Karaciğer nedir, ne işe yarar? Karaciğer nasıl meydana gelmiştir.

0
16

Karaciğer olmadan yaşanır mı?
Bu organımıza çoğu kez iş işten geçtikten sonra dikkat etmeye başlarız. Eskiler ne zaman insan sağlığı üzerine konuşmaya kalksalar, ilk önce karaciğerden bahsederler. Kalp ile birlikte hayatın en önemli öğesi ve kanın orijini olarak görülmüştür. Bazı Batı dillerinde karaciğer ve hayat sözcükleri aynı kökenden türemişlerdir. Vücut karaciğersiz çalışamaz, örneğin günümüzde kalp nakli her gün rastlanan operasyon olarak bilinmekte. Böbrek nakli basit bir işlem. Troit bezinin çalışmaması durumunda ilaç tedavisi mümkün olup, dalak basit bir operasyonla uzaklaştırılabilmekte, ancak karaciğere henüz yeterince tıbbi yardım yapılamamaktadır. Bugünkü biçimde ilk karaciğer örneğine, 500 milyon yıl önce ortaya çıkan küçük karides örneği “Crustacea”larda rastlarımıştır. Bağırsağın basit bir katlarıması biçiminde görülen bu kıvrım, aynı zamanda korın tükürük bezi olarak da görev yapıyordu. Evrim içinde bu organ girift görevler yüklenmiş, bağırsaktan ayrılarak bugünkü yerini bulmuştur.

Karaciğerin gelişimi ve işlevleri. Karaciğer organı nasıl meydana gelmiştir?
Hücrelerin beslenmesi ve oksijenin hücrelere taşınmasında tek araç olan kan dolaşım sisteminde de paralel gelişmeler olmuştur. Eskiden besin maddeleri bağırsaktan kana geçiyor, kanda biriken maddeler organlara taşınıyordu. Karaciğerin gelişmesiyle kan dolaşımına bir filtre takılmış oldu. İlkel organizmalarda metabolizma ürünleri doğrudan dışarı atılırken, organizma geliştikçe, bu ürünler kan dolaşımına verilmeye başlandı. Suda çözülür artıklar böbrek tarafından temizlenirken, suda çözülmez diğerleri karaciğer tarafından ayıklandı. Memelilerde karın bölgesindeki organlara ait toplardamar önce karaciğere uğramakta daha sonra taşıdığı kanı tüm vücuda dağıtmak üzere kalbe hareket etmektedir.
Karaciğer sadece beslenme ve metabolizma artık ve atıklar için bir filtre olarak kalmamakta, aynca bağışıklık maddeleri olan globulin’leri ve damar tamir grupları olan proteinleri üretmeye başlamıştır. Karaciğerin vazgeçilmezliği, her şeyden önce hücrelerimizin enerji ana maddesi olan glikoz metabolizmasında ki görevinden dolayıdır. Normal beslenme sırasında glikoz depolar, kandaki glikoz konsantrasyonuna devamlı kontrol eder, ayrica yağ asitleri ve amino asitlerinden glikoz üretebildiği gibi, enerji üretiminde kullanılması mümkün olmayan diğer karbonhidratları da glikoza çevirebilir. Sağlıklı fareler bir deney amacıyla aç bırakılmış, ancak kan şekerinin bir haftadan fazla süreyle değişmeden kaldığı gözlenmiştir. Karaciğerdeki depo ilk 24 saat sonunda tamamen boşalmış; fakat deneyin üçüncü gününde depoların dolduğu belirlenmiştir. Vücuttaki yağ depolarından harcama başladığında, karaciğere ulaşan yağ hemen glikoza dönüştürülmüştür. Karaciğerin vücuttan uzaklaştırılması durumunda, şeker yetmezliğinden birkaç saat içinde ölüm görülmüştür.
Karaciğer ve dalak, ölen alyuvarların yerine yenilerinin üretildiği, proteinin büyük bir kısmının parçalandığı ve amino asitler olarak tekrardan farklı amaçlar için kullanıldığı yerdir. Karaciğer aynı zamanda, vücutta önemli görevler alan demir’in depolandığı yerdir.
Karaciğer oldukça ekonomik çalışır. Kasların büyük bir güçle çalışması, kaslara taşınan oksijen miktarında ani bir düşmeye yol açmaktadır. Bu durumda karaciğer glikoz rezervlerini harekete geçirir. Kaslarda glikoz harcanması sırasında, metabolizma artığı olarak laktik asit ortaya çıkar. Laktik asit kasta kaldığı sürece kasa acı verir ve çalışmasını engeller. Karaciğer bu yeni ürünü kaslardan toplar ve yeniden glikoza işleyebilir.
Vücudun en gelişmiş deposudur. Tüm mineralleri, proteinleri, normalde az miktarda yağı ve vitaminleri depolar. İhtiyaç duyulduğunda da en kısa yoldan
maddeyi ortama geri verir. Vücudun yeterli enerjisi olup olmadığım hassas bir biçimde denetler, bunun için ekstra haberleşme sistemi geliştirmiştir. Sistemdeki tüm organlar karaciğer ile bağlantılıdırlar. Karaciğer bunca ödevinin yanı sıra, kendi üretim gücünü her zaman en yüksek seviyede tutmalıdır; kendi kendisini onarırken, ölen ve zedelenen hücrelerini ortamdan uzaklaştırır, yerine yenilerini koyar. Bir karaciğer hücresi, yaklaşık 500’den fazla işlemi yapabilecek yetenektedir. Bu işlemleri, birbiri arkasından değil çoğu kez aynı zamanda başarmaktadır.
Çok amaçlı fonksiyonları sonucu olarak karaciğer, önemli ilişkiler kurarak veya mikroorganizmaları yok ederken sürekli olarak yüklenmekte ve tehlikeye girmektedir. Vücudumuzdaki tüm organlar, herhangi bir zehirlenme veya yaralanma olayında tepki göstermekte ve ağrı sinyalleri göndermektedir. Sadece karaciğer, böyle bir tepki göstermekten acizdir. Aslında doğa, bu tepkiyi organizma lehine yok etmiştir, yoksa beynimiz sürekli sinyaller ile dayanılmaz derecede rahatsız olacaktı. Karaciğer üstlendiği görevlerini büyük bir sessizlik içinde ve hiç ara vermeden yapar. Deney farelerinin karaciğerlerinin 2/3’ü çıkartılmış, kalan parça hızla bölünerek çoğalmış, kısa sürede ağırlık ve kapasite açısından eski halını alabilmiştir. Karaciğerin, birçok metabolizma işlevinde merkezse! görev aldığından, sinyal göndermede bu fonksiyonlarını kullanır, örneğin toplumda hastalık hastası tipler vardır. Hissettikleri en küçük bir ağrı sızı dillerinde büyük bir hastalık olur. Böyle insanların büyük olasılıkla karaciğerleri çalışmıyordu.Günümüzde insanoğlu sabah kalktıktan sonra gece yatıncaya kadar yorucu bir yaşamın içinde boğuşmaktadır. Günler yorucu, yıpratıcı bir sürü olayla geçip gitmektedir. Vücut mekanizması güneş ve ayın hareketlerine bağlı olarak belli bir ritim içinde süregelmektedir. Organlar bu temel ritme göre kendilerini ayarlarlar.
Karaciğer sabaha karşı saat üç dolaylarında çalışmaya başlar. İnsanoğlunun uyandığında hemen fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için kendini hazırlar. Bu saatlerde derin uyku biter ve rüya görmeye başlarız.
Kahvaltıda tüm günlük faaliyetler için yeterli besin maddelerini yeriz. Gün boyunca da yoğun çalışma Temposuna ara verilip, düzenli yemek yemek yerine ayaküstü veya büroda hazır yiyeceklerle açlığımızı bastırırız. Eğer öğle yemeğini dört başı mamur yersek, bu karaciğer için yorucu bir çalışma demektir. Zaten karaciğer öğleden sonra saat 15.00’de başlayacak temizlik çalışmalarına hazırlanmaktadır. Saat 15.00 ile 21.00 arasında yoğun çalışma temposu söz konusudur. Akşam eve geldiğimizde günlük çalışma henüz bitmemiştir. Tüm aile akşam yemeyi için hazırlıklara başlar. Sabahtan akşama kadar birbirlerini görmemiş olan aile ferileri günlük olayları anlatırlarken farkına varmadan ağır bir akşam yemeyi yerler. Veya akşamları ayaküstu birkaç tek atmak yahut dışarıda bir lokantada arkadaşlarla içkili bir akşam yemeyi adet olmuştur. Aslında bu saatler karaciğerin dinlenmeye geçtiği kritik saatlerdir. Bundan sonra karaciğer kendisi için çalışacak, metabolizmik faaliyetlerini azaltacaktır.
Son yenilen ağır yemek üzerine bir de alkol etkisi geldiğinde, olay ağır bombardımana dönüşür. Karaciğer vücuda giren alkolü parçalamak için harekete geçer, bu arada yağın parçalanması ve depolanması işlemini bir kenara bırakır. Yağ karaciğer kontrolü yok olunca doğru-yanlış depolanmaya başlar. Alkol mikton artıkça karaciğerin çabalan yavaşlar ve sonunda teslim olur.
Ertesi sabah baş dönmesi ve mide bulantısı olağandır. insan güneşe bakmak şöyle dursun, gün ışığına bile çıkmak istemez. Yeteri kadar uyuyamamıştır. Gecenin ilk saatlerinde sızmış ve daha sonraki saatlerde kabuslar görmüştür. Kahvaltı masasında gördükleri bir kez daha huzurunu kaçırır. Ancak esas şikayet etmesi gereken karaciğerden hiç ses çıkmamaktadır. Fakat hemen arkasından bazı dolaylı görüntüler ortaya çıkar. İştahsızlık ve baş ağrısı karaciğerin kendini korumak üzere ortaya çıkarttığı belirtilerdir. Bunları ortadan kaldırmak üzere doğruca ecza dolabına, bir-iki tablet baş oğrtsını iyileştirir. Yalnız karaciğerin yüklenmesi henüz bitmemiştir.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz