Köpek eğitimi. Köpeklerin ne istediklerini nasıl anlarız?

0
50

Köpeklerin Fizyolojik Özellikleri

Köpeğin retinasında, düşük ışığa duyarlı rod hücreleri olduğu için, karanlıkta insanlardan daha iyi görebilir. Hareketli cisimleri çok uzaklardan dahi algılayabilirler ancak, hareketsiz cisimleri algılayamazlar ve mesafe ayarı yapamazlar. Kısa burunlu ırkların (Buldog ve Pug’lar) görüş alanları daha geniştir. Uzun burunlu hayvanlarda gözler oval olarak biçimlenmiştir,bu ne­denle hayvan özellikle ileriyi çok iyi görür. Fakat ne yazık ki, kö­pekler renk ayırımı yapamadıkları için hayatı siyah beyaz görürler.

Köpek retinasında bulunan düşük ışığa duyarlı rod hücreleri onun, karanlıkta daha iyi görmesini sağlar.

Kulakları ve burun çok iyi ge­lişmiştir ve insanların duyamadığı çok yüksek frekanslı sesleri duya­bilirler. Sesleri insandan 4 katı daha uzak mesafeden algılayabi­lirler. Beyinlerinde, koku merkezin­de, insanlardan 40 kat daha fazla koku hücreleri vardır. Bu nedenle köpeklerin koku alma yeteneği, insanlarınkınden çok daha fazla gelişmiştir. İnsan­da burun alanı 3cm2 iken köpekte 130 cm2 civa­rındadır. Köpeğin burnunda bulunan ıslaklığa ge­len zerreler burada ayrıştırılarak kokular algılanır.

Köpekler burnundan soluyan hayvanlardır. Hava­yı burun yolundan akciğerlere iletirler, bu sırada hava süzülür, ısıtılır, nemlendirilir ve oradan ci­ğerlere alınır. Köpekler insanlarda olduğu gibi, ısı düzenlemesi için terlemezler. Isı ayarını solu­num sistemi ile yaparlar. Tüyler, dışarıdan gelen ısının deri ile temasını önler.

Tad alma yönünden acı ve tatlıyı çok iyi algı­layan köpek, dokunma duyusu yönünden pek özelliğe sahip değildir. Ancak yumuşak ve sert şekilde dokunmaları farkeder ve ona göre davra­nır.

İnsanda burun alanı 3 cm2 iken köpekte 130 cm2 civarındadır.

Vücudun her yerinde bulunan “Apocrine” ter bezlerinin salgıları bakteriler tarafından ayrıştırıla­rak köpeğe özgü bir koku meydana getirirler. Köpeğin pençelerinde bulunan “Accrine” ter bez­leri ise hayvanın pençelerinin kurumasını engelle­mek için basılan yeri nemlendiren bir su salgılar. Bu sistem sayesinde, hayvanın sürekli sürtünen pençeleri kurumaz.

Köpeğe ait yukarıda öğrendiğimiz bazı fizyo­lojik bilgilerden hareketle, hareketlerini nasıl yorumlayabiliriz? İnsanla ortak bir dili olmayan bu hayvanların, vücut hareketlerine bakarak ne an­latmak istediklerini anlayabilir miyiz?

Evet, köpekler isteklerini kendilerine özgü vicüt hareketleri ile dile getirirler. Bu nedenle, yüz ve hareketlerine bakarak ne anlatmak istediklerini anlamak mümkündür. Bunun için köpeklerin ses tonu, duruşları, kulakları, gözleri, dudakları, dili, kuyruğunun ve tüylerinin dik veya yatık oluşu dikkatle izlenmelidir.

Havlama her zaman kızgınlığa işaret değildir.

Çağırma veya oynamak istediğini anlatmak iste­yebilir. Oyuna çağırmada köpekler genellikle, ön ayaklarını yere koyarak, sevinçle mırıldanırlar ve zıplayıp oynarlar.
Yüz kasları, insanlar kadar olma­sa bile değişik istekleri açıklaya­bilir. Dudaklar geriye çekilerek, dişlerin görünmesi sağlanabilir.

Keyifli köpeklerde, gözler ışıl ışıldır, sinirli ve gergin değildir. Kı­zan köpeklerin, kulakları çok oy­nak ve sesin geldiği tarafa doğru kolaylıkla yönelir ve dil iyice ar­kaya çekilip sivri köpek dişleri açığa çıkar. Gözler dışarıya fırlar ve kızdığı şeyi bloke ederek denetimi altına al­mak ister.

Köpekler, kuyruklarını iletişim amacı için kulla­nırlar. Korkan köpekler, kuyruklarını bacaklarının arasına alarak korktuğunu gösterir. Köpeklerde saldırgan kızgınlık ve korkulu kızgınlık olayı farklı­dır. Korkulu kızgınlık durumunda köpek, sürekli hırlar, havlar, kulaklarını geri çeker, vücudu geri­lir. Arka ayakları ile her an karşısındakine saldır­mak ister bir pozisyonda durur. Saldırgan kızgın­lık durumunda ise kuyruğunu kaldırır, kulaklarını diker ve dişlerini gösterir. Kızgınlık arttıkça vücu­du alçalır ve kuyruğunu bacaklarının arasına alır.
Köpeklerin, kızgınlıklarının nedeni bilindiği za­man, dindirilmesı çok kolaydır. Isırma, kızgınlık, evden kaçma, havlama, gelişigüzel yere pisleme gibi davranışların dikkatle incelenerek, nedenleri­ni anlamaya çalışmak gerekir.

Köpek eğitiminin esası, ödüllendirmeğe dayanır.

Köpekle iyi ilişki kurabilmek için daima nazik ve dürüst davranılmalıdır. Köpek eğitiminin esası ödüllendirilmeye dayalıdır. Yapılan her olumlu dav­ranıştan hemen sonra mutlaka ödüllendirilmelidir ve onların eğitiminde de cezanın yeri hemen he­men yoktur. Fakat aşırı hoş görülü olarak şımartılmamalıdır.

Ceza, istenilmeyen hareketlerin durdurulması­na yönelik olmalı ve hareketten hemen sonra veril­melidir. Daha sonra cezalandır­ma yapılmamalıdır. Anneler ge­nellikle eniklerini boynundan ya­kalayıp, havaya kaldırarak cezalandırdıklarından, ceza ge­rektiği durumlarda annenin yav­ruya yaptığı gibi, boyun sıkılarak cezalandırılabilir. Köpek 12-14 haftalık olduğu zaman ayakları üzerinde yürüme ve bundan sonra oturma, yatma, bekle ve gel komutları öğretilebilir.

Daima aynı ve güven verici bir ses tonuyla hitap edilmeli ve köpeği tahrik edici aşırı ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Gelişi güzel şakala­şarak alay edilmemeli ve kucağa alınırken önce okşayarak, güven verilmelidir.

Köpeklere bir şey öğretilirken, sesler el ve kol işaretleri ile desteklenmelidir. Gel komutundan sonra, geri dönülerek hareket edilmesi gere­kir.

Yavruların sağı solu karıştırarak, ayakkabıyı veya çorabı çekme gibi oyun oynamalarına pek fazla izin vermemek gerekir. Çünkü daha sonra huysuz bir köpek olabilirler. Bazı enikler kucağa alındığında, heyacandan kendilerini kontrol ede­meyerek işerler. Bu durumda kesinlikle ceza ve­rilmemelidir.

Mama yiyen yavruların engellenmesi veya mamalarının elinden alınması onları saldırganlığa iter. Bu nedenle dikkat edilmelidir.

avatar
  Subscribe  
Bildir