Eve neden köpek almalıyım? Eve nasıl bir köpek almalıyım?

0
53

Evde bakmak için en uygun köpek

Bir miktar para karşılığında kolayca köpek sahibi olabilirsiniz, ancak onun sorumluluğuna hazır mısınız? Size gönülden sevgisini verecek dostunuza, sevgi, saygı ve emek verecekseniz, ne duruyorsunuz? Açın kapılarınızı ve gerçek dosta merhaba deyin.

İNSANIN yaşam mücadelesinde daima ya­nında, iyi bir yardımcı olarak yer almış olan köpek, yardımseverliği ve sıcak dostluğu ile diğer hayvanlardan ayrılır. Köpekle insanın işbirliği yüz yıllar öncesine dayanmakla birlikte ilişkinin şekli son yıllarda değişmiş­tir. Daha önceleri bekçilik, avcılık, çobanlık, kızak-araba çekme, amalara rehber, mayın- eroin arama gibi çeşitli hizmetleri ile hayatımiza girmiş olan köpek, son yılarda iyi bir dost olarak yanımıza kadar sokulmuştur,ve bu ilişki o kadar gelişmiştir ki, köpekle ilgili yeni iş sahaları bile ortaya çıkmıştır. Örneğin, onlara ait giyim mağazalarından, istediği­niz elbiseyi ya da marketlerden yiyeceklerini almanız mümkündür. Ayrıca, özel köpek pansiyonları ve eğitim kurslarına da köpe­ğinizi gönderebilirsiniz.

Bütün bunlara ek olarak, Uluslararası Bilgisa­yar Ağına da giren köpek, haberleşme amaçlı bu sistemin “Canine-L” listesini sahiplenmiştir. Bu liste aracılığıyla, insanlar köpekleri hakkında her türlü sorunu, mutluluğu paylaşabilmektedir. Dai­ma insanı arayarak, insanla beraber olmak iste­yen köpek, gösterdiği dostlukla, aile içerisinde de bir boşluğu doldurur. Bu dostluktan yararlanmak istersek, nasıl bir köpeğe ihtiyacımız oldu­ğuna karar vermemiz gerekir. Ve bilmeliyiz ki, köpek sıradan bir hayvan değildir; özel ilgi ve bakım ister. Bunu sağlamak için, bir köpeğe sa­hip olmanın bilincinde olmak gerekir. O halde belli başlı bilmemiz gereken hususları gözden geçirelim. Herşeyden önce bakım ve besleme şartlarının evde bulunup bulunmadığı saptanmalı. Bunun için; bir yatak ve yataklık, yemek kabı, banyo için gerekli şam­puan ve taraklar, gezi yeri, oyun alanı, oyuncaklar, ilk yardım kutusu, yiyecekleri ve sağlık hizmetlerinin karşılanıp karşılanamayacağı düşünül­melidir. Eğer bu koşulları sağlayabileceğimize inanıyor­sak, nasıl bir köpek alacağımı­za karar vermenin sırası gelmiş demektir.

Av köpeği, bekçi köpeği, çoban köpeği, spor ve gösteri amaçlı köpek mi, yoksa özellikle çocuklar için arkadaş bir köpek mı? Eğer arkadaş bir köpek alınacaksa, yavru mu olmalı, yetişkin mi olmalı, iri cüsseli mi, yoksa küçük cüsseli mi?

Bu arada erkek ya da dişi mi olması gerektiği de düşünülmelidir. Unutmayalım ki, dişi köpekler, sa­hiplerine daha çok bağlı ve ilgiye ihtiyaçları da daha fazladır. Yılda iki kere yavrulama dönemine girerler ve kızgınlık dönemlerinde evden kaçabi­lirler, erkek köpekler ise, herşeyi kontrol altına almak istediklerinden, sert mizaçlıdırlar ama bakımları da daha kolaydır.

Yavruların ise genellikle 6-7 haftalık iken alınması, sahibini tanıması açısından iyi olur. Ancak, küçük çocuk bulunan ev­lerde, 10 haftalık yavru tercih edilmelidir.
Sağlıklı enikler ele alındığında, sağa sola oynayarak tepki gösterirler. Sıcak ve canlı hareketleri vardır, kendi kendilerine hafif­çe mırıldanarak şarkı söylerler. Zayıf enik­lerin ise hareketlerinde canlılık yoktur ve emeklemeleri normal değildir. Derisi bü­küldüğü zaman kıvrım şeklinde toplanmış olarak kalır, yani derileri esnek değildir. Rahat olmadıkları için yerinde duramazlar ve acı acı ses çıkarırlar, ya da yattığı ye­rin bir köşesine yığılıp kalırlar. İri cüsseli köpekler daha çabuk yaşlanırlar ve taşın­maları da zordur. Daha fazla yedikleri için, daha fazla dışkı çıkarırlar. Bu özelliklere bakarak karar verdikten sonra, köpeği nereden alacağız?

Yavru alınmasında, hayvanın şeceresi­ni (pedigri), aşı yapılıp yapılmadığını ve sağlık durumunu gösterir bir belge ile be­raber, bilinen bir yerden alınması gerekir. Evimize gelen köpeği öncelikle bir ve­teriner hekime götürerek genel bir sağlık kontrolünden geçirilmeli ve gerekli koruyu­cu aşılar yaptırılmalıdır. Son bir kaç yıldır ülkemize; Özellikle Romanya, Bulgaristan ve Birleşik Devletler Topluluğu ülkelerin­den kaçak köpek sokulmaktadır. Göze çok hoş görünse de, kesinlikle böyle ara satıcılarından köpek alınmamalıdır.

Bu hususa dikkatinizi çektikten sonra, onların bakımı konusunda da göz önüne almamız gere­ken noktaları özetle inceleyelim. Köpeklerde 12 ay süren yavru döneminde, yavrular, yaptığı çeşitli oyun ve gösteriler ile ev halkını neşelendirir. Bu dönemde yavruların bakı­mı özenle yapılmalıdır. Normal sağlıklı bir yavru, doğumdan hemen sonra, içgüdüsel olarak anne­nin memesini bulur ve kendiliğinden emer. Anne­nin doğumdan hemen sonraki sütüne ağız sütü (colostrum) adı verilir. Bu süt bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş yavrulara, çeşitli enfeksiyon hastalıklarına karşı bağışıklık kazandırıcı özellikte­dir. Bu nedenle mutlaka yavrunun anne sütü iç­mesi sağlanmalıdır. İlk günlerde anne yavrunun bakımını ve temizlenmesini yapar, fakat yine de yavrunun altlığı ve üstü sık sık temizlenmelidir. Yavru doğduğu zaman hem kör hem de sa­ğırdır, 13-14 günde gözlerini açar, ancak tam görmesi için 20 günün geçmesi gerekir 13-17 gün içerisinde de duymaya başlar.

Köpek yavruları çok uyurlar ve ilk haftadan sonra canlanırlar, 3. haftaya doğru emeklemeye başlarlar. Yeni doğan enikler vücut ısılarını ayarlayamazlar, kendi kendilerine vücut ısısı ayarını ancak 4. haftada yapabilirler. Bu nedenle eniğin bulunduğu oda­nın sıcaklığı, 21 °C de tutup, eniğin yatağını da ısıtmak gerekir.

Yavru için önü açılmış bir kar­ton kutu yataklık, bir battaniyede yatak görevi görebilir. Daha önce ne yedirildiği bilinmeli ve ilk bir kaç gün aynı yiyecekler verilmeli­dir. Eve yeni gelen yavru, korku­dan yemek yiyemez. İlk günlerde yatma saatinde yalnızlık hissettiğin­den de, ağlamaklı sesler çıkarabilir. Bu durumda, onu susuncaya kadar beklemek gerekir. Cezalandırılmamalıdır. Sustuğu zaman ödüllendirilmeli ve sevip okşanmalıdır.

İlk günlerde anne sütünün dışındaki sütlerle beslemede, kabızlık görülebilir. Bunu gidermek için, termometrenin ucu ile yumuşatıcı bir yağı anüsten göndermek ya da biraz ayçiçek yağı yutturmak yararlı olur. Yavruları ele almadan ön­ce, sabunsuz sıcak su ile elin yıkanması gerekir.

Eniklerde 4. aydan itibaren kalıcı dişler gelişmeye başlar.

Dişsiz doğan eniklerin 3. ve 5. haftadan iti­baren ufak keskin dişleri görülür. 4. aydan itibaren süt dişleri kaybolur ve kalıcı dişler çıkmaya başlar. Bu dönemde, diş etlerinde şişme ve hafif iltihaplanma, huysuzluk, iştahsızlık, salya akıntısı ve kusma olabilir. Ve erişkin hale gelindiğinde köpekte 12 kesici, 4 koparıcı, 26 öğütücü olmak üzere 42 diş bulunur.
Köpeğin ırkına göre, eğer kuyruğu kesilecek ise bu ilk 3-5 gün içerisinde yapılmalıdır. Her ayağın pençe kısmının yan tarafında bir çıkıntı vardır. Bu çıkıntı da 3-5 günlük iken alınmalıdır.

Yavrular biraz büyüdükçe, hareketsizlikten do­layı yağlanıp, şişmanlamasını önlemek için, zaman zaman ekzersiz yaptırılmalıdır. Çeşitli oyuncaklara bayılırlar, ancak oyuncaklarını yutabilece­ği düşünülerek, büyüklüğüne dikkat edilmelidir.

Yavru köpeğe, sabahları uyan­dıktan ve yemeklerden hemen sonra veya ihtiyacı olduğu hissedildiği zaman, aynı yere götürülerek bir gazete üzerine pislemesi sağlanır.
İstenilen yere kaka yaptığında, ödüllendirilmelidir. Eğer seyahate çıkarılacaksa, seyahatten önce mutlaka kaka yapması sağlanmalıdır. Uy­gun bir sandık içerisine konulan hay­vanın, gerginliğini gidermek için 4-5 sa­atte bir yolculuğa ara verilmesi iyi olur.

Yavruların bağışıklık sistemi gelişmediği için, çeşitli hastalıklara karşı koruyucu olarak aşılan­malıdır. İlk iğne, genellikle 8.-10. haftada, çok acil durumlarda ise 6 haftada yapılır. 6. hafta­dan sonra parazitlere karşı ilk ilaçlama, iki hafta sonra yeniden aynı ilaçlama yapılır. 8. haftada, yavrulara Parvoviral Enteritis, Hepatitis Contagio­sa Canis, Distemper ve Leptospirosis hastalığına karşı karma aşı, kuduz aşısı ise üç aylık olduk­tan sonra yapılır ve her yıl tekrar edilir.

Köpeğin dökülen tüylerine bakarak endişe et­memek gerekir. Çünkü her köpeğin, kendine öz­gü tüyleri vardır. Tüylerinin bakım ve taranması; ölü tüylerin alınması, derinin temizlenmesi, canlı tüylerin gelişip serpilmesi için düzenli olarak ya­pılmalıdır. Köpek tüyleri; uzun tüyler, ipek tüyler, kıvırcık tüyler, düz tüyler ve kıl tüyler olmak üze­re 5 çeşide ayrılır. Her köpeğin kendine ait bir tarağı, fırçası ve tüy açacak, tel fırçasının olması gerekir. Tüy değiştirme genellikle ilkbahar veya sonbaharda görülür.

Köpeğinizin dökülen tüylerine bakarak endişe duymayın.

Köpeğinizi sık sık yıkayarak temizlemek sağlı­ğı yönünden zararlıdır. Çünkü köpek derisinde ter bezleri yoktur, ancak çok bol yağ bezi vardır.

Yağ bezleri deriye yumuşaklık ve tüylere parlak­lık verir. Sık yıkamada ise deri kurur, çatlar, tüy­ler donuklaşır. Bu nedenle köpekler ayda bir de­fa tercihen, zeytinyağından yapılmış sabun ile yı­kanmalıdır. Banyo sonrası hayvan, hava cereyanı olmayan bir yerde tutulmalıdır.
Bakımını bu şekilde yaptıktan sonra, köpekle anlaşabilmek de çok önemlidir. Eve gelen yeni arkadaşa anlatmak istediklerinizi nasıl anlatabili­riz ve onları nasıl anlayabiliriz? Bunun için önce­likle köpeğinizin özelliklerini bilmeniz, yani onu tanımanız gerekir. Herşeyden önce onu sıradan bir hayvan olarak değil de. ailenin bir elemanı veya arkadaş olarak görmelisiniz. Unutmayınız ki, köpeğinizin bağlılığı ve itaati karşılıklı güvene da­yanır.

Pavlov, yaptığı deneylerle köpeğin eğitilebileceğini bilimsel olarak ortaya koymuştur. Ancak buna bakarak, köpeğin zekası hakkında birşey söylemek zordur. Köpeklerin beyni, insan beynin­den daha küçüktür. Öğrenme yeteneklerinin iyi olmasına karşı, yargı yetenekleri yoktur.

Pavlovun deneylerinde, zil sesi ile yemek za­manı birleştirilebilmiştir. Köpek, sahibinin sözcük­lerini değil, ses tonunu ve hareketlerini değerlen­dirir. Bu nedenle, hitap edilirken hep aynı ses to­nu ile güven verici bir şekilde seslenilmelidir. Sa­hibini çok iyi dinleyerek, anlamaya çalışır.

Eğitim ile köpeğe neler öğreti­lebileceğini, izlediğimiz filmlerde veya çevremizde görmüşüzdür. Örneğin, Alman Çoban köpeği, mektubu posta kutusuna atabilir.
Av köpeklerinin çoğu, öğretilmediği halde ağızlarına aldıkları avı, sa­hibine götürebilirler. Çoban köpek­leri, hayvanları ve insanları güt­mekten zevk alırlar. Doberman, Spitz ve Terierler, iç güdüleri yük­sek olan hayvanlardır Onların ev ve aile bireylerini koruma ve kollama iç güdüsü vardır.

Köpekler daima insanla bera­ber olmak ister. Sahibinin kabul ettiği yabancıları anlar ve kabul ederler. Ancak ufak bir yanlış ha­rekette, yabancının üzerine şaşı­rabilirler. Eve sürekli gelip giden, özellikle üniformalı insanları kolaylıkla tanırlar. Örneğin, gelen postacıdan mektup­ları alarak, sahibine getirirler Tanımadıkları mad­deleri koklayarak anlamaya çalışırlar.

Her köpeğin kendine özgü bir kokusu vardır Bu deri altında bulunan “sebacious” bezlerinden salgılanan ve idrarla dışarıya bırakılan özel koku­lar, köpeklerin kişiliğini belirler. Bu nedenle kö­pekler, sık sık idrar yaparak, bulunduğu ve koru­yacağı evi belli ederler. Hatta hemcinslerine, kendi mekanını belli etmek için özellikle daire şeklinde işeyerek, kokularını bırakırlar. Etrafta tü­tün kokusuna benzer kötü kokular oluşur. Dişi köpeklerin kokusu daha ağırdır.

avatar
  Subscribe  
Bildir