Keçi sütü – Keçi sütunun faydaları, Beslenmede keçi sütunun yeri, Keçi Sütü Neden Beyazdır?

0
140

Günümüzden 11 bin yıl kadar önce ilk evcilleştirilen süt hayvanı olan keçi ve ondan elde edilen keçi sütünün önemi giderek artmıştır. MÖ. 450’lerde ünlü hekim HİPOKRAT, keçi sütünün insan sağlığındaki önemini ve yararlarını vurgulamıştır.

Bugün FAO yayınlarına göre dünyada yaklaşık 900 milyon keçi bulunmaktadır.
Ülkemizde yılda 650 bin ton civarında keçi sütü üretilmektedir. Bu önemli düzeyde keçi sütü üretimiyle Türkiye,Hindistan’dan sonra Dünya’da 2. sırayı almaktadır. Oysa ki, keçi sütünün önemi ve sağlık açısından yararları toplumumuza yeterince iletilememiştir. Batı ülkelerinde inek sütüne kıyasla 1,5-3 misli fiyatla satılan keçi sütü, bizde güçlükle alıcı bulmakta ve en ucuza satılan bir süt olmaktadır.

Keçi Sütünün önemi:
Her şeyden önce süt basit, beyaz bir sıvı değildir. Doğanın tüm memelilere ve insanlara bahşettiği bu değerli besinin her yönüyıe anlaşılabilmesi için, dünyada binlerce araştıricının konu üzerinde çalıştığını söylemek, herhalde bir fikir verebilir. Keçi, inek ve insan sütleri içinde protein ve süt 1 yağından, süt şekerine, vitaminlerden mineral maddelere kadar nelerin bulunduğunu Çizelge 1’de kıyaslamak olarak görebilirsiniz.

Keçi Sütü Neden Beyazdır?
Sütlere sarımsı rengi veren en önemli madde, süt yağında bulunan “Karoten” renk maddesidir. Hayvana yediği yemlerden geçen karoten bir “provitamin” dir ve vücutta Vitamin A’ya dönüşür. Vitamin A ise karotenın aksine renksizdir. Bu maddeyi karoten olarak sütlerinde bulunduran hayvanların (inek, koyun gibi) sütleri daha san görünümdedir. Karateni Vit. A’ya çevirerek süte geçmen hayvanların (keçi gibi) sütleri ise daha beyaz görünümdedir.
Keçiler vücut ağırlıklarına oranla daha büyük ve daha aktif “tiroid bezine” sahip olduktan için, yemle aldıktan karateni daha etkinlikle Vitamin A’ya çevirip süte geçirmektedirler. Bu nedenle de karoten bulunmayan; fakat Vitamin A içeren keçi sütü daha beyaz görünümde olmaktadır. Ancak, besleyiciliği açısından diğer sütlerden farki yoktur.
Beslenmede Keçi Sûtû
Avrupa ülkelerinde süt keçilerine “bebeklerin sütannesi” gözü ile bakılır. Çünkü keçi sütünün yağ ve proteinleri, inek sütününkinden daha ince, küçük ve yumuşak yapıdadır, bu nedenle de daha kolay sindirilir, özellikle protein’in kolay sindirilmesi bebek beslenmesinde, hastalan n özel diyetlerinin hazırlanmasında pratik bir öneme sahiptir.Keçi sütü bileşim açısından da bebek beslenmesi için daha uygundur Zira bebeğe verilmeden önce sulandınlan keçi sütü, inek sütünden daha fazla anne sütüne benzer yapıdadır. Besinler içinde, yağın sindirim oldukça zordur. Keçi sütü yağının kolay sindirilmesi ise bebeklerde olduğu kadar yetişkinlerde de yarar sağlar. Vitamin C dışında tüm vitaminleri içeren keçi sütü. özellikle B, B, vitaminleri ve fosfatça zengindir. Bu nedenle, Türkiye gibi yetersiz et ve balık tüketen toplumlarda keçi sütü ayrı bir yarar sağlıyacaktır.
Keçilerin genellikle daha sağlam ve sağlıklı hayvan olmaları nedeniyle keçi sütleri de daha temiz ve sağlıklı olabilmektedir. Bu nedenle. Batı’da veteriner kontrolü altındaki sağlıklı keçilerden, sağım hijyenine uygun bir şekilde sağılan çiğ sütler doğrudan içilebilmektedir. Bizde ise çiğ sütlerin, evlerde kaynatılmadan, teknolojik olanaklar var ise pastörize veya sterilize edilmeden içilmemesi gerekir.

