ERTEM EĞİLMEZ kimdir? biyografisi, hayat hikayesi.

0
23

Baktım baktım da Ertem Usta hakkında bir başlık bulamadım; iyi mi? Ki bizim Türk sinemamızda hatırı sayılır bir yere sahiptir. Arzu Film’i kurarak, bize bu film şirketi çatısı altında nice şahane filmler bağışlamıştır. Bu filmlerin hepsini unutsak bile “HABABAM SINIFI” filmlerini unutabilir miyiz? O dönem, melodram türündeki Türk filmlerine farklı bir bakış getirmiş, melodram ile mizahı harmanlamış (kimi filmlerinde mizah daha da ağır basmaktadır) ki iyi de yapmıştır. Bunun temelinde Ertem Usta’nın mizah kökenli olması yatmaktadır. Ertem Eğilmez, sinema piyasasına girmeden evvel 1950’li yılların sonlarına doğru, pek çok karikatüristin yetiştiği “TEF” adli mizah dergisini çıkardığını biliyoruz. Yayın evi kurdu… Yayın dünyasında, çıkardığı cep kitapları ile bir devrim yaptı. Peki size bir soru; “Mayk Hammer” adı bir yerden tanıdık geliyor mu? “Mayk Hammer”‘in yaratıcısı da Ertem Usta’dır… Kemal Tahir’e “Mayk Hammer” adını taktirip polisiye romanlar yazdırmıştır.

Biliyorum biliyorum; hızlı gittim… Şunları o halde kısa bir özet geçeyim… 18 Şubat 1929 tarihinde Trabzon’da dünyaya gelir Ertem Eğilmez. İlk ve Orta öğrenimini Konya’da tamamlar. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde eğitimine devam eder ve mezun olur. Askerliğini yapar, gelir. Gelir gelmez de “Çağlayan Yayınevi”ni kurar. Daha başka neler neler yapar; “Nuh’un Gemisi” adli bir lokal işletir. Yazar, çizer vs, dostları bu lokalin devamlı müşterileridir. Lokalin duvarları çizer arkadaşlarının da katkılarıyla karikatürlerle doludur. (bknz: aşağıdaki fotoğraf)

Yıl 1961… Haydi bakalım… Ertem Eğilmez sinema piyasasına giriş yapar. Bir film şirketi kurar. “Arzu Film” mi? Hayır; henüz değil. Öncelikle “Efe Film” adli bir film şirketi kurar Ertem Usta. Ardından da üç yıl sonra efsane film şirketi (ki günümüzde de halen varlığını sürdürmektedir) “ARZU FİLM”i kurar. Öncelikle, piyasaya uygun olarak melodram filmler çeker. Ardından da bize efsane filmler bırakmada en büyük etmen olan efsane oyuncuları “ARZU FİLM”in bünyesine katar. Bu oyuncular gerek Muhsin Eruğrul’un, gerek Ulvi Uraz’ın öğrencileri arkadaşlarıdır; Münir Özkul, Kemal Sunal, Metin Akpınar, Zeki Alasya, Aile Naşit, Halit Akcatepe… Bu ekibe, türk sinemasına yeni giriş yapan temiz yüzlü bir genç dahil olur; Tarık Akan. Esas kız da kimi zaman Emel Sayın, kimi zaman Hülya Koçyiğit, kimi zaman Filiz Akın, kimi zaman da Hale Soygazi… Ve elbette Türkiye’de çeşitli tiyatrolarda çalışan; aynı zamanda Yeşilçam’da karakter oyuncusu olan Ali Şen’in oğlu olan (şimdi hayranlıkla izlediğimiz ve oyunculuğuyla bizi her zaman büyülemiş olan) ŞENER ŞