İSPARTA isimli ülkenin çöküşü. Bir ülkenin çöküşü İSPARTA.

0
70

Bu eski köleci devlette insanlığın, insanlara saygının ve kişilerin yeteneklerinin ahenkli bir şekilde geliştirilmesinin yerini basit bir formül almıştı “sağlam vücutte sağlam ruh”. Zayıf çocuklar uçurumdan aşağı atılırdı: analar harbe giden oğullarını gözyaşlarıyla değil, şu sözlerle uğurlarlardı “Ya kalkanınla dön, ya da kalkanının üstünde”, bir küçük İsparta’lı çocuk gömleğinin içine canlı bir tilki vavrusu koyup okula gitmiştı. Tilki etlerini kemirmeye başlayınca ne ağladı, ne de bağırdı. Böylece öldü-sessizce. Bir avuç adamla Termopil’i tutan Leonidas gibi. Fakat insanlara yalnız dayanmanın öğretildiği bu ülke fazla dayanamadı. İnsanlarının hepsi asker olan bu ülke bir gün yenildi. Neden mi? Uçurumdan aşağı atılan çocuklar yaşasalardı yazar, şair, heykeltraş, matematikçi olabilecek ve ülkelerinin kültür birikimini sağlıyacaklardı. Hatta ordularının kurmayları olabilirlerdi. O zaman yaşamış olsalardı ufak tefek Napolyon ile cılız Suvorov da daha bebekken uçurumu boylayacaklardı. Bu ünlü ülkeden kalan tek şey askerlerinin cesareti oldu ne bir şiir, ne heykel, ne kanunlar İsparta’lı kadınlar aşka metelik vermezdi. Fakat acaba sevebilmek yetenekleri var mıydı? Sevgisiz, soğuk insanlarla dolu, ilginç olmayan bir ülkeydi İsparta Savunmada usta idiler, fakat neyi savunacaklardı, aşk bilmeyen karılarını ve hissiz analarını mı? Bebekleri uçuruma atmak hakkını mı?

Buna karşı Atina tarihi ne kadar zengin ve çekicidir. Orada çocuklara herşey öğretiliyordu. Bilim ve kültürün ilerlemesi Atina’nın cesaretine bir zarar vermedi. Pers’lere karşı zaferi Atina kazandı.

Beden eğitimine ve vücudun güçlendirilmesine birşey dediğimiz yok, fakat mesele şurada: Ispanaklar edebiyattan ve sanattan duyguyu çıkardılar. Bugünün cesaret anlayışı İsparta kışlalarını çok aşmıştır. Mesele savaşçı değil, insanlığın mutluluğu için savaşçı yetiştirebilmektir.

İnsanın en büyük mutluluğu sevebilmesidir, sonsuzluk içinde yanlız sevgi hayata anlam verir. İnsan sevebilmek ve sevilebilmelidir. İnsan derin ve büyük duygular duyabilmelidir. Evet, toplumun güçlü insanlara ihtiyacı var, fakat o güçlü insan insan olarak egitilmezse ömür boyu yalnız kendisi için savaşacaktır.

Kuvvetli insana aklını kullanması da öğretilmelidir. Akılsız insan hangi davayı savunsa onu kaybettirir.

Bir toplumun insanlık derecesi yanlılara, sakatlara ve çocuklara ne derece merhametli davrandığı ile ölçülür. Bir Geiger sayıcısı gibi toplumun güçsüz insanlarının yüzündeki ifade o toplumun zulüm seviyesini ölçer. Güçsüzler de yaşayabilmeli, soluk alabilmeli ve gülümseyebilmelidir. En zayıflar bile —küçücük çocuklar— kendilerinden zayıfı arar ve sever bir kedi veya köpek yavrusu.

Kahraman bir kadın olmak için Lilian Voynich’ın Atsinegi (Cadfly) kitabını okumak yetmez. Evet, mükemmel bir roman Fakat romanın kahramanı Arthur’ün hangi kitapları sevdiğini bilmek de gerekir. Onun gibi olmak için onun kadar sevmek ve acı çekmek, onun kültürel değerlerine sahip olmak ve kendi içinizde büyük bir iyilik deposu meydana getirmek gerekir.

Birşeye karşı savaşmak birşey için savacaktan çok daha kolaydır, özellikle savaş küçük toplumsal hisleri krizleri peklinde ise örneğin Konfuçyus’a karşı çıkmak için onu iyi bilmek, hatta herhangi birşey bilmek şart değildir.

SAVYETSKAYA LITERATURA’dan

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar