Kitapların hayatımızdaki yeri ve önemi

0
46

Okuma, sadece bilgi edinme işi değildir. İnsanı bütünüyle, hem kişisel hem de toplumsal yönden etkileyen bir deneydir. Okuyucu bir tüketicidir ve her tüketici gibi bazen aklını dinler, bazen de zevkim takıp eder
Kitap almanın her zaman okuma anlamına gelmediğim biliyoruz. Bir tüketicinin okuma niyeti olmadan kitap satın alması mümkündür. Zenginlik, kültür veya zevk inceliğinin işareti olarak “gösteriş” yapmak için kitap satın alınması, belli bir koleksiyonun kitaplarının alışkanlıkla alınması, bir davaya veya bir kişiye duyulan bağlılıktan dolayı kitap satın alınması, güzel şeylerden hoşlanıldığı için kitabın alınması buna örnektir (Bu durumda kitap, cildi, baskısı veya resimleri için değerlendirilir; kitap artık bir eşyadır).
Bilgi edinmek, belge toplamak İçin veya mesleki amaçlarla da kitap okunur. Bir edebiyat kitabı bazen okuma zevkinin uzantısı olarak, bazen de uyku getirici veya düşüncelerden kurtarıcı ilaç olarak kullanılabilir. Bazı kitaplar hafızayı ve zihin faaliyetlerini geliştirmek için okunur. Polisiye romanlar okuyuculara bulmaca çözme etkisi yapar.
Ancak, Kat ekmek kat ekmek/içi dolu bal ekmek” diyen halk bilmecemiz kitabı ekmekte bir tutsa da, ülkemizde okumuşlarımız ve eğitimcilerimiz henüz bu anlayışa eriştiğim gözlemek güçtür. Yetişenler düşünmeye, sormaya, araştırmaya yöneltilmemektedir. Hazır bilgi aktarmacılığı, okuma ihtiyacı duyurmadığı, beğeni ve düşünce eğitimini sağlayamadığı gibi kitaptan soğutucu olmaktadır. Okullarını bitiren kimi bezginler, ders kitaplarını satmakta veya yakmakta: yaşamı boyunca kitap açmayan, kendilerini yenilemeyen okuyanlara iyi gözle bakmayan “diplomalılar” yetişmektedir.
Ülkemiz bunca okula, üniversiteye karşın kişi başına en az basılı kağıt düşen ülkeler arasında olduğuna göre, gizli bilgisizlik oldukça yaygın demektir.
Durmadan gelişen, değişen bir dünyada yaşıyoruz. Yeni buluşları, bilgileri izleyebilmek için kitabı ekmek gibi, su gibi, hava gibi önemsememiz gerekiyor. Sağlıklı okuma alışkanlığı edinme, okulda ve okul sonrasında başarının ilk şartıdır.
Eğitim kurumlarının amacı, elbet insanlığın ve kişiliklerin kurulmasına yardımcı olmaktır. “Biz kitaptan çoktan bitirdik” sonucunu kazandıracak okul anlayışı bunu başaramaz. Eğitim kurumlan gelişen şartlara ayak uydurur, yetişenleri incelemeye, araştırmaya, kendilerim aşmaya yöneltirse, laboratuvarlar ve okul kitaplıkları derslikten daha etkin duruma gelirse, kitabı sevmenin, kitabı ekmekle, suyla, havayla bir tutmanın ortamı da bir oranda hazırlanmış olur.
Kişi başına düşen basılı kağıt oranının uygarlığın ölçüsü sayıldığı dünyamızda toplum olarak durumumuzu gözden geçirmemiz gerekmektedir Evleri, okulları, çevreleri kitaplıksız, “Biz kitapları çoktan okuyup bitirdik”, “Bırak romanı momanı da derslerine çalış” anlayışının yaygın olduğu bir ortamda öğretmenin ışı zordur. Ancak, öğretmenliğin bir sanat olduğunu bilen, çocuğu tanıyan, yayınları izleyen, öğretim yöntemlerini ustalıkla uygulayan öğretmen, duygusal, fikri ve sosyal gelişmenin önemli uyarı kaynağı olan kitabı en doyurucu besin kaynağı durumuna getirebilir.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz