[Mucit] Thomas Alva Edison biyografisi, hayat hikayesi, buluşları (1847-1931)

0
67

Kimileri bazı peygamberleri, Edison ile kıyaslarlar: “Acaba hangisi üstün” diye?… Karşılaştırma ne denli uyumludur bilinmez. Ama bir benzerlik olsa gerek: Birinciler, manevi karanlıkları aydınlatmaya çabalamışlar, ikincisi ise dünyamızın fiziksel karanlığını hala ışıklandırmaktadır, belki de yüzyıllarca daha…

Edison 1847 Şubat’ının 11’inde Amerika’da Ohio’ya bağlı Milan’da doğdu. Yedi çocuklu bir ailenin en küçüğüdür. Zekasının üstünlüğünden dolayı normal çocukların okullarında dikiş tutturamadı. Nihayet öğretmen olan annesinden özel ders alarak yetişti. On yaşında iken ilk okuduğu kitaplar: Gibson’un “Roma İmparatorluğunun Çöküşü” Hume’un “İngiltere Tarihi” ve “Bilim Hayatı” gibi eserlerdir.

Tom, 1859’da trende meyve satmaya başladı. Bu satış sırasında, ilk tren gazetesi “Weekly Herald’i da basarak yayınladı. Kazaen vagonda çıkardığı yangın işinin sonu oldu. Bir gün tren memurunun çocuğunu demir yolu üzerinde ezilmekten kurtardı. İstasyon memuru kendisine telgrafı öğreterek operatör olmasını sağladı. Fakat çok iş çeşidi değiştirdi. Faraday’ın “Deneyler Kitabı”nı okurken bir telgraf hattından aynı zamanda birden fazla mesaj gönderilmesi imkanını buldu. 1864’de otomatik telgraf yazıcısının beratını aldı, önce bir atölyede iken, sonra onu bir fabrikaya çevirdi. İcatları büyük para karşılığı satın alınıyordu. 1880 yılı, dünyamızın ilk ampul ile aydınlandığı mutlu yıllardan sayılır. Yüzlerce ampulle aydınlanan parktaki halka karşı gece töreni konuşması şöyleydi: “Size ışık getiren bu teli, aynı zamanda asansör, dikiş makinesi ve benzeri mekanik araçları çalıştırmak için, hatta yemek pişirmek için kullanabileceksiniz.” Nitekim bir kaç yıl sonra Edison’un kurduğu elektrik ışığı şirketleri bir araya gelerek General Electric Company’i meydana getirdiler.

Tom, eşiyle beraber 1889’da Fransız devriminin yüzüncü yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen sergide bulunmak üzere Paris’e gitti. Gezdiği yerlerde kendisini törenlerle karşıladılar. Adına nişanlar ve soyluluk ünvanları verildi. Günde on beş saat çalışıyordu. Mucit’e başarılarının sebebi sorulunca: “Yüzde iki içe doğma, yüzde doksan sekiz de terleme” diye özetlemiştir.
Hayatı boyunca icatları birbirini kovaladı..
ilkyazı makinesini geliştirdi. Motor endüstrisi ile diğer alanlardaki icatları yanında akümülatörün de babası oldu. Sinema kamerasında ışıkla resim gösterme cihazının patenti de ona aittir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Deniz Müşavirlik Kurumu Başkanlığı’na atandı. Kırk kadar icadı tam bu zamana rastlar. Bütün buluşlarını sürekli çalışmaya borçlu olduğunu söylemekle beraber yaşamının son gününe kadar çalışacağını ve asla emekli olmayacağını da belirtmiştir. Ortalama sayısı 1200 kadar tutan patentlerin tek sahibi Edison’dur. Bu toplam, adeta dünyadaki tüm mucitler arasında bir rekor sayılır. Buluşların mali değeri onbeş milyon doları geçer. Fonograf ve radyo alıcısı hakkındaki patentini de bu arada saymak gerekir, ömrünün son yıllarında sentetik kauçuk elde etmeye çalışıyordu. Yaşamında iki kez evlenmiş ve eşleri kendisini buluşları yolunda daima desteklemişlerdir. Altı çocuğu olmuştur.

Edison 1 Ağustos 1931 günü labaratuvarında vulkanize kauçuk üretimi üzerinde deney yaparken fenalık geçirdi. O günden 18 gün sonra 84 yaşında dünyaya gözlerini yumdu. O akşam Başkan Hower acı haberi radyo aracılığıyla duyurduğu zaman, ülkesindeki bütün hemşerileri Edison’un kendilerine armağanı olan elektrik ışıklarını bir süre söndürerek yasına topluca katıldılar. İşte bir düğmeyle insanoğluna kendini her an anımsatan bu insanlık hizmetkarını sınırsız minnet ve şükranla tüm insanlar kafa ve gönüllerinden asla çıkarmayacaklardır. Darısı gelecek insanlık hizmetlilerinin başına olsun…

Derleyen: H. İbrahim GÖKTÜRK

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz