Kheyron kimdir? Antik çağın öğretmeni Kheyron

0
48

Akhilleus’la Odisseus’un öğretmeni Kheyron

Üç bin yıl gerilere gitsek, tarihte. Homeros’tan önce, Ege De­nizi dolaylarında can bulan uygarlığın sözlü ürünlerinde, türkülerin­de, ezgilerinde ilginç bir öğretmenle karşılaşı­rız. Bu bedeninin bir kısmı al olan Kheyron’dur. “Kheir”, Eski Yunancada “el” demek­tir. Adı bir hüneri, el yatkınlığını gösteriyor.

Batı kültürünün tarih açısından ilk öğretmen tiplerinden biridir, Kheyron. At ile insanın birleşti­ği bir bedeni vardır. Bir at-adamdır! Neden attır?
Efsane öyle diyor. Sebebini kestirmek olanaksız. Yine de, biraz şakayla, yorumlayabiliriz. O dö­nemlerin eğitim anlayışı “yetiştirmeye” dayanır.
Şu anlamda, öğretmen öğrencinin her şeyine karışır. Ona bir kişilik kazandırmaya, onu “terbi­ye” etmeye çabalar. Hani “eti senin, kemiği be­nim” sözünün belirttiği gibi, öğretmen tümüyle öğrencinin “biçimlendirilmesinden” sorumludur.

İşte Kheyron’da yetiştirdiği öğrencilerini (iki ünlü öğrencisinin Homeros destenlarında adı geçen Akhilleus’la Odisseus olduğunu söyleyebiliriz.) sırtında, “terkisinde” taşıdığı, onların yükünü yük­lendiği için attır, öğretmen. Onlardan fazladır: Hem hayvan hem insandır çünkü (Eşek değildir, dikkat!) Sırtına aldığı öğrencisini dört nala dolaştırabilir bahçesinde, gerçekliğin “gizli” köşelerini gezdirebilir, ona Bilmediği yerlere götürebilir.
Dünyanın kaç bucak olduğunu anlatır. Çabuktur, Çeviktir, Vefalıdır, Çilekeştir, Sorumludur. Doğa­nın içindedir. Öğrencilerine, örneğin Akhilleus’a (Babası Peleus, kucağına alıp, teslim etmiştir oğ­lunu Kheyron’a. Belki o da “eti senin kemiği be­nim” demişti. Tüm sorumluluğu vermişti öğretme­nine. Unutmayalım, o dönem öğretmeni aileden biridirl) at yetiştirmeyi, ata binmeyi, kargı atmayı, saz çalıp ezgi söylemeyi, güzel konuşmayı, gü­zel eylemeyi (ahlaklı olmayı) erdemli olmayı, acı­lara dayanmayı, sabırlı olmayı, yalan söylememe­yi, ölçülü olmayı, hekimliği öğretmiştir. Akhilleus, bir savaşçıdır. Troya savaşında yiğit Hektor’u Öl­dürmüştür. Öfkeli, huzursuz, mutsuz biridir. Belki savaşçı olarak başarılıdır ama, ne Sokrates’in ne de Yunus’un bahçesinde bulunmuştur. Becerikli­dir yalnızca iç dünyası ise tam bir cehennemdir. Bu açıdan, at-öğretmen, onun yüreğine bir bah­çe açamamış, solmayan sevgi güllerini dikememiştir. öteki ünlü öğrencisi Odisseus ise “cin fi­kirlidir”. Hem Çok hünerli, çok bilgili hem de çok sabırlıdır ömrü, uzun, tehlikeli serüvenlerle geç­miştir. Bilinmeyenlerle savaşmış, karşısına çıkan zorluklarla, Akhilleus gibi öfkelenmeden baş etmesini bilmiştir, Kheyron’un başarılı bir öğrencisi­dir bu anlamda Odisseus arayan, araştıran, bi­linmeyene açılan, bilinmeyenden korkmayan, me­raklı, araştırıcı, cesur bilim insanına olumlu bir ör­nektir.
Elbette bilim adamının “ihtiyatlı”, “hesaplayan” tavrıyla ilerler; ama yeri geldiğinde, yaratıcı bilim adamlarının tıpkı Odisseus gibi atılgan, tehlike­den korkmayan insanlar olabildiklerini söylüyor bilim tarihi bize.

avatar
  Subscribe  
Bildir