Kuşlar nasıl iletişim kurarlar ve kuşlar neden öter?

0
113

Bir kuşun nağmesi ya da “ezgisi”, çoğunlukla, onun en belirleyici özelliğidir. Örneğin ardıç kuşu benzeri, Amerika’ya özgü kahve renkli bir türün, iki bin çeşitli ezgiyi bilip, söylediği saptanmıştır. Hani bir “Kuş Plakları Kataloğu” olsaydı, bu hiç de küçümsenmeyecek bir başarı sayılırdı! Ne var ki bu sevimli yaratıklar herhalde, kendilerini ya da biz insanları mutlandırıp, keyiflendirmek için böylesine karmaşık ezgi söyleme külfetine katlarımıyorlar, öyleyse hangi nedenle ve de nasıl böylesine zengin ezgi çeşidini oluşturabiliyorlar?
Bu konuda, Rockefeller Üniversitesi Doğa-bilimi uzmanları New York dolaylarındaki bir yörede yoğun incelemeler sürdürmekteler. Bin hektarlık bir orman içinde bulunan Düşes Malikanesi (şarkıcı kuş türlerinin hemen çoğunun bolca bulunduğu, bataklık ve yeşillik alanları kapsar) Üniversite’nin Saha Araştırma Merkezidir.
Merkezin önderi, şarkıcı kuş uzmanı Profesör Marler, bu uçan yaratıkların iletişimini kavrayabilmek için ilkin, genellikle gerçek bir ezgiden daha yalın ve kısa olan kuş çağrılarının incelenmesi gerektiğini söylemektedir. Yalnızca birkaç kuş türünün şarkıcı olması dışında, hemen tümünün, İletişimi sağlayan bir vokal sistemi (dizgisi) bulunduğu ortadadır. örneğin, yırtıcı bir hayvanın yaklaşmakta olduğunu bildiren “alarm” seslenişi, alarmı çalan kuşu ele vereceğinden, çoğu kez, oldukça ustalıkla oluşturulur “Dikkat et!” seslenişi öylesine tiz bir ıslık şeklinde yapılır ki, baykuş ya da tilki gibi düşmanların, küçük kuşların yerini saptaması pek de kolay olmaz.
Genellikle kuş sesleri, bir incelik içermeyen temel çağrılardır; yani ya bulunmuş yiyeceği veva gelen düşmanı diğerlerine haber vermek içindirler, ya da karşılaşan kuşların selamlaşmalarının bir kısmını oluştururlar. Kuş türlerinin çoğunda (civcivler ve halkalı güvercinler gibi) yavru, bu sesleniş yetisi ile doğar Buna karşın gerçek ezgiler olan kuş şarkıları, doğuştan bir yetiyle değil de, yetişkinleri izleyerek kazanılır; aynı bir tür içinde bile değişiklik gösterirler ve farklı yöre kuşları, tıpkı insanlar gibi, farklı “lehçelerde” şarkı söylerler.
Tek bir kuşun dağarcığında kendine özgü birkaç ezgi bulunabilmesine karşın, kanarya gibi bazı türler ise şarkı repertuarlarını her mevsim yenilemektedirler.
incelikleri ve karmaşıklığı ile bir kuşun şarkısı, her şeyden önce onun türünü bildirir (ayrıcalık oluşturan bir kaçının dışında, hemen tüm kuşların şarkıcı olanı erkektir) ve şarkısı ile eş türden olan dişileri kendine çeker. Ayrıca kuşlar, saldırganlara karşı, kendi alanlarını yine şarkılarının ürkütücü nağmeleri ile korurlar. Kuş şarkılarındaki farklılıklar, bireysel düzeyde birbirlerini tanımalarına, şarkıyı söyleyenin deneyim düzeyi, erkeğin, eş adayı olarak yiğitliği hakkında ipucu vermesine yarar örneğin kuşun şarkısı, “İşte karşınızda öten bendeniz, bir erkek bataklık serçesiyim, hani şu uzun gagalı, kısa kuyruklu, tüylü ve çevredeki sazlığı kendice yuva edinmiş olanlardan! Eşleşmek için uygun bir adayım: hem hazırım, hem de evimi yurdumu savunabilecek güçteyim!” diyebilir.
Amherst’te Massachusetts Üniversitesi uzmanlarından Donald Kroodsmaya göre, kus şarkileri eşleşme ve savunma temaları üzerine anlamlı değişkenlikler içermektedir. Şarkının kar-mrşıklı, onu söyleyen kuşun bir es adayı olarak canlılığına işaret sayılır. Birkaç dişiyi birden çağıran çok eşli bazı çalıkuşları, böylece çok yönlü olurlar. Uzun gagalı b:r cins bataklık çalı-kuşunun, yüzün üstünde şarkıyı öğrendiği ve konduğu sazın üstünde, ardı ardına ve hiçbir söylediğini yinelemeksizin elli kadar şarkı söylediği gözlenmiştir.
Kroodsma, bu sevimli yaratıkların eşleşme sinde müziğin önemini belirtmek İçin,’ilkin pek çok sayıda kanarya ezgisini banda almış, bandları ikiye kesmiş ve birine yalın ve sıkıcı, diğerine ise daha melodik sayılacak yapay şarkı gruplarını alarak, eşleşme olgunluğuna erişmek üzere olan hiç çiftleşmemiş dişt kanaryalara dinletmiş. Sonunda, daha süslü melodileri dinleyen dişilerin daha hızlı yuva yapıp, daha çok sayıda da yumurta bıraktıkları görülmüş Kroodsma ya göre, dişilerin, usta şarkıcı erkekleri seçmelerinin nedeni, şarkıların üretkenlik ile ilintili, sağlık durumunu belirtici özellik taşımasıdır. Kanaryalar yaşlandıkça, şarkıları çok daha incelikli ve özenli olur ve iyice hoş yasli bir kanarya, yaşamdaki yetilerini kanıtlamış, tam ve çekici bir eşdir.
Aynı araştırıcıya göre, şarkı söyleyiş seklının, kuşun diğer erkekler arasındaki yeri saptanmasında da önemi vardır. Kroodsma, bir deney için iki çift çalı kuşunu laboratuvardaki bir yuvaya yerleştirmiş. Yuvadan alınan iki dişi hemen ölmüş, deneyin sürdürülmesini sağlayacak iki erkek kuştan biri laboratuvar çevresine bir türlü uyum yapamayıp çelimsiz kalmış ve daha sağlıklı olanın baskısına girmiştir. Kroodsim, bir band aracılığı ile dokuz çalıkuşu şarkısını aynı sırada söylemeyi her İki kuşa da öğretmiş ve kuşlar şarkılarını söylemeye başladıklarında, çelimsiz olanın, sağlıklı olanı yankıladığı, onun önderliğinde müziğini sürdürdüğü görülmüştür. Bu devrede araştırıcı, çelimsiz kuşa yardım ederek şarkısını, mikrofon ve hoparlörle yükseltmiş ve bu durumda da kuşlar külahları değişmiş; yeni ve baskın sesi duyan sağlıklı kuş bu sesin önderliğine girmiştir.


Ötücü kuşlar arasında daima, en önde gelenler erkek kuşlardır. Dişiler, şarkıcılıkta erkeklerden sonra yer alırlar.


Güvercinler yalnız yetişseler bile oldukça iyi şarkıcı olurlar, fakat diğer türler için, büyükleri izlemek şarttır.
Kuş şarkıları ile insanların konuşması, gelişme açısından, benzerdir. Yavru kuşlar işe, ses tellerinin restgele deneyimi olan, “şarkıcıklarla” başlarlar. Charles Darwin bunları, bebeklerin anlamsız konuşmaları İle kıyaslamıştır ve bugün bu yine geçerli görünmektedir. İstenilen doğru ses elde edildikten sonra, yavru kuş bunları düzenlemeye geçer. “Plastik Şarkı” evresinde İse kuş, değişik melodileri deneyerek, ömür boyu söyleyeceği şarkı tarzı üzerinde karara varır.
Kuş şarkılarının gelişiminde, özellikle cinsiyet hormonları rol oynamaktadır. Erkeklik hormonu zerkedilmiş dişi ispinozların, şarkıcı oldukları görülmüştür, ilkbahar şarkılarını başlatan neden de, cinsiyet hormonu düzeyindeki mevsimsel değişikliktir. Rockefeller Üniversitesinden Fernando Nottebobm, kanarya beyninde şarkı denetleyen alanların, mevsime uyarak, daralıp genişlediğini, iki beyin yarım küreciğinin farklı işlevler üstlenmiş olduğunu ve şarkı denetim merkezinin de, insanda da konuşma merkezinin bulunduğu, sol yarım olduğunu görmüştür. Araştırıcının son buluşu, kanarya beyninde şarkı söyleme alanı ile şarkı sayısı arasında bir bağlantı bulunduğudur ki; böylece, bir motor yeteneği öğrenme yetisi ile ilintili olarak, ilk kez, bu yetiye ayrılmış beyin hacmi ansında bağlantı kurulmuş, bu tür bir “zeka” ölçüsü saptanmıştır.
Uzun yıllar “budalalıkla” eşanlamlandırılan kusbeyninin içerdiği karmaşık ve ince uyumlarla. İnsan beynini tanımaya çalışan nörologlara ışık tutacağı bir gerçektir Ne var ki, araştırıcı Mark Konishi, beynin incelenmesinin kolay olduğunu; fakat şarkı söyleme işlevlerini açığa çıkaracak deneyimsel ve çözümsel araçların henüz geliştirilmediğini belirterek, “Herşey, işte bu noktada başlıyor” demektedir.

SMİTMSONTAN’dan

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz