İstiklal Caddesi’nin tarihçesi

0
134

Büyük cadde anlamına gelen Cadde-i Kebir ya da Pera’nın büyük caddesi anlamına gelen Grande Rue de Pera ya da bugünkü adıyla İstiklal Caddesi… Üç büyük medeniyete ev sahipliği yapmış İstanbul’un görülmesi gereken ve en uğrak noktalarından biridir İstiklal Caddesi… Nostaljik tramvayı, ibadethaneleri, birbirinden şık mayazaları ve restoranları ile yolu İstanbul’a düşen yerli ve yabancı turistlerin her dönem ilgi odağı olmayı başarmıştır.

19, yüz yılın sonlarından bugüne Türkiye’nin en ünlü caddelerinden biri olma vasfını koruyan İstiklal Caddesi, Tünel ile Taksim Meydanı arasında uzanır. Paralelinde uzanan Tarlabaşı Bulvarı ile beraber Beyoğlu’nun ana eksenini oluşturan cadde, 1.400 metre uzunluğundadır. Cadde, Bizans döneminden sonra şekillenmeye başlar. O dönemde Galata, surlarla çevrili bir Cenova kolonisidir. Çeşitli Latin topluluklarının, Katolik ruhbanının kilise ve manastırlarının bulunduğu Haliç’in bu yakası Pera yani karşı yaka olarak bilinirdi. Nüfusun neredeyse tamamı surların içinde yaşıyordu. Galata’nın en yüksek noktasında bulunan tepe, doğuda Boğaziçi’ne batıda ise Haliç’e hakimdi. Tepeye giden tek bir yol vardı ve bu yol üzerinde tek tük bağ evleri bulunuyordu. İstanbul’un Fethi ile surlar içine sığamayan Latinler, Boğaz’a ve Haliç’e bakan yamaçlara taşınmaya başlar. Böylece Galata’nın sırtlarında uzanan bu dar yolda yavaş yavaş değerlenir ve caddenin nüvesi oluşmaya başlar.

ileriki yıllarda Galata’nın ve Pera’nın ticari önemi giderek artar. Grand Rue de Pera ya da diğer adıyla Cadde-i Kebir, Avrupalı ve İstanbullu gayrimüslim esnaf ve zanaatkarlar ile bir alışveriş ve zanaat merkezine dönüşür. Caddenin bugünkü halinde şekillenmesi 19, yüz yılın ikinci yarısında başlar. Tanzimat ile birlikte Pera’nın Büyük Caddesi, birdenbire lüks, şık binaların yapıldığı, Avrupalı dükkanların, eğlenme ve dinlenme yerlerinin açıldığı son derece önemli bir merkez haline gelir. Sokakların taşla döşenmesi, gazla aydınlatılması, kanalizasyonların yapılması, daha sonra elektriğin getirilmesi, Tünel’in inşası, atlı tramvaylar, elektrikli tramvaylar gibi çok sayıda altyapı hizmeti, servet, zenginlik, ihtişamın bu caddede toplanmasını sağlar.

20, yüz yılın ilk yarısı, savaşlara, işgallere ve karartmalara rağmen caddenin altın çağı olur. Sinemaları ve tiyatroları, lokantaları ve kafeleri, pastaneleri ve otelleri ile cadde, görkemini her koşul altında sürdürür. İstiklal Caddesi, hayatın değişik renklerini ve tonlarını günümüze kadar korumayı başarmıştır. Türkiye’nin istisnasız en kozmopolit bölgesi olma özelliğini halen taşıyan İstiklal Caddesi, İstanbul’a gelen yabancı ve yerli ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri olarak günün her saatinde her daim kalabalıktır.

Dünyaca ünlü markalardan ucuz giysi satan pasajlara kadar cadde bugün alışveriş bakımından çok büyük ölçüde bir giyim mağazaları kompleksi gibidir. Cadde ayrıca, tiyatro, sinema, kitap evleri ve sanat galerileri gibi birçok kültür merkezine de ev sahipliği yapmaktadır. Çiçek Pasajı, Mısır Apartmanı, Yeşilçam Sokağı, Cezayir Sokağı, İnci Pastanesi, Emek Sineması, Alkazar Sineması, Ağa Camli, Saint Antoine Katolik Kilisesi, İsveç Sarayı, Avrupa Pasajı, Markiz Pastanesi, Odakule, Galatasaray Lisesi ve Fransa Başkonsolosluğu İstiklal Caddesi’nin en bilinen tarihi yapıları arasındadır. Her pasajında, her sokağında hayatın başka bir tadına ulaşmanın mümkün olduğu caddenin sırrı da, tarihi dokusunu koruyan bu binalarda saklıdır.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz