Ölü gömme gelenekleri? Ölüler ne zamandan beri gömülüyor?

0
27

Çeşitli mezar tipleri

İki milyon yılı aşkın bir süredir evrimleşen in­sanın kültürü İçerisinde ölülerini gömme davranı­şı yaklaşık ellibin yıl öncesine rastlamaktadır. Ar­keolojik ve antropolojik veriler, ilk kez Ölüsünü gömen insan türünün Neanderthaller olduğunu ortaya koymaktadır. Neanderthaller ölülerini hocker adını verdiğimiz, insanın ana rahminde duru­şuna benzer bir biçimde, şifalı otlar, çiçekler ve bazı hayvansal yiyeceklerle birlikte gömmüşler­dir. Ölü gömme davranışı, bu aşamada bir “gele­nek” olarak belirmiş, günümüze kadar çeşitlene­rek devam etmiş görkemli törenlere ve mezarla­ra ulaşacak biçimde gelişmiştir.

Başka bir anlatımla, dil, din, töre, üretim tek­nolojisi, yerleşme biçimleri, giyim, kuşam gibi kül­türü oluşturan öğelerle birlikte  de insan evriminin çok küçük bir bölümünü kapsayacak süreç içerisinde zenginleşmiş, so­nuçta farklı kültürler gibi farklı gömü gelenekleri de ortaya çıkmıştır. Piramitler, oda ve sanduka mezarları, kaya mezarları, lahitler, pithoslar, tümülüsler (yığma mezar), türbeler, ağaçlar, top­rak, taşların yarıkları ve mağaralara yapılan gö­müler bu çeşitliliği bize yansıtmaktadır.

Ölülerin gömüldüğü mekan gibi, cesedin yatırılış biçimi, yönü, çıplak ya da giysili oluşu, ölü hediyeleri, cesedin mumyalanması, yakılıp yakıl­mayacağı, yakılacaksa etli mı yoksa etsiz mi ya­kılacağı, kaç derecede yakılacağı gibi hususlar geleneğin bir parçasını oluşturmaktadır.
Sayıları rahatlıkla artırılabilecek bu gelenekler, Mısır piramitleri, Frig tümülüsleri, Urartu kaya mezarlarında olduğu gibi, kimi zaman bir top­luma, topluluğa, etnik gruba hatta bir zümreye özgü olabildiği gibi, kimi zaman da farklı kültür­lerde benzerlik göstermekte, bin ya da bir kaçın­da eş zamanlı gözlenebilmektedir. İnsan da dahil olmak üzere bütün canlıların biyolojik yaşamları ölümle sonlanmaktadır. An­cak içgüdünün ötesinde bir gelenek olarak ölü gömme insana özgüdür. Bu ise araştırmacıların ölüleri gömme geleneğinin kökenini ve nedenleri­ni sorgulamaya yöneltmektedir. Bu nedenlerin en dikkat çekenleri, toplulukların yaşadıkları çevreyi temiz tutma isteği, diğer yaratıklardan ölüyü ko­ruma arzusu, ölüye saygı, öbür dünya ve tekrar dirilme inancıdır.

Binyıllar boyunca ölüyle birlikte takıların, pa­raların, yiyeceklerin, çiçeklerin, silahların, içkilerin ve hatta ev eşyaları gibi bireyin yaşaması için gerekli olan en küçük ayrıntıların bile gömülme­si, beraberinde yeniden doğuşa (reincarnation) inancın varlığını pekiştirmektedir. “Öbür dünya” ile ilgili kavramların vurgulana­rak öğretilmesinin temelinde, geride kalanlarda, insanın öldükten sonra ne olduğunun / ne olaca­ğının bilinmezliği ve korkusunun yattığı söylene­bilir. Nitekim, doğal seçilimin temelini oluşturdu­ğu yaşam kuralları çerçevesinde, doğanın bütün canlılara yaşama şansı tanıyabilmek amacıyla oluşturduğu, yaşamak ile eşdeğer nitelikler taşıyan ölüm, insan merkezli (homocentric) dünya görüşü ile birlikte törenselleşmiş, İnanç sistemiy­le özdeşleşmiş, kültürel nitelik kazanarak çeşitlenmiştir.

avatar
  Subscribe  
Bildir