Japonya nasıl bu kadar gelişti? İşte Japon gelişiminin psikolojik nedenleri

0
33

Japonya’nın olağan dışı gelişmesinin gerçek nedenleri psikolojik nitelikte olup coğrafya ve tarihle ilgili bir “zorunluk” tan ileri gelmektedir. Japon Uluslar arası Ticaret ve Sanayi Bakanlığının Uluslar arası Ekonomik İşler Dairesi Direktörü işte bu tezi savunmaktadır.
Batılıların kendi kendilerine sordukları Japonları bu kadar çok çalışmaya ve girişim şeflerini, çalıştırdıkları işçilerin yaşamlarını büyük ölçüde garanti altına almaya zorlayan nedenler burada, belli başlı bölümleriyle kısaca belirtilmeye değer niteliktedir. Geleneksel tarım toplumunun kalıtı (mirası), bu iki öğelidir. Evvela çok çalışma geleneği, Japonlar kıyasıya çalışırlar. Burada söz konusu olan, geleneksel tarım topluluğunun atalardan gelen bir alışkanlığı olup, özellikle. Japonların pirinç yetiştirmedeki (ekim, yer değişimi, sulama v.b.) tutumlarında görülür. Japonlar bu isle gece gündüz uğraşırlar.ikinci olarak da çok kuvvetli bir grup bilinci. Söz konusu memleket halkı. Kooperatif çerçevesi, içinde üreten köy birlikleri (communate) şeklinde gruplaştıkları halde, bu geleneksel tarım toplumunda, bağımsız bir üretim birimi olarak yaşayabilmek çok güç oluyordu. Bu köy birliklerinde bireylere tek başına yaşama yeri yoktu. Sosyal birim aile idi. Aile büyüğünün geleneksel aile kurumu üzerinde büyük bir egemenlik gücü vardı; ailenin öteki bütün mensupları onu saymak zorundaydı Japon toplumundaki bu insana değin ilişkiler örneğine, imparatorun uyruklarıyla olan ilişkilerine kadar bütün düzeylerde rastlanır.

Toplumun geleneksel bünyesi, harp sonrası reformlarıyla ekonomik gelişme sonucu, elbette, birçok değişikliklere uğramıştır : Fakat bu grup bilinci yeni biçimlerde yaşamını sürdürmüş ve Japon endüstriyel gelişmesi üzerinde çok etkili olmuştur. Ve böylece Japon dilinde “işte Klan ruhu” anlamına gelen bir kelime yer almıştır : Kişiler bir ailenin fertleri gibi, firmalarının malı oluyorlar. Buna karşılık firma da onlara ailenin fertleri gibi bakıyor : Konut veriyor, boş zamanlarıyla ilgileniyor, kendileriyle ailelerinin yaşamlarındaki önemli olaylara v.b, bakıyor. Kısacası, özellikle gençlerde bazı değişiklikler görülmekle beraber, işveren işçi ilişkisi bir iş karşılığı verilen düpedüz bir ücretten daha karışık oluyor.
• Moral ve Din – “Bushido” Japon Samurai toplumunun Konfüçyüsun din ve ahlak felsefesine (confucianisme) dayanan bir davranış yasasıdır. Ve Japon Samoaraisinin ahlakı Bushido kendini feda etmek, çilekeşlik topluma bağlılık ve görev ruhu üzerinde ısrar etmektedir. Bu da Batı moralini yansıtmaktan geri kalmıyor. Japonlar dine, insanların daha dingin ve daha mutlu bir yaşam sürdürmelerine yardımcı bir araç gözüyle bakmaktadırlar. Japon inancı, ona Shinto ayini ile evlenmek, Buda ayiniyle gömülmek, ve bütün yaşamı boyunca, ister Shinto olsun ister Buda olsun bir Tanrıyı seyrek olarak düşünmek izni veriyor.
Japon kendini yaşama vermiştir. Güneydoğu Asya memleketleriyle Buda geleneğine bağlı öteki memleketlerde maddesel değerleri yatsıma yolunda kuvvetli bir eğilim bulunduğu halde. Japon, daha çok maddesel bakımdan değerli olanı dinle doğrulamak eğilimindedir. Japon uyarlanmasındaki kolaylığın temeli belki de buradadır.
• Eski Kalıt Rejimi – İlk evlat olma hakkı ikinci Dünya Savaşının sonuna kadar devam etmiştir. Bu durum, yaşamını başka türlü sürdüremeyeceğini bilen halkın büyük bir kısmının niçin bu kadar sıkı çalıştığını açıklamaktadır.
• Kütlelerin Eğitiminde Bir Gelenek. Japonya dünya yüzünde okur yazar oranı en yüksek bir memleket olup, yüz yıllardan beri bu hep böyledir.
XVIIII, yüz yılın ortasında, en yoksul halk tabakalarının çocukları için memleketin her yerinde özel ilkokullar (Terakoya) kurulmuştur. Bu okullarda yalnız okuma yazma öğretilmiyor, ayrıca, çocuklara teknoloji bilgisi ile, çalışmanın kutsallığı, aileye, köye ve memlekete bağımlılık yöntemlerine dayanan bir ahlakın temelleri de veriliyordu. Daha sonraları, Japon endüstrileşmesi bu eğitimin içeriği (muhteva) ile yüksek düzeyinden yararlanmıştır.

avatar
  Subscribe  
Bildir