ayak üzerine iyice sabitleyin ve bu şekilde bulut­suyu inceleyin. M 42’yi görüş alanı­nın içine aldığınızda doğrudan bu­lutsuya bakmayın. Gözünüzü hafif kenara kaydırarak gözleyin. Gözü­nüzü görüş alanının kenarına kay­dırdığınızda bulutsunun daha belir­ginleştiğini göreceksiniz. Bu yönte­me dolaylı bakış adı verilir ve astro­nomlar, görülmesi zor cisimleri hep bu yöntemle izlerler.

Rigel: Orion’un sol (bize göre sağ) ayağını temsil eden Rigel par­lak, beyaz-mavi renkli bir yıldız. Bunun nedeni 25 000 °C’lik yüzey sıcaklığı. Eğer Rigel’i Güneş’in ye­rine koysaydık, bizim için hiçte hoş olmazdı. Bir anda Dünya’mız sıcak­tan kavrulur ve mahvolurdu. Rigel, bize 900 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor, bu kadar uzaktan bile son derece parlak görünüyor. Ünlü astronom T.W. Webb, Orion’u göz­leyenlerin bir Betelgüz’e, bir de Rigel’e bakmalarını tavsiye ediyor. Webb’in önerisi oldukça yararlı. Çünkü iki yıldızın karşıt renkleri bu şekilde daha iyi anlaşılıyor.

Yılın bu en soğuk gecelerinde eve kapanmak yerine bir parça üşümek pahasına bu güzelliği sey­redin gördüklerinizi, çok ilginç ve farklı bulacaksınız. Artık kış mev­siminin yeni bir manzarası ile tanış­tık.

Kış mevsiminin güzelliği denil­diğinde artık yeni bir manzara can­lanacak gözümüzde: “alabildiğine kar örtüsü üzerinde görkemli Orion takımyıldızı ve sahip olduğu muh­teşem gök cisimleri”…

avatar
  Subscribe  
Bildir