Katip Çelebi kimdir? Katip Çelebinin hayatı, eserleri

0
13

Katip Çelebinin hayatı

Asıl adı Mustafa olduğu halde, İstanbul’da çağı­nın bilginleri arasında Katip Çelebi ya da Hacı Halife olarak anılan, Avrupa’da ise daha çok Hacı Kalfa olarak tanınan bu ünlü bilgin, başta “Devlet-i Osmaniye Tarihi” yazarı Hammer olmak üzere bir­çok tarihçinin belirttiği gibi 1608’de İstanbul’da doğ­du. Zamanını bilginlerin toplantılarında değerlendiren babası Abdullah da kendisi gibi bir bilim aşığı oldu­ğundan öğrenim yaşına geldiğinde oğlu Mustafa’ya özel öğretmenlerden ders aldırmaya başladı. 14 yaşlarına geldiğinde “Muhasebe-i Anadolu” denilen kaleme günde 10 dirhem ücretle kаtip olarak girdi. 1623’te babasının yanında Kayseri yakınlarındaki Abaza Paşa isyanını bastırma hareketine, 1625’te ise Bağdat seferine katıldı. Yaşamı süresince birçok sefere katılan Kаtip Çelebi, IV. Murat’la birlikte son olarak katıldığı Revam (Erivan) seferinden İstanbul’a döndükten sonra kendini tamamıyla bilimsel çalış­malara verdi.

Aralarında çağın matematik ve astronomide zir­vesi olarak bilinen Kadızade gibi isimlerin de bulun­duğu ünlü bilginlerden öğrenim gören ve “Madenü’l-Esrar” adlı matematik kitabıyla bilim ta­rihinde yer eden Mustafa bin Yusuf gibi değerli bi­lim adamlarını yetiştiren Kаtip Çelebi, yorucu ve aralıksız çalışması sonucunda geriye birçok kıymetli eserler de bırakıp, 26 Eylül 1656 (Bazı kaynaklarda 6 Kasım 1657) yılında vefat etti. Mezarı İstanbul’da Zeyrek Camii yakınındadır.

İLMİ KİŞİLİĞİ VE BİLİME KATKILARI
Çok çalışkan ve bilimsel bir araştırma yetene­ğine sahip olan Kаtip Çelebi, düzenli bir öğrenim gör­mediği halde kişisel gayreti sonucunda özellikle geometri ve coğrafyada çağının önemli bilginleri ara­sına girdi. Öyle ki, müspet bilimlerin bir yerde devri­ni tamamladığı XVII. yüzyılda yazmış olduğu coğrafya ve kozmoğrafyaya ait “Cihannüma” adlı eseri, ihtasaslaşmanın her dalda görüldüğü ve bili­min zirvesine tırmandığı günümüzde bile değerinden bir şey kaybetmemiştir. “Keşfü’z-zünûn” adlı dün­yaca ünlü bibliyografya kitabında kendisinin de be­lirtmiş olduğu gibi Cihannüma iki bölümden oluşur.
Birinci bölümde denizlerden, nehirlerden ve adalar­dan bahseder, ikinci bölümde ise karalardan, alfa­betik sırasıyla şehirlerden ve 14. yüzyıldan sonra keşfolunan ülkelerden söz eder. Yerküre’yi Avrupa, Asya, Afrika, Amerika, Macellanika (Avustralya) ve kutup bölgeleri olmak üzere altı kıtaya ayırarak, bun­lar hakkında genel bilgi verir ki, XIX. yüzyılın ilk yarısında coğrafi bölgelerin belirlenmesinde kaynak olarak kullanılmıştır.

Katip Çelebi’nin Doğu ve Batı kaynaklarından yararlanarak yazdığı ve gerçek anlamda bir genel coğrafya kitabı olarak tasarladığı bu eserle bilime yaptığı bir başka katkı ise, XVII. yüzyıl Osmanlı ay­dınının görüş ufkunun önemli ölçüde genişlemesi­ne ve bu yüzyılda coğrafya sahasında birçok eserin yazılmasına sebep olmasıdır.

Bilindiği üzere Batlamyus ve ona tabi olanların savunduğu “Dünya’nın bir tepsi gibi düz olduğu” gö­rüşü, Ortaçağ Avrupasında olduğu gibi Katip Çele­bi’nin yaşadığı XVII. yüzyıl Osmanlı coğrafyasında da birtakım yarı aydınlar tarafından kabul görüyor­du. Katip Çelebi, Batı’da Eflatun’un, Doğu’da ise ilk defa Ebu Hanife’nin (Öl.768) ileri sürdüğü, daha son­ra Beyruni, İbn-i Hazm, Gazali, İbn-i Rüşd ve Ebu-İ- Fida gibi düşünürlerin savunduğu “yerin yuvarlık olduğu” görüşünü bilimsel kanıtlarla açıklayarak, yu­karıda sözü edilen düzenli öğrenim görmemiş, ge­lişmelere kapalı birtakım yarı aydınların takılıp kaldığı, bazen de hararetli savunucuları oldukları bu prob­lemi de özgür bir düşünceyle, rasyonel bir surette çözüme kavuşturdu.

