[Matematikçi] Rene Descartes, kimdir, biyografisi, hayat hikayesi, buluşları (1596~1650)

0
70

DESCARTES Rene | 1596-1650 Fransız Matematikçi

Latincenin bilim dili olarak kullanıldığı günlerde Descartes da adını “Renatus Cartesius” olarak yazardı. Bu nedenledir ki cebirsel denklemlerin eğrilerinin gösterildiği eksenli düzenlere “Kartezyen Sistemi” denilmektedir.

Descartes daha bir yaşındayken annesi öldü. Çocuk da onun gibi zayıf yapılı olduğundan yaşamı süresince hiçbir zaman tam sağlığa kavuşamadı. Sürekli öksürmesi yüzünden sabahları okul yatakhanesindeki yatağında kalmasına izin verilirdi. Çok seçkin bir öğrenci olduğu için ona gösterilen bu yatakta kalma ayrıcalığı yıllar geçtikçe alışkanlık haline geldi. Eserlerinin çoğunu yatağında hazırladı.

Bütün yaşamı boyunca gördüğü cizvtt eğıtimnin (maddi hayata önem vermeyen, evlenmeyen ve Filistin’i vatan amaçlayan Hristiyan mezhebi) etkisi altında kaldı. 1633 yılında Galile’nin dinsizlikle suçlandığını duyunca, Kopernık’in görüşlerini temel alan evren hakkındaki kitabını yazmaktan vazgeçti. Bunun yerine yeni bir kuram geliştirdi . Bütün uzayın, her biri kendi merkezi etrafında dönen madde anaforlarından oluştuğunu ileri sürüyor, bu anaforlardan birinin merkezinde dünyanın bulunduğunu söylüyordu. İşte güneş etrafında dönen bu anafordu. Böylece çok akıllıca bir yaklaşımla o zamanın kiliselerinin inancına karşı çıkmıyordu. Aslında geçersiz olan bu kuram Newton’a gelinceye kadar bilgınlerce kabul edildi. Hatta 300 yıl sonra evrenin oluşumu hakkında Kant-Laplace kuramını çürütmek için ve az çok değiştirlilerek Weizsaecker tarafından kullanıldı.

Bir ara orduya katılan Descartes çeşitli yerlerde bulundu, takat hiçbir zaman gerçek savaşı görmedi Kışlalarda bol bol zaman buluyor ve çeşitli konular üzerinde düşünüyordu. Daha sonraları çok sakin bulduğu Hollanda’ya yerleşti. Fakat artık ünü yayılmıştı ve değişik kışı ve yönetimlerin değişik istekleri oluyordu. Bunlardan biri, o zamanlar İsveç Kraliçesi olan Kristina’dan geldi. Hem analitik geometri hem de felsefe öğrenmek istiyordu. Devlet işlerine daha çok zaman ayırmak isteyen Kristina, felsefe dersleri için Descartes’in hiç alışık olmadığı bir satırı seçti. Haftada üç gün ve sabah saat beşte derse başlıyorlardı. Bir sure sonra sarayın geniş ve soğuk salonlarının havasına Descartes’in zayıf yapısı dayanamaz oldu. Zatüreye yakalanarak daha kış çıkmadan öldü. Daha sonraları Descartes’in kafatası Berzelius’un eline geçti, o da bu hatırayı Cuvier e verdi ve böylece ünlü bilgin vatanına dönmüş oldu.
Descartes bir kurgucuydu. Genellemeleri hareketle birleştirerek evrende her şeyin oluşumunu açıklayabilecek düşüncesindeydi. Bunun için doğruluğu tartışılmaz temel gerçeklerden hareket edilmesi gerektiğine inanılındı. Kısaca “Yöntem Üzerine Söylev (Oiscours de la Möthode pour bien Conduire sa Rai son et Chercher la vöritfi dans les Sciences’)” adlı kitabında düşünmeye her şeyden şüphe ederek başlıyordu. Şüphenin varlığı şüphe edenin de var olmasını gerektiriyordu. Bunu “Cogito ergo sum” (düşünüyorum o halde, varım) cümlesiyle özetledi. Bunu hareket noktası alarak geliştirdiği ilginç felsefesi dolayısıyla modern felsefenin kurucusu sayıldı.

Descartes kurguculuğu yalnızca insan ruhuna değil, insan vücuduna da uyguladı. Vesalius ve çalışmalarını savunduğu Harvey’in verilerini esas alarak canlı insan vücudunun işleyişini birbiri ile ilişkili birtakım mekanik düzenlerin bileşimi olarak ele aldı. Aklı bunlardan bağımsız sayıyor, fakat beyin epifizi aracılığı ile ilişkilendirdiklerini one sürüyordu. Çünkü Galen beyin epilizini düşüncenin geçtiği ve düşünme sürecinin düzenlendiği yer saymıştı. Onu bu sonuca iten beyin epifizinin yalnız insanlarda bulunduğu düşüncesiydi. Fakat çok geçmeden Steno’nun hayvanlarda da beyin epifizi bulmasıyla Descartes’in yanıldığı anlaşıldı. Bugün artık, kimi sürüngenlerde insanlardakinden çok daha gelişmiş beyin epifizi bulunduğu bilinmektedir.
Descartes’in bilime en önemli katkısı matematik alanında oldu. Her şeyden önce alfabenin ilk harflerinin değişmezler (sabitler) ve son harflerinin bilinmeyenler için kullanımlarını Vieta’nın başlattığı yerden alarak başlattı ve yaygınlaştırdı. Cebire üssei gösterimi ve karekök simgesini soktu.

Descartes’ın matematiğe ilgisi, orduda bulunduğu ve savaşlara katılmadığı için bos zamanı olduğu günlere rastlar. Alışkanlığı gereci yatakta geçirdiği sabahların birinde beyaz duvarda gördüğü sineğin her an bulunduğu noktanın, duvarın yatay alt ve düşey kenarlarına olan uzaklıklarıyla tamamen belirlenebileceğini gördüğü söylenir. Aslında ta Pliny’den başlayan “enlem-boylam’ kavramlarının düzlemde veya uzayda bir noktadan geçen eksenler biçiminde düşünülmüş, yani coğrafyadan matematiğe aktarılmış olması sinek öyküsünden daha akla yakın bir ihtimaldir. Böylece her nokta, iki sayıdan oluşan bir çift ile düzlemde temsil edilebiliyordu. Uzaydaki bir noktanın yerini de, üç sayılı bir küme belirliyordu. Descartesin getirdiği yenilik yalnız noktanın değil bir doğrunun da cebirsel bir denklem ile temsil edilebileceği idi. Doğrunun herhangi bir noktasının apsis (yatay eksenden uzaklık) ve kordinatını (düşey eksenden uzaklık) x ve y ile gösteriyor ve aralarındaki ilişkiyi, yani doğrunun denklemini, y=ax +b buluyordu Her çizginin (eğri veya doğru) bir denklemi vardı ve her denklem bir çizgiye karşılıktı.

Descartes bu düşüncelerini, güneş sisteminin yapısı hakkında yazdığı kitabında yüz sayfalık bir ek ile açıkladı. Pek bilimsel değeri olmayan bu kitabın ekinin matematikte bir yenilik olduğu sonradan anlaşıldı. Üç yüzyıl sonra yine matematik konusunda Bolyainin incelemesindeki ek de aynı içerikteydi. Her yenilik gibi Descartes’ın bu yaklaşımı işleri kolaylaştırdı, cebir ile geometriyi birleştirerek, bunlar ile sonuçlandırılmaları güç problemlere çözüm getirdi. Bu yöntem Newton‘un türev hesaplarını geliştirmesine yardımcı oldu. Böylece Vieta’nın, Harizmi’nin cebir kelimesini kullanmaktan çekinerek “Analiz” dedgi matematik dalının adı, Descartes’in cebir ve geometriyi birleştirmesiyle “Analitik Geometri” adını aldı.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz