İÇGÜDÜ Nedir? Çok güzel bir hikaye ile örnekli anlatım.

0
58

Küçük yavru kedilerin anneleri zehirlenerek öldüğünde, henüz gözleri açılmamış beş yavru idiler. Kıpırdayan, soluyan ve sarsak başları ile adeta sığınacak bir kucak ve emecek bir meme arayan bu beş Öksüz pamuk yumağı karşısında Önceleri ne yapacağımızı şaşırmıştık. Açlık ve susuzluk etkisiyle her geçen gün biraz daha eriyip cansızlaşıyorlardı. Onları Önce avucumun içine koyduğum sütle beslemek istedim, olmadı. Bir damlalıkla ağızlarına su akıtmaya çalıştım, yutamadılar. O zamanki koşullarda ağızlarına göre bir emzik de bulamadım. Benim gibi bu işe çare arayanlardan birisi, komşuda tek yavrusu olan emzikli bir kedi bulunduğunu söyledi. Hemen bildirilen yere giderek, yavruları emzirmek için, kedilerini vermelerini rica ettim. Önceleri, kendi yavrusuna süt kalmaz diyerek vermek İstemediler. Sonradan çizdiğim acıklı tablo karşısında dayanamayıp buna razı oldular. Büyük bir sevinç içinde onu eve getirdim. Bu, memeleri sütle dolu iri siyah bir kedi idi. Onu yavrulara ilk yaklaşmışımda, şiddetle karşı koyan bir tepki gösterdi. Emzirmek bir tarafa, onlara yanaşmak bile istemiyor ve bir eldivenle koruduğum ellerimi ısırıp tırmalamaya çalışıyordu. Aklıma bu işi yaparken bir miktar ciğerle de onu oyalamak geldi. Bu buluşum bayağı işe yaradı. Zorla yatırıldığı yerde, isteksiz de olsa, ciğerden vaz geçemediği için, fazla direnmiyordu. Hemen bu fırsattan yararlanarak yavruları karnının üzerine koyup, emmelerine olanak sağladım. Yavrular, dört günlük açlığın verdiği hırsla, bir vantuz gibi memelere yapışıp karınlarını doyurdular. Böylece bağırmaları da kesildi. Bu şekildeki zoraki emzirme her seferinde daha az bir karşı koyma ile, bir süre daha devam etti. Sonunda ciğerle kandırmaya gerek kalmadan bu işe istekli oldu ve yumuşak başlılıkla kendini adeta onlara teslim etti. Bunu yaparken bir taraftan da yavruları yalıyordu. Emzirme görevi bitince orayı terk ediyor ve Öteki evdeki öz yavrusuna dönüyordu. Bu işi o kadar benimsemişti ki, artık bizim getirmemize gerek kalmadan günde birkaç kez evimize geliyor, açık bıraktığımız bir pencereden sessizce içeri giriyor ve yavruları emzirip, bakımlarını yaptıktan sonra geri dönüyordu. Bu böylece sürüp gitti. Bir süre sonra yavrular ayaklandılar ve bulundukları yerden dışarı taşarak, her yeri kirletmeye başladılar. Buna karşı bir çare olarak onları bodruma indirdik. Ertesi gün kapımızı bir çocuk çaldı. Kucağında tuttuğu yavruları bir bir bize uzatarak, bunların kendi evlerine taşınmış olduğunu şimdi de bize geri getirdiğini söylüyor ve ilave ediyordu, “Annem dedi ki, bunların yerlerini değiştirmişler her halde, üzerleri hep kara olmuş”.

Bu ibret verici manzara hepimizi şaşırtmış ve de derin derin düşündürmüştü. Hayvanlar aleminden bir analık, evlat edindiği bu beş yavruyu kendi Öz evladı kadar benimsemiş ve onların bodrum katındaki yerlerini beğenmiyerek, kendi yavrusunun yanına, rahat, güvenli ve gözü önünde bir yere taşımıştı.

Yazar: Dr. Aydın Bilgiç

avatar
  Subscribe  
Bildir