Kıyamet nasıl kopacak? Ne zaman kopacak? Ne­rede kopacak

0
27

ÇEŞİTLİ KIYAMET SENARYOLARI

İnsan ömrü, evrendeki birçok canlı cansız var­lıklarla karşılaştırıldığında çok kısa. İnsan ömrünün bitimli olduğunu biliyoruz. Ya evrenin ömrü ne ka­dar? Başlangıcı var mı? Sonu var mı? Yüzlerce yıl­dan beri bu sorular, düşünen insanların kafasını kur­calıyor Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Yaşam­daki amaç ne? Bu soruların yanıtları felsefe denilen alanların içinde sorgulanıyor. Efsaneden de geliyor yanıtlar, dinsel kaynaklardan da. Sorgulama felse­fede. Bilimin de belli sınırlar içinde, evrenin başı ve sonu ile ilgili görüşleri var. Zaman içinde evren da­ha iyi tanındıkça, bu görüşler de değişecek.

Şimdilik yazımızın amaçları açısından, sonumuz­la ilgili şu görüşleri ileri sürerek tartışmaya geçe­biliriz:
a) Evren, yapısı gereği иçinde gizil (potansiyel) olarak sonunu taşır. Evrenin, dolayısıyla içindeki dün­yanın bir sonu oluşu, bu görüşe göre, doğaldır. Ör­neğin, eğer evren sürekli olarak genişliyorsa, belli bir “kritik” noktadan sonra, gerisin geri büzülmeye, küçülmeye başlayacaktır. Belki, bu büzülme bittiğin­de evren sıkışacak ve yeniden bir patlamayla (Big Bang) genişlemeye, büyümeye başlayacaktır. Kimi Doğu inançlarına da yansımış bu anlayışa göre, var ve yok oluş art arda gelecek, evren büzülüp ge­nişlemelerle hiçbir zaman yok olmayacaktır (Dünya’nın da yok olup yeniden oluştuğunu söyleyebilir miyiz? Olaylar belli periyotlarla hep tekrar edip duru­yor mu? Acaba bu, dünyaya kaçıncı gelişimiz? Bu tekrarın anlamı ne?).
b) Evren hiçbir zaman tümüyle yok olmayacak­tır. Yalnızca evreni oluşturan gök cisimleri doğarlar ve belli bir süre sonra “ölürler”. Örneğin Güneşimi­zin böyle bir sınırlı ömrü vardır. Dolayısıyla gezege­nimizin de. Gök cisimleri ve onların oluşturduğu sis­temler de ömürlerini tamamlayıp, günü gelince ölür­ler. Ölmeleri yok olmaları demek değildir. Başka bir şeye “dönüşürler” yalnızca. Enerjiye, başka bir gök cismine. Dünyamız ömrünü doldurunca, üstünde ya­şayanlarla birlikte, daha önceki özelliklerini yitirecek­tir. Bir yoruma göre, kıyamet böyle birşeydir.
c) Evrenin bütününün ya da dünyanın ait oldu­ğu Güneş sisteminin ve onun da içinde bulunduğu galaksimizin “doğal” dönüşümleri bizi kıyamete gö­türebileceği gibi, evren, galaksimiz, Güneş sistemi­miz yok olmadan da kıyamet kopabilir. Dünya, için­de bulunduğu evren diliminde, evrendeki sürecin ge­reği ortadan kalkabilir. Evrendeki gök cisimleri arasında belli bir uyumun, enerji alış verişinin olduğu­nu varsayabiliriz. İşte, evreni oluşturan parçalar ara­sında uyum bozulursa, dünyadaki yaşam tehlikeye girebilir. Örneğin, belli bir gök cismindeki patlama. Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığını, yörüngesini değiştirebilir. Bu da Dünya’daki yaşamı olanaksız kı­labilir.
d) Dünya’ya dışarıdan “fiziksel müdahale” ola­bilir. Bir gök cismi Dünya’ya çarpar, yaşamı bitirir.
e) Kimi bilim kurgu kitaplarında ya da filmlerin­de olduğu gibi, dünyanın sonu, dıştan gelen “fizik­sel müdahalelerde değil de, yine dıştan gelen “akıllı” varlıklar yüzünden olabilir.
f) Şimdiye dek hep dünyanın dışındaki öğelerin sonumuzu hazırlayacağını düşündük. Oysa dünya­daki yaşam, düzenini yitirdiği için yok olabilir.
Dünya’nın yüzü, Ay’ın ya da Venüs’ün yüzüne dönüşe­bilir. Bu durum, özellikle kendilerine “ çevreci” diyen insanların kaygısı olsa gerek. Dünyadaki yaşam, belli bir “ekosistem” içinde, belli bir dengeye ve düzene bağlı olarak sürüp gidiyor. Bu denge ve dü­zen bozuldu mu, dünyanın iklimi değişebilir, zelze­leler olabilir, karaları su basabilir, büyük bir yanar­dağ patlayabilir, enerji kaynakları tükenebilir, yaşam kaynağı oksijen azalabilir.
g) Bu sonu insan yaratabilir. Büyük nükleer pat­lamaların yol açtığı radyasyon, kirlenen su kaynak­ları, gürültü, nüfus artışı sonumuzu getirebilir.
h) insanlar arasında savaş olabilir. Bu savaşta kullanılacak silahlar, hayatı felç edebilir. i) Salgın hastalıklar kırabilir insanı.

Bütün bu saydığım durumlarda çevremiz bizden yaşam desteğini çeker. Çaresiz kalırız, insan kıya­met habercisi ve kıyamet hazırlayıcısı olabilir. Ken­di sonunu kendi hazırlar, istemeye istemeye intihar ediverir!

Nasıl kopacak kıyamet? Ne zaman kopacak? Ne­rede kopacak?
Dikkat edilirse, şimdiye dek, kıyametin hep “fiziksel” nedenlerle oluşacağını düşündük. Oysa bu görüş, oldukça kısır ve sığ bir görüştür, insan, şimdiye dek, hiç düşünmediği bir biçimde kendi so­nunu hazırlayabilir. Evren yerinde durur, galaksimiz, Güneş sistemimiz, Dünyamız da. Yine de yok olup gidebiliriz. Bu gaflet, bence en tehlikeli gaflettir, in­sanın nasıl bir çevrede yaşadığını anlayamamasın­dan, düşünememesinden kaynaklanır.
O halde, çevremiz üstünde düşünmemiz gerek­li. Bilimin çocuklarına yaraşan budur. Basmakalıp kıyamet senaryoları, basmakalıp evren, dünya, insan ve yaşam anlayışımızdan çıkıyor. Bunu aşmalıyız.

 

avatar
  Subscribe  
Bildir