Galaksi Nedir? Gökada nedir? Samanyolu’nun boyutları

0
29

Galaktik Yıl Nedir ve ne Kadar Sürer

Galaksi, Yunanca “sütlü” anlamına gelir. Samanyolumuzu, berrak ve karanlık gecelerde gözleyen eski Yunanlılar, gökadamızı, Tanrıça Hera’nın cennet üzerine serptiği ana sütü olarak düşünmüşlerdir.

Eski Yunan insanının romantik hayal gücü ile süt olarak tanımlanan Samanyolu, bizim kültürü­müzde ise saman çalan birinin kaçarken arkası­na döktüğü samanlar olarak düşünülmüştür.

Galaksiler, her türden yıldızın bir arada bu­lunduğu dev ölçekli yapılardır. Bir galakside birkaç yüz milyar yıldız olabilir. Bu yıldızların kimi dev parlak güneşler, kimileri küçük ama sıcak yıldızlardır. Kimi yıldızlar mavi, kimileri kırmızıdır.

Her çeşitten ve her renkten sayısız yıldız, çekim kuvvetiyle bir arada bulunur. Gökadayı oluşturan yıldızlar, yalnız değillerdir. Bazıları ikili-üçlü; bazı­ları ise yüzlerce yıldızdan kurulu gruplar halinde birlikte yaşar ve ortak bir kaderi paylaşırlar. Yıl­dızların gruplaştıkları küçük çaplı toplanmalar, yıl­dız kümesi adını verdiğimiz çok ilginç ve güzel gök cisimlerini oluşturur. Gökada içerisinde pek çok yıldız kümesi bulunur. Kimi dağınık, kimi küre şeklinde simetrik olan bu yıldız kümeleri gökadaya gelişigüzel serpiştirilmemiştir. Dağınık, belirli bir simetrisi olmayan yıldız kümelerine Açık Küme adı verilir. Açık Kümeler, genç yıldız topluluklarıdır ve gökadanın sarmal kollarında çokça bulunurlar. Küre Şekilli Kümeler, Açık Kümeler­den daha yaşlıdır ve gökadanın çekirdeği etrafın­da yer alırlar.

Gökadalar, yalnızca yıldızlardan oluşmaz. Çok büyük miktarda henüz yıldız olamamış gaz bulutları veya ölen yıldızların uzaya püskürttükleri tozlar dağınık bir halde, yıldız seline kapılmış olarak çekirdek etrafında döner. Gökadaların sar­mal kollarında kimi soğuk ve karanlık, kimi ise sıcak, aydınlık ve canlı pek çok bulutsu bulunur.
Bu bulutsular yıldızların doğumdan önceki hali olan Karanlık Bulutsular, genç yıldızların ilk ışıkla­rıyla aydınlattıkları Aydınlık Bulutsular veya ölü yıldızların uzaya püskürttüğü gaz ve tozlardan oluşan Gezegensi Bulutsular gibi çeşitli özellikler taşıyan, birbirinden farklı gök cisimleridir.

Gökadalar, durağan yapılar değildir. Çekir­dek, kütlenin büyük kısmının bulunduğu yerdir ve tüm sistem, bu çekirdek etrafında döner. Kolay­ca tahmin edilebileceği gibi bir yıldız çekirdeğe ne kadar yakınsa o kadar hızlı döner. Samanyolu’nun bir parçası olan yıldızımız Güneş de Sa­manyolu etrafında hareket halindedir. Güneş’in konumu, Samanyolu’nun Orion (Avcı) ve Sagittaris (Yay) kolları arasında bir yerdedir. Güneş, çe­kirdeğe 32500 ışık yılı uzaklıktadır. Bu uzaklıkta Samanyolu etrafında saniyede 20 km’lik bir hızla döner. Güneş’in, Samanyolu’nun çevresindeki her bir turu, 250 milyon yıl sürer. Güneş’in Sa­manyolu etrafındaki dönüş süresi­ne “Galaktik Yıl” adı verilir.

Samanyolu’nun boyutları, insa­nı şaşırtacak kadar büyüktür. Gö­kadamız, bir baştan diğerine 100.000 ışık yılı çaptadır. Bir diğer deyişle Samanyolu’nun bir ucun­dan çıkan ışık, saniyede 300.000 km hızla gökadanın öbür ucuna 100.000 yılda ulaşır. Kalınlığı ise çekirdekte 20.000, sarmal kollarda 7 ışık yılı kadardır. Samanyolunun tamamı yıldızlarla dolu değildir.
Arada büyük boşluklar bulunmak­ta, kimi bölgelerde Yıldız Bulutu adını verdiğimiz toplanmalar göz­lenmektedir. Samanyolu ve diğer bazı gökadaların çekirdeklerinde ne olduğu konusunda pek çok tar­tışma vardır. Henüz kesinlik kazanmamakla birlikte çekirdekte süper kütleli bir karadelik olduğu da söylenmektedir.

Canlılar için geçerli olan evrim kuramı, göka­dalar için de geçerlidir. Gökadaların evrimi denil­diğinde, gökadayı oluşturan yıldızların evrimi akla gelir. Gökadayı oluşturan her yıldız, tıpkı canlılar gibi doğar, bir süre yaşar ve sonra ölür. Sarmal kollarda sürekli yeni yıldızlar oluşurken yaşlı yıl­dızlar ölür. Yıldızların ömürleri, kütleleriyle orantılı­dır. Güneş kütlesindeki bir yıldızın ömrü, yaklaşık 10 milyar yıldır. İnsan ömrü için bu süre çok uzun olduğundan, bir yıldızın yaşamını baştan sona takip edemeyiz. Yalnızca yaşamlarının belir­li aşamalarına tanıklık ederek yıldızlar hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Bu konuda William Kauf­mann çok güzel bir örnek verir. İnsanlar, tıpkı bir ormanda yaşayan böcekler gibidir. Bir böceğin ömrü, bir tohumun büyüyerek fidana dönüştüğü­nü görmeye yetmez. Bu nedenle böcekler, için­de yaşadıkları ormanı, değişmez gibi görürler. Oysa yavaş da olsa ormanda sürekli bir hareket vardır. Kimi ağaçlar çatırtıyla yıkılır, kimileri yavaş yavaş büyür. Böcekler bu hareketi bir türlü algılayamazlar. Durum insan içinde aynıdır. Gökada­mız Samanyolu, sürekli evrimleşmekte, kimi yıl­dızlar doğmakta, kimileri ölmektedir. Gökada bu arada sürekli çekirdeği etrafında dönmekte ve büyük ihtimalle şekli değişmektedir.

avatar
  Subscribe  
Bildir