Leonardo da Vinci kimdir, Leonardo Davinci’nin biografisi ve icatları

0
62

Leonardo da Vinci’nin hayatı ve icatları

Bir Rönesans Dahisi Olarak Leonardo
“75 Nisan Cumartesi gecesi saat üçte, torunum doğdu.
Oğlum Piero’nun oğlu. Ona Leonardo adı verildi… ”
Antonio da Vinci, 1452

Doğum kaydı, bu şekilde büyük babası Antonio tarafın­dan yapılan Leonardo da Vinci’nin doğduğu yer ise yıllarca tartışma konusu olmuş; sonun­da Anchiano yakınlarındaki Vinci kasabasında dünyaya geldiği kabul edilmiştir.

Rönesans’ın son dönemi­nin ressam ve mimarı Giorgio Vasari’nin Leonardo hakkındaki biyografik kayıtlarından, onun küçüklüğünü en iyi be­timleyen özelliklerin; tuhaf ve vahşi yaratıklar, mistik fantezi­ler, resim, müzik ve heykele duyduğu tutku, çevresindeki herşeye karşı duyduğu merak olduğunu anlıyoruz. Dahası, oldukça yaramaz, sağlıklı ve mutlu bir çocuk olduğunu…

Sol elle çizmesine, yazılarını yine sol elle sağdan sola “ayna yazısı”yla yazmasına ne ailesi, ne de kasabadaki hocaları karı­şıyordu. Bize bıraktığı yazıla­rın çoğu da bu ayna yazısıyla yazılmış, sembollerle biçimlenmişti.

Leonardo 1470’te, 18 yaşınday­ken, zamanının büyük ressam ve heykeltraşı Verrochio’nun öğrencisi oldu ve yedi yıl onunla çalıştı. Bu arada hareket, ticaret ve heyecanın hüküm sürdüğü zamanın Floransa’sının havasını da soluyordu. Sa­dece resim ve heykelle değil; olağa­nüstü güzellikte olduğu söylenen sesi, çaldığı utu, yazdığı şiirleri ve ustası olduğu atlarla… Bu dönemde coğrafyacı ve matematikçi Toscanelli’yle kurduğu yakınlık, onun astronomi ve uzak ülkelere ve dün­yanın doğasına duyduğu ilginin pe­kişmesine neden olmuştu.

Rönesans aristokrasisinin sem­bolü haline gelmiş olan Medici ailesi, o sıralar yeni sanatın yayılma ve korunmasında da önderdi. Lorenzo de’ Medici, 1476’da Leonardo’ya Floransa’daki Piazza San Marco’da bulunan “Medici Bahçesi” üzerinde çalışma izni vermiş, 1478’de de Palazzo Vecchio’daki San Bernardo Kilisesi’nin bir panosunu boyamak üzere görevlendirmiş, ancak görev daha sonra başkasına verilmişti.

Bu arada İtalya’da karışan iç or­tam, Leonardo’nıın savaş topları, makineli tüfek tasarımları, köprüler ve savunma sistemleri geliştirmesi­ne de neden oldu. Bunları yapan ki­şi, aynı zamanda gülümseyen Mer­yem’leri, meleksi çocukların resmini de yapan, bütün canlılığı bir vejeteryan olacak kadar çok seven, Floransa’nın pazar yerinde sırf serbest bırakabilmek amacıyla ka­feste kuşlar satın alan in­sanın ta kendisiydi. Belki de Leonardo’nun 1480’de Floransa’dan ay­rılmasının ne­deni; bütün bu olumsuz­luklar, gerçek doğasına ay­kırı düşen bir yaşama biçi­mi olmuştu, Leonardo, Milano Dükü Lodovico Sforza’ya ya­zarak, kendi­sini yanına al­masını istedi.

Ancak mü­hendis, mi­mar, ya da ressam olarak değil; bir mü­zisyen olarak. Üstelik, yanı­na kendi yap­tığı lir’ini ala­rak gitti Milano’ya. Leonardo, yal­nızca bir yorumcu ve şarkıcı değildi; müzik teorisi ve fiziğiyle de uğraşı­yordu. Müziği resmin kardeşi gibi görüyor, onun “kötü kaderi”nden bahsediyordu: Müzikteki armoni dinmeye mahkumdu, ama resmin armonisi kalıcıydı…

Burada da bu kadarıyla yetine­cek değildi elbette. Su altına dalış teçhizatı, dokuma tezgahları, zeytin presi, vinç, dişli sistemiyle çalışan kürekleri olan su taşıtları, onun bu “mühendislik dönemi”nde geliştir­diği tasarımların yalnızca birkaçı. 1485-1486, Leonardo’nıın Milano Kalesi’ni kuvvetlendirmek için; 1478-1490 ise Milano Katedrali için mimari planlar yaptığı yılları kapsa­maktadır. 1489’da Lodovico il Moro’nun, onu babası Francesco Sforza’nın at üstünde heykelini yapmakla görev­lendirmesi ise Leonardo’nıın anato­mi üzerine yoğunlaşmaya başlaması­na neden olan bir dönüm noktasıdır (gerçi heykelle 16 yıl uğraşmakla birlikte onun kilden bir modelini yapmakla yetinmişti). 1490’da daha çok matematik ve fizik araştırmala­rıyla uğraşan Leonardo, Pavia Katedrali’nin kubbesiyle ilgili olarak ortaya çıkan bazı sorunları çözümle­mek üzere Pavia’ya çağrılmış ve bu­radaki bilim adamlarıyla görüşmeler yapmıştı. Leonardo’nıın mimari ça­lışmaları; şehir planları, katedral onarımlarıyla da sınırlı olmayıp pre­fabrik ev tasarımlarına kadar uzanmıştı. 1494 yılı, Leonardo’nun çok yönlü faaliyetleri açısından önem ta­şıyor. Yıldırım, şimşek, fırtınalar, ne­hir hareketleri, dağların yapısı… bunların hepsi bu deha devine çalışma konusu olmuş; Milano Kalesi için geliştirilen yeni planlar da onca konunun arasına sıkışmayı başar­mıştı.

Leonardo 1495’te Sangallo, Michelangelo, Baccio d’Agnolo ve Cronaca ile beraber. Palazzo della Signoria’nın büyük salonunun yapı­mında görüşleri alınmak üzere Floransa’ya gönderilmiş ve bu sırada, büyük bir matematikçi olan Luca Pacioli ile tanışmıştı. Pacioli’nin “De Divina Proportione” adlı kitabı için birlikte yaptıkları çalışmada, Leonardo’nun katkısı daha çok kita­bın resimlenmesi üzerine olmuştu.
Ancak Lodovico onu Castello’daki Saletta Negra ve Sala Grande deli’ Assc’nin iç dekorasyonunu üstlen­mek üzere tekrar Milano’ya çağırdı.
Leonardo yine de, 1499’da Pacioli ile birlikte gittiği Venedik’te mate­matik ve kosmografiyle ilgilenmiş, 1500’de ise Floransa’ya yerleşmiş ve fiziksel coğrafya ve mühendislik konularında daha detaylı çalışmalarda bulunmuştu. “Büyük Kuş’un Monte Geçeri’nin zirvesinden ilk uçuşu, evreni hayrete düşürecek; bütün yazılar bu uçuşla dolacak. Büyük Kuş’un gel­diği yeri sonsuz bir ışık ve görkeme boğacaktır…” Leonardo’nun, dünya tarihini değiştireceğini söylediği uç­ma makinesinin 1505’te Fiesole’deki Kuğu Dağı’ndan kalkması planla­nıyordu. Ama bildiklerimiz bu ka­dar. Tasarımı yapılan makinede uçan kişinin oturduğu bölmeden iki kanat çıkıyor ; bacaklar aşağı sar­karken kanat çırpma hareketi de kol gü­cüyle sağ­lanıyordu.
Uçuşun ger­çekleşip ger­çekleşmediği belki de o kadar önemli değil; önemli olan, Leonardo’yu, bü­yük aerodinamikçilerin ilki durumuna çıkaran düşünce ve çalışmalar zinciri. Şair ve sanatçı yönü; hava akımları, dalga hareketleri ve uçuştaki “güzellik” ve zerafeti yakalarken, fizikçi ve mühendis yönü de hareketin mekaniğiyle uğraşıyor­du.

Havayla bu kadar ilgilenmiş olan birinin suya da yönelmesi çok şaşır­tıcı olmasa gerek. 1507’de hidrolik üzerine yazdığı esere başlayan Le­onardo, özellikle nehirler, akan su­yun gücü üzerine yoğunlaşmıştı: “Ateş, yakıtı bittiğinde ölecektir, ancak suları kabarmış gururlu bir nehrin azgın sularının yapamayacağı şey yoktur” sözleri, dünyadaki en yıkıcı güç olarak nitelediği su taş­kınları üzerinde çalışmasının nede­nini oldukça iyi açıklıyor. 1513’te Papa 10. Leo’nun ağabe­yi Giuliano de’ Medici’nin hizmeti­ne giren Leonardo, Roma’da kaldığı süre içinde yine anatomi, meteoro­loji, astronomi ve kosmografiyle uğraşmıştı.

avatar
  Subscribe  
Bildir