Mercanlar hayvan mıdır? Mercanlar hakkında ilginç bilgiler.

0
115

Mercanlar hakkında bilgi.
Mercanlardan söz edildiğinde aklınıza hemen, kendisinden mücevherler yapılan dalımsı bir oluşum veya hayvanlar dünyasının evcilleştirilemeyen örneklerinden en güzel yapıya sahip olan, sıcak denizlerin sığlıklarındaki dev kayalıklarından biri gelir. Deniz dünyasının ünlü araştırmacılarından biri, bize Akdeniz’in dibindeki mercan zenginliklerini şöyle anlatıyor:
“İster deniz kenannda, ister dağın tepesinde, isterse doğanın herhangi bir başka köşesinde olalım, hayvan ve bitki dünyalarındaki bitmek tükenmek bilmeyen çeşitlilik karşısında kendimizden geçeriz. Neredeyse “yaşam”ın dünyamızda çok farklı olaylarla ve değişik görüntüler altında sürdüğüne inanasımız gelir. “Deniz kenarında” yerine “denizin derinliklerinde” de denilebilir, çünkü ilerleyen teknik bugün bize, su altındaki dünyayı tanıma ve zenginliklerini keşfetme olanaklarını sağlamaktadır.

Suyun altında yaşam, canlı varlıkların olağanüstü bir gösterisi şeklinde ve eşsiz sahnelerde devam eder. Ancak bu canlılar, başımıza bazı işlerde açarlar. Şöyle ki, onların adlarını, özelliklerini, yaşam tarzlarını öğrenmekten başka, hayvan, bitki, mineral dünyalarından hangisine ait olduklarını da bilmek gerekir. Doğa bilimleriyle yakından ilgilenmeyenler, bu konuda sıkça yanılırlar. Bu üç dünyanın karadaki temsilcileri çok belirgindir. Kedi hayvan, gül bitki, kuvars da madendir. Ama ya suyun altında? İşte dalgıç, suyun üstüne pembemsi kırmızı renkli bir odunsu yapı çıkarıyor Bitki mi? Hayır, bir hayvan. Şimdi de yeşil yapışkan bilyemsi bir kütle. Sünger, yani bir hayvan mı? Hayır alg, yani bir bitki, işte şunun da seri ve dirençli bir kabuğu var ama taş değil, bir bitki.

Bitkilere benzeyen hayvanlar, yani mercanlar, sekizlimer-can grupları, madreporlar, sorutı dünyasının en fazla yayılmış ve en kalabalık üyeleridir. Bu canlılar, sadece yapısal özellikleri, yetenekleri, renkleriyle değil, yaşam tarzları içinde yaşadıkları ortamla olan ilişkileri ve yaşamsal fonksryonlarının geçirdiği gelişmeler ile de ilgi çekicidirler.

Bu canlılar, hayvan dünyasında geniş bir yer tutan selenterelere hatta daha kesin çizgilerle belirlemek istersek, medüzlerle deniz lalelerinin de üyesi oldukları knidliler bölümüne dahildirler. Bu hayvanların neden diğer tüm hayvanlardan temelden farklı olduklarını göstermek için fazla ayrıntıya girmek gerekmez. Yalnızca şunu belirtelim ki, söz konusu olan, vücudu yumuşak, jelatinimsi, ışınsal düzenli bir yapıya sahip olan, karın boşluğuna açılan tek bir deliği bulunan ve avını yakalamak için kullanılmak üzere sayısız kollarla kuşatılmış olan bir deniz hayvanıdır. Derilerinin, özellikle de dokungaçlarının üzerinde, nematosist adındaki dağlayıcı, ısırgan hücreler, yani en ufak bir temasta bile tahrip edici bir sıvı salgılayan küçük oluşumlar bulunur. Knidlilerin bu çok yüzeysel tanımından sonra, özellikle mercanların ve onlara yakın olan türlerin koloniler halinde yaşadıklarını belirtmek gerekir. Bu canlılar, her biri kendi başına değil, diğerleriyle beraber denizin dibine mıhlanmış olan bir kütlenin üzerinde, ortaklaşa yaşar.

“Polip” diye adlandırılan varlıklar (örneğin Parazoanthus axınellae), küçük deniz lalelerine benzelilebilirler. Kese şeklinde bir gövdeye ve bunun arkasında yer alan bir ayağa sahiptirler. Ortasında ağzın bulunduğu serbest kısım dokungaçlarla çevrelenmiştir. Polip öbeği diye adlandırılan aşağı kısım, özellikle poliplerdeki hücre yenilenmesine eş zamanlı olarak, üzerinde yerleşilecek olan kütleyi oluşturan, polipin kendi salgıladığı kalsiyum karbonat mineralinden meydana gelmektedir. Bunlar doğal oluşumları gereği, polip öbeğinin yüzeyine, polip oyuğundan tüm gövdeyi örten yumuşak deriye kadar giden ince kanallarla bağlanırlar. Bir koloninin gelişebilmesinin ilk şartı bireyler arasında, her birinin ve dolayısıyla da topluluğun canlılığını koruyacak olan, sürekli ilişkilerin bulunmasıdır. Sonuca bağlayacak olursak; mercanlar, dal demetleri gibi açılıp yayılmış veya tam tersine bir araya toplanmış kolları üzerindeki milyonlarca polip nedeniyle, çiçek açmış bir ağaç gibi, yani bir bitki gibi görünen ve dallanmış kollarıyla tutunup kendine destek sağlayan küçük hayvan topluluktandır.
O halde mercanın asırlardır bitki sanılmasında şaşılacak bir şey yoktur. Bilindiği gibi, polipin hayvansal doğasının artık tanındığı 18. yüzyılda zoologlar ona (günümüzde kullanılmayan) zoofit (bitkimsi hayvan) adını vermişlerdir. Bu canlılarla ilgili önemli bir nokta da, tüm yaşamlarını bir kütleye bağlı olarak geçirdikleri halde, suyun içinde varlıklarını nasıl sürdürebildikleridir. Cevap çok basittir, zira su onlara besin sağlamaktadır. Polipler, çevrelerindeki mikroorganizmalarla beslenirler. Hava ise tam aksine, hiç bir gıda içermez ve kara hayvanları yiyecek bulmak için yer değiştirmek. yanı hareket etmek zorundadırlar. Demek ki mercanların yaşam düzeni kara hayatına uyum sağlayamayacak durumdadır “Mercanlar” sözü, genellikle farklı canlılardan (mercan, sekizli-mercan, madrepor) oluşan bütün bir diziyi anlatmak için kullanılmaktadır. Bu hayvanlar tüm denizlere yayılmışlardır, ama onlara en kolay sıcak denizlerde rastlanabilir. Mercan polibi ormanları, büyük kayalıklar ve mercan adaları, mercanların sorutı dünyasının en önde gelen temsilcilerinden olduğnu gösterir. Okyanuslara benzememekle beraber Akdeniz biyotopu da bazı bölgelerinde, sorutı yaşamına canlılık katan çok çeşitli mercanlar içermektedir.

Kırmızı mercan, Akdeniz biyotopunun en tipik ve en tanınmış canlılarındandır. Bilimsel adı ise şaşılacak denli sade ve basittir: Corallium nibrum. Bunların oluşturduğu canlı topluluğu, üzerinde sekiz dokungaç ve beyaz poliplerin bulunduğu ağaçlar görünümündedir. Düzensiz olarak dallanmış gövdesi dimdik ve kaskatıdır; kalsiyum karbonatla karışık olarak demir oksit içerdiği için rengi pembe ile parlak kırmızı arasındadır. Mercanlar sığ zeminlerde olduğu kadar, açık denizlerde kayalıklarda da yaşayabilirler. İlk durumda yaklaşık 20 metre derindeki saklı ve karanlık sahalarda ya da dar oyukların tepesine veya iç yüzeyine asılmış durumdaki, 10-20 cm boyundaki mercan örnekleriyle karşılaşılabilir. İkinci durumdaysa 100 metreyi aşan derinliklerde, düşey doğrultuda etrafa yayılan mercanlar daha da büyük boyutlar kazanırlar. Örneğin Portofino kayalıklarında (Cenova) kıyı mercanlarına ve Bonifacio geçidinde (Sardünya) de derinlerde yaşayan türlere rastlanabilir. Mercandan yapılan mücevherler, üzerlerinde önemle durulmasını gerektirecek kadar ünlüdürler. Kırmızı mercan avı ilk çağdan beri yapılmakta ve Napoli ile Sicilya’da örnekleri görüldüğü gibi, mükemmel gelir kaynağı niteliğindeki yığınların yok olmasına neden olmaktadır.

Sekizlimercanlara ait bilgilere son yıllara kadar sadece zoologlar sahiptiler. Artık günümüzde elinde bu canlıların farklı türlerinden oluşan bir demetle su üstünde çıkamayan kişinin dalgıçlığı kabul edilmemekte ve sekizli mercan ormanlarının fotoğraflarını yayınlayan dergiler de çok olağan karşılanmaktadır. Yeri gelmişken belirteyim ki, sekizli mercanların eriştikleri boyutlar ve su altındaki kayalıkların yamaçlarında gerçek, minyatür ormanlar oluştururcasına kalabalık şekilde bir arada bulunmaları, sekizli mercan teriminin kullanılmasını haklı göstermektedir. Mercanların aksine onların iskeletleri esnek ve yumuşaktır, kolları çeşitli renklerde, ağaç kabuğuna benzeyen kalkerli bir kaplama maddesi ile çevrilmiştir, boynuzumsu bir orta eksene sahiptirler. Kollar bazen kalın bazen de ince ve dayanıksızdır. Birbirlerinden çeşitli tarzlarda ayrılmak suretiyle koloniye, kendine özgü bir görünüm kazandırırlar.
Mercanlar 400 milyon yıldan beri denizlerde yaşayan, dünya kadar eski organizmalardır. Günümüzde bunların birer gri taş parçasını anımsatan fosiller haline gelmiş, sayılamayacak kadar çok türü tanınmaktadır. Bir dönemde dik kayaların üzerinde, suların içinde kollarını hareket ettiren bu rengarenk tatlı canlılar, bir sonraki dönemin doğal engellerinin yaratıcıları olmaktadırlar.

Nautilus’dan

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz