İnsan niçin korkar, korkularımızdan nasıl kurtuluruz? İşte korkuyu yenmek için 8 öneri.

0
177

Yazar: Daniel A. SUGARMAN

İnsan neden korkar?
Korku normal bir duygudur?

Korkunuzu yenmek için bir Ruh bilgini size, aşağıdaki, sekiz öneride bulunmaktadır:

25 yaşındaki Lında, paniğe kapılmadan bir asansöre binemez. 57 yaşındaki Roberi yaklaşan emekliliği için devamlı üzüntü duymaktadır.
Her yaşta ve hayatın her devresinde korku herkes için bir problem olmaktadır. İngiliz yazar Horace Walpole şöyle diyordu “Hepimiz korkularımızın oyuncağıyız : Birimiz karanlığın, diğerimiz fiziki ıstırabın, bir üçüncümüz başkaları tarafından komik duruma düşürülmenin, fakirliğin, yalnızlığın yani her-birimiz için kendi özel korkumuz pusuda beklemektedir”
Korku, esasında, çok yararlı bir duygudur. Korktuğumuz zaman vücudumuzda birçok fiziki değişiklikler olur : kalp atışımız ve reaksiyonlarımız hızlanır; göz bebekleri açılır ve içine daha çok ışık girer; enerji – verici adrenalinden çok miktarda kan dolaşımına karışır. Bir yangın veya bir kaza durumunda korku hayat-kurtarıcı kaçışı ateşler. Tehlike fiziki olmaktan ziyade psikolojik ise, aynı şekilde korku sizi kendinizi koruyucu tedbirler almaya zorlar. Korkularınız, karşı karşıya olduğunuz tehlikeyi her zaman aşmakta ise, problem o zaman başlıyor demektir.

Bazıları korkuya, diğerlerine kıyasla daha yatkındır. Herhangi bir hastanenin yeni doğmuş bebekler servisine yapacağınız bir ziyaret size bunu kanıtlar : doğuşlarından itibaren, bebeklerin şanslı pek azı, örneğin hızla kapanan bir kapı gibi, korku yaratan ani durumlara sükunetle cevap verir. Diğer bazıları ise büyük bir korku ile feryadı basar. Bunlar doğuştan korkulu reaksiyonda bulunmaya yöneliktir, çünkü çok hassas olma eğilimini kalıtım yoluyla almışlardır.
Ruh bilimciler, küçüklükteki yaşantı ve ilişkilerimizin, daha sonraki korkularımızı şekillendirdiğini söylerler, örneğin. Bili adındaki genç bir adamı, her belayı cesaret ve hayal gücü ile yenilmesi mümkün geçici bir engel sayan bir babası vardı. Babasını kendine örnek olarak alan Bili hayatta her şeyi iyi karşılamaya ve problemleri kendi başına çözmeye alışmıştı.
Bunun aksine Phil’in babası vaktinin çoğunu kendisini ve ailesini korumaya ayırırdı. İşini değiştirdiği takdirde karşılaşabileceği zorlukları göze alamadığından mutsuz olarak hep ayni işte kalmıştı “Arabada arıza olabilir” diyerek uzun seyahatlerden kaçınırdı. Böyle bir atmosferde büyüyen Phil doğal olarak korkak ve gergin bir insan olmuştu.
Korkunun, belki de en yıkıcı şekli, birçok insanın hayatını gölgeleyen kronik, kemirici kuruntudur Kuruntuya tahammül zordur, zira özel bir odak noktası yoktur
Kendilerini, sık sık korku ve kuruntuya kaptıranlar bile, bunları oldukça azaltmak için girişimde bulunabilirler İşte size bazı öneriler ;

1. Vücudunuzla ilgilenin !

Aşırı korku duyan herkes iyi bir fiziki muayeneden geçmelidir. Eğer beslenmesi bozuk, hasta veya yorgun ise, kendisini korkusuz hissedemez. Şikayetlerinin başında, devamlı korktuğundan yakınan bir kadın hastamı hatırlarım ki, kan-şekerinin düşük olması demek olan ‘hypoglycemia’ hastalığına tutulduğu anlaşılmıştı. Mamafih, eğer bu muayeneler sonunda korkunuza, vücudunuzun sebep olmadığı anlaşılırsa, bunu bir yana bırakıp, mücadelelerinizi veya hatalı öğreniminizi araştırın.

2. Hislerinizi başkaları ile paylaşın !

Korkular ketum’luk ve “çok kendine özgü” gibi bir hisse sahip olanlarda daha fazladır 1968’de Vale Üniversitesi ruh bilginlerinden Prof. İrving Janis bir grup cerrahi servisi hastalarını inceledi. Bazıları ameliyat öncesi endişelerini dile getiriyordu; diğerleri, sanki kendilerine olan güvenlerini gösterircesine, çok az endişeliydi Tuhaftır. ilk gruptakilerin çok az ameliyat-sonrası komplikasyonu oldu ve korkularını kendilerine saklayan stoik hastalara kıyasla daha kolay bir nekahat devri geçirdiler.
Bir korkunuz hakkında konuşabileceğiniz en uygun kimseler, endişelerinizle ilgilenenlerdir. Eğer duygularınızı onlara açabilirseniz önemli bir adım atmış olursunuz. Açamazsanız, çok güvendiğiniz bir arkadaşınızı, bir öğretmeninizi deneyebilirsiniz. Genellikle göreceksiniz ki, onlar korkunuza şaşmayacaklardır, zira korkunuz sizin sandığınız gibi sadece size özgü bir şey değildir.

3. Kısa korku devrelerini kabullenin !

Korkuyu çok önem vermek problemi sadece kuvvetlendirir. Korku ve endişe yaşamınızdaki en önemli değişikliklerin doğal refakatçisidir. Son zamanlarda bana gelen bir hastam son dört yıl içinde üç yer değiştirmişti. Böyle sık yer değişiminin doğurduğu tabii sıkıntılara reaksiyonu olduğunu anladım. Ancak korkularının doğal olduğunu kabule başlayınca kendine olan güvenini kazanabildi.

4. “Şimdiki zaman’da” yaşamayı öğrenin !

Eğer en kötü korkularınızı incelerseniz bunların
“şayet ……, olursa ne olur ?” cinsinden
olduğunu görürsünüz. Yanı gerçek olmaktan çok çoğu hayal ürünüdür “şayet imtihanı veremezsem, şayet hastalanırsam, şayet bir gün dostlarımı kaybedersem, şayet kötü bir etki bırakırsam, v.s, v.s…„

5. Kendi kendinize ne dediğinize dikkat edin!

Bazı durumları felaket gibi görmekle insanlar korkularını genellikle daha da arttırırlar. Bir durum hakkında kendi kendinize söylediğiniz şeyler o duruma reaksiyonunuzu çizer örneğin, arabanız bozulduğunda bunu normal olarak “eziyet verici bir durum, ama bir dram değil” diye karşılamanız gerekir. Ama bunun tersine, “hep bu gibi aksilikler beni bulur, doğuştan şanssızım” demeyi seçerseniz kendi kendinize acımış ve kendinizi kronik endişeye itmiş olursunuz.

6. Kusursuz olmaktan vazgeçin !

Eğer gerçekten iyi bir iş yapmak isterseniz genellikle başarırsınız. Ama o işi kusursuz yapmak isteğindeseniz ve kendi kendinizden çok şey bekleme alışkanlığındaysanız, işe daha başlamadan yenilebilirsiniz de. Hastalarımdan biri eşinin iş arkadaşlarına vereceği bir akşam yemeyi daveti hususunda kendisini endişeye kaptırmıştı. Onu dinlerken gördüm ki, korkusu sadece basit bir yemek daveti yapmaktan ileri gelmiyordu, aslında o, o yıl gittiği bütün davetleri geride bırakacak nitelikte bir parti vermek istiyordu. Her şeyin en mükemmelini istemekle de üstüne lüzumsuz bir yük yüklüyordu.

7. Dinlenmeyi öğrenin !

Bir insan ayni zamanda hem korkmuş hem de dinleniyor olamaz. Korkulu, gergin birisine kendisini serbest bırakmasını söylediğimde “eğer kendimi serbest bırakabilseydim, şimdi burada, bir ruh doktorunun muayenehanesinde olur muydum V’ dedi. Ben de onunla aynı fikirdeydim, yalnız, kendini gevşek bırakabilme, öğrenilmesi mümkün bir beceridir örneğin, korktuğunuz veya kendinizi gergin hissettiğiniz zaman rahat bir koltuğa oturun, içinize yavaşça hava çekin ve yine yavaş, yavaş bırakın. Solunumunuzu kontrol altına almakla genellikle korku belirtilerini de azaltabilirsiniz.
Kaslarınızı gevşetmeyi öğrenmenin en iyi yolu Yoga yapmaktır. Bu konuda çeşitli kitaplar vardır.

8. Hayatınıza bir amaç kazandırın !

Yaşamının bir amacı olmayanlar, ters ve korkak olurlar. İnanç zor zamanlarda sığınılacak bir limandır. Diğer İnsanlara yararlı olmaya çalışmak da ayni işi görür.
Tanıdıklarımdan bir kadın hemen daima endişelerinin kurbanı idi. Birgün, yaşadığı şehrin bir kütüphaneye ihtiyacı olduğunu öğrendi ve şehıre bir kütüphane kazandırmak çabasına girişti, artık, kendi kuruntularını düşünecek zamanı kalmamıştı. Yine tanıdığım bir yaşlı erkek sağlığından endişelenirdi. Derken, bulunduğu şehirde “çocuklara kendi evinde evladı gibi bakan” aile planını öğrenince kendini bu işe adadı ve sağlığı için kuruntu yapmaz oldu.
Yapılacak en akıllıca iş bu olsa gerek Kendinizden bir şeyler vermekle korkularınızdan kurtulmanız !

READERS DİGEST’len Çeviren. Ruhsar KANSU

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar