Okaliptüs nedir. Okaliptüsün faydaları, kullanım alanları

0
16

Okaliptüs nerelerde yetişir

Okaliptüs ağaçlan, bir yangın sonrası kendini kolayca yenileyebiliyor, tohumlarım yiyen hayvanları filizsiz, işe yaramayan tohumlarla aldatıyor, kendisiyle yer rekabetine giren komşu ağaçları yapraklarındaki özel kimyasal maddeyle (fenol) zehirliyor. 

Okaliptüs ormanları, asıl vatanları olan Avustral­ya kıtasında diğer ağaçları ortadan kaldırarak ormanların en az % 90’ını oluşturmaktadır. 19. yüz­yılın sonundan itibaren de Hindistan, İngiltere, İspan­ya, Tayland, Amerika ve Marokko’da hızla artış gös­teren okaliptüs ormanları, gelecekte buralarda da ha­kim olmaya adaydır.

Okaliptuslar sadece rakiplerne değil, bazen ken­dilerine karşı da acımasız olabiliyorlar. Örneğin Eucalyptus amichulenalar, 20 metre boy ve 80 cm’lik çapa rağmen, sadece 30 cm civarındaki köklerle ida­re etmeye çalışıyor. Bunun için de şiddetli bir rüz­garda her an bunlardan birinin devrilmesi beklene­biliyor.

Okaliptüs ağaçlarının ilginç bir özelliği de bazı türlerinde aynı dalda birbirinden farklı yaprakların bu­lunmasıdır. Örneğin Eucalyptus albida türünde, kar­şılıklı yuvarlak yaprakların yanı sıra, almaştı yerle­şimli uzun yapraklar da bulunuyor. Çünkü okaliptus­lar, soğuk ve ıslak sonbahar günlerinde biraz büyü­yor ve ılımlı geçen kış günlerinde zarar görmeden çiçek açıyorlar. Kısacası, mevsimlere göre kendile­rini ayarlıyorlar.

Okaliptusların diğer ağaçlarla olan ortak bir özel­liği, farklı türde olan komşu ağaçların birbirinin kök­lerinden rahatsız olmaları ve bu uğurda amansız bir yer mücadelesi vermeleridir. İlk hamle olarak, sıkı yaprak örgüleri sayesinde komşu ağaçların ihtiyacı olan güneş ışınlarını almalarını engellerler. Ağaçların birbiriyle iletişim kurmaları, feromone denilen kokular aracılığıyla olmaktadır. Bu haberleşme sonucu çıkan savaşta, okaliptuslara kar­şı mücadele eden ağaçların pek şansı bulunmuyor.

Bunun sonucu olarak okaliptuslar, yağmur orman­ları, kutuplar ve çöl kumu dışında her tür yerde ba­rınma imkanına sahiptir. Okaliptusların yaşamlarını sürdürebildirdikleri kurak ortamlarda, başka bir ye­şilliğe rastlanmadığı için yeni gelişen okaliptüs fidanları kanguruların tehdidi altında bulunuyor. Bundan dolayı okaliptuslar hızla büyürler ve bu hızlı büyü­me ekstra güneş enerjisine ihtiyaç duyar. Bunu kar­şılamak için okaliptuslar, karşılıklı yuvarlak yaprak­lardan oluşan taze yapraklar geliştirirler. Böylece, güneş enerjisinden maximum bir yararlanma sağ­larlar. Fakat, okaliptüs geliştikçe, artan yaprak sa­yısı ve bu yolla su kaybının artması yeni bir problem oluşturur. İşte bu aşamada okaliptuslar almaştı ko­numlu uzun yapraklar oluşturmaya başlar ve bu sa­yede suyun güneş ışınlarıyla kaybı büyük oranda azaltılmış olur.

Okaliptüsün bir türü, stres anında kabukları ara­sından sızan ve kino adı verilen lastiğimsi bir mad­de nedeniyle, lastik ağaçlar diye adlandırılmıştır. Bu kinolardan elde edilen ilaçlar, gargara amacıyla ve ishal tedavisinde kullanılmaktadır. Bazı okaliptüs yaprakları, ağır kokulu küçük yağ damlacıklarıyla kaplıdır. Bu yağların tıpta, sivri sineklere karşı ko­runmada ve parfümeride kullanım alanları bulun­maktadır.

Okaliptüsün çiftçilere yönelik hizmetleri şu şe­kilde sıralanabilir: Yer altı su yerlerinin tespiti, çok leziz bal üretimi ve yapraklarının hayvan yemi ola­rak kullanılabilmesi. Okaliptüs ağaçlarından elde edi­len odunun sert ve hoş kokulu olmaları, gerektiğin­de ateşe dahi direnmeleri inşaat sektöründe de rağ­bet görmelerini sağlamıştır. Bu odunla yapılan mobilyaların kalitesi de bir hayli yüksektir.

avatar
  Subscribe  
Bildir