Batı’da daha çok “Keşfü’z-zünün” adlı eseriy­le tanınan ve yüksek bir bibliyografya uzmanı ola­rak kabul gören Katip Çelebi’nin, bilim tarihimize yaptığı bir başka önemli katkı ise, Osmanlılarda ilk olarak bilim tarihine ait özet yapma girişimidir. Bu konu ile ilgili olarak yapmış olduğu en önemli çalış­ma 20 yılda tamamladığı ve 14500 kadar yazar ve yorumcuyu kapsayan yukarıda sözünü ettiğimiz “ Keşfü’z-zünün” adlı bibliyografya lügatıdır. Yine al­fabetik sıraya göre hazırladığı Arap ve Yunun bilgin­lerinin yaşamlarını, yaşamlarına ait fıkraları ve bilinen birtakım bilimsel tartışmalarını anlattığı “Süllemü’l- Vüsül” adlı biyografik ansiklopedisini de bu konu­da yapmış olduğu önemli bir çalışma olarak belirtmemiz gerekir. Katip Çelebi diğer eserlerinde olduğu gibi özellikle bu eserini yazarken notlarını fişlere al­ma gibi bilimsel bir metot takip etmiştir ki, yaşadığı­mız çağa adını veren bilgisayar ile henüz tanışıklık kuramamış birçok bilim adamımız tarafından aynı metot halen takip edilmektedir.

ESERLERİ
Doğruluğuna inandığı görüşleri ödünsüz bir şe­kilde savunup, tartışma götüren konuları da rasyo­nel bir şekilde çözüme kavuşturmaya çalışan, çok derin ve üstün bir araştırıcı ve inceleyici olan Katip Çelebi’nin bir kısmı derleme olmak üzere 20 kadar eseri bulunmaktadır. Mum ışığında üzerinde çoğu kez sabahladığı bu eserlerinden en önemli birkaç ta­nesi şunlardır:

1. Cihannüma : iki bölümden oluşan bu eser, genel bir coğrafya kitabıdır. I. bölümde nehirler ve denizlerden. II. bölümde ise, karalardan, alfabetik sırasıyla şehirlerden ve XIV. yüzyıldan sonra keşfe­dilmiş ülkelerden söz eder

2. Keşfü’z-zünün : Önsözünde Doğu bilim dün­yasında bilim ve felsefenin kısa bir tarihinin verildi­ği bu eser, büyük bir bibliyografya lügatidir.

3. Süllemü’l-Vüsül : Alfabetik sıraya göre ha­zırlanmış olan bu eser, Arap ve Yunan bilginlerinin yaşamını veren biyografik bir ansiklopedidir.

4. Mizanü’l-Hak : İslam uygarlığında bilim tarihi­nin kısa bir özetini verdiği bu eserinde Katip Çelebi, dini bilimlerin yanı sıra müspet bilimlerin gerekliliğini hararetli bir şekilde savunarak, eğitim kurumlarını ta­assuptan uzak kalmaları için uyarır ve bu hususta şöyle bir örnek verir: Uzunluğu, derinliği, genişliği 4 m olan bir kuyuyu 8 liraya kazacağını kabul eden bir iş­çi, bunun yerine uzunluğu, derinliği, genişliği 2 m olan bir kuyu kazıp karşılığında da 4 lira istese, geometri bilmeyen kadı (bugünkü anlamda hakim) hakkının 4, bilen kadı ise 1 lira olduğunu söyler ki, ikinci kuyu 1/8 olduğundan ikincisi doğrudur.

Yukarıda söylediklerimizi özetlersek, her ne ka­dar özel öğretmenlerden dersler aldı ise de düzenli bir öğrenim görememiş olan Katip Çelebi, kişisel gayret­leri sonucunda çağının mevcut bütün bilim dallarını öğ­rendi. Evrendeki gerçekleri doğru olarak anlayabilme yolunun astronomi ve anatomi biliminden geçtiğine ina­nan Katip Çelebi, çalışmalarını matematik ve coğraf­yadan sonra en çok bu alanlarda yoğunlaştırdı, “ insanda kalp ne ise, toplumda bilginler de odur” di­yen Katip Çelebi, yetiştirdiği öğrenci ve mum ışığında yazdığı eserleriyle bilim tarihinde haklı olarak bu sıfat­la yerini aldı.

avatar
  Subscribe  
Bildir