Tedavide Keçi Sütü
Keçi sütünün, inek sütünden daha kolay sindirilmesi, “peptik ülser”lerin tedavisinde yararlıdır. Küçük, büyük herkeste görülebilen ve tıp dilinde “Pyloric stenosis” denilen ve besinlerin normal miktarlarda mideden bağırsağa geçmemesi veya sınırlanması (ülser veya yapısal bozukluk sonucu olabilir) gibi durumlarda keçi sütü önerilmektedir. Proteinler ve fosfatça zengin olan keçi sütü, midede asit ve alkalileri tamponlayıcı özellik gösterir. Bu özelliğinden dolayı, alkali veya asit zehirlenmelerini önlemede ve peptik ülserleri iyi leştırmede yararlı olur. Keçi sütünün yararlı olduğu bir diğer durum da, inek sütüne alenisi olan kişilerin, keçi sütü ile daha dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi olanağına sahip olmasıdır.
Tıp raporlarında bebeklerde 2-24 haftalar arasında en tehlikeli olan kusma, ishal, karın ağrısı, burun akması, nefes alırken ses çıkarma, deride ısırgan otu dokunmuş gibi görüntülerin olması ve egzama gibi birçok durumların ve bu durumların bazılan sonunda olabilen “ani ölümlerin” bebekte “solunum yolu enfeksiyonu” veya “Zatürie” ile kariştırılabileceği özellikle vurgulanmaktadır. Bu gibi durumlarda esas nedenin, bebeklerin inek sütüne olan alerjilen gösterilmektedir. Alerjik durumun, sindirilmeden “absorbe” edilen proteinlerden kaynaklandığı ve bu nedenle kolaylıkla parçalanıp sindirilen keçi sütü proteinlerinin böyle sorunlar yaratmadığı bildirilmekte ve bebeklere keçi sütü İsrarla önerilmektedir.
Keçi sütü ve/veya keçi sütü ürünlerinin düzenli olarak tüketilmesinin egzama, astım, sindirim rahatsızlıkları, varisle ilgili bazı rahatsızlıklar, virttik apseler ve bazı alerjik durumların tedavisinde gerçekten yararlı olduğu, yapılan uygulamalardan alınan olumlu sonuçlarla da gösterilmiştir. Bu nedenle keçi sütü ve keçi sütünden yapılan, başta yogrut ile keçi sütü peyniri olmak üzere birçok ürün, Avrupa ve Amerika’da özel dükkanlarda (Health shop) ve 2-3 misli fiyatla satılmaktadır. Batı’da ailelerin, çocuklarının çeşitli alerji ve ya egzama durumlarını tedavi amacıyla süt keçileri satın alış evlerinin bahçesinde besledikleri sık görülür.
Batılı doktorların raporlarına göre de. kendilerine astım, al rji sindirim sorunları, bazı deri hastalıktan, bebek egzamaları, tanımlanamamış viricik abseli durumda veya iştahsız-ık ile beraber geceleri gelen öksürük nöbetleri gibi çok çeşitli şikâyetlerle gelen, birçok hastanın tedavilerinde, keçi sütü ve ürünleri kürleri uygulanarak başanlı olunmuştur. İlaçlarla iyileştirilemeyen bazı devamlı ağrılar ve birçok varis ülserlerinin başanlı tedavilerinde, harici olarak ve sık sık yapılan keçi sütü pansumanının başanlı olduğu bildirilmektedir.
Genellikle düzenli olarak günde 250-500 mİ. keçi sütü içilmesi de önerilmektedir. Keçi sütü ile çeşitli hastalıkların tedavisinde bazı hususlara dikkat etmenin gerektiği ve başarilı sonuçlarin, birkaç hafta ile birkaç yılda (rahatsızlık genetiksel ise) değişen sürelerde alınabildiği de bildirmektedir.

Doç. Dr. Atillâ KONAR

avatar
  Subscribe  
Bildir