Müzik nedir kısaca ve müziği neden severiz.

0
66

Müzik aslında, ses dalgalaрının bir düzene sokulmasından başka birşey değildir. Öyleyse neden Wolfgang Amadeus Mozart’ın müziği, rakibi Antonio Salieri’ye acı ve haset duyuruyordu? Neden bizier yaşamımızı müzikle doldururuz? Vuyana’nın konser salonlarında, Hartem sokaklarında, Hindistan ovalarında? Ses dalgalarının düzeninde, bizi böylesine derinden etkileyen nedir?

Bu soruların cevabının bir bölümü fizikte ve ses dalgalarında bulunur. Örneğin gamlar ve akortlar, matematiksel bir dizi oluşturan perdelerden oluşurlar. Orta bir Do duyduğumuz zaman, hava saniyede 260 defa titreşmektedir. Orta Do-nun titreşim sayısını 2/3 oranında anırarak saniyedeki titreşim sayısını 520’ye yükselttiğimizde, tam bir oktav daha yüksek bir Do, saniyede 390 titreşim sayısında ise aynı oktavda bir Sol duyarız.
Yüzyıllar boyu müzisyenler, bu tür ilişkileri özenle işleyerek büyük boyutlarda bir müzik teorisi oluşturmuşlardır. Fakat bu haliyle değerli de olsa, teori bize yalnızca müziğin işleyişinin nasıl olduğunu gösterir, nedenini değil. Bir beste nin, neden tümüyle bayağı ve bir başkasının büyüleyici olduğunu açıklayamaz.
Öyle görünüyor ki, müziğe verdiğimiz değer, büyük ölçüde öğrenme yoluyla oluşur. Benim nefret ettiğim bir parçadan, sevdiğiniz şarkılara benzediği için siz hoşlanabilirsiniz. Aslında, müzikte güzellik kavramı, kültürlere göre değişiklikler gösterir. Doğu müziğinde, perdeler, karışık ve ufak perde farklılıkları önem kazanır. Aşağı Sahra Afrikasında, mimler baş döndürücü bir karmaşaya ulaşır. 18 Yüzyıl Avrupa’sının Bach ve Mozart müziğinde ideal olan, düzen, yapı ve dengedir.
Fakat yine de bunların hiçbiri, neden hemen hemen herkesin bir tür müziğe ilgi duyduğunu ya da müziğin şu ya da bu biçimde her insan topluluğunda görülme nedenini açıklamaktan uzaktır.
Son analizlere gore, müziğin gücünün dayanağının seslerle değil, bizim kendimizde olduğu varsayılabılir. Gözlerimizin ışık için, kulaklarımızın da ses için reseptör (alıcı sinir) görevim yapması gibi, beynimizde de müziği algılayan bir reseptör bulunması olasıdır. Harvard psikologlarından Howard Gardner, müzik yeteneğinin kendi başına, bağımsız, kelimeler veya sayılar konusundaki yetenek gibi yetenek türlerinden biri olduğunu ilen sürmektedir.
Gardner, müzik ve dil yeteneklerinin birçok yönden benzer olduklarını söylemektedir. Bebekler kelimeye benzer sesler çıkarmaya ve şarkı söylercesıne mırıldanmaya aynı zamanda başlarlar. Daha büyük çocuklardaki gelişme aşamalardan geçer, uzun ve karışık cümleleri kullanmaya başladıkça, daha uzun ve karışık şarkılar söyleme yönünde yetenekleri artar.

Müzik neden kulağa hoş gelir?
Gardner, müziğin, dilin bir başka biçimi olmadığını ifade etmektedir. Örneğin Sovyet bestecisi V. Shebalin’in beyninin dili algılayan sol temporal lobuna felç gelmiştir, ancak besteci, felçten sonra büyük ölçüde iletişim güçlüğü çekmesine rağmen, besteleri eski duyarlığını ve çekiciliğini korumuştur.
Öte yandan, genç bir kompozitörün beyninin sağ yarısı hasar görmüş, buna rağmen iletişim sorunu olmadığından hemen müzik öğretmenliğine dönebilmiştir. Fakat beste yapma konusundaki tüm ilgisini, hatta müzik dinleme zevkini bile kaybetmiştir.
Gardner, bu tur araştırmaların, müziğe duyduğumuz ilgiyi belirleyen özün, beynin sağ ön bölümünde yer aldığını gösterdiğini belirtmektedir. Bu özün yeri ve niteliği tam olarak bilinememektedir. Eğer bir gun beyindeki “müzik reseptörü” bulunsa bile, bu reseptörün orada bulunmasının nedeni sır olarak kalacaktır. Bazı bilim adamları, müzik yeteneğimizin bir milyon yıl veya birkaç yüz bin yıl önce, dili kazanmamızla aynı zamanda ortaya çıktığını ileri sürmektedirler. Dilin kabileler halinde yaşayan atalarımıza evrimsel bir yarar sağladığı açıktır. Daha iyi bir iletişim, yaşama şansının artması demekti. Peki, ya müzik hangi ihtiyacı karşılıyordu?
Doğal olarak bu soruyu resim veya heykel, dans veya şiir için de sorabiliriz. Neden insanlar her tür güzelliğe ilgi gösteriyor? Bu soruya Shaffe’rin acı çeken Salieri’sinin “Tanrı“ sına haykırışından başka yanıtımız yok: “Bu nedir? Söyle bana Sinyor Bir acı nedir? Sese duyulan bu gereksinim nedir? Hiçbir zaman giderilemeyecek olan, ama yine de duyanı tümüyle doyuma ulaştıran…”

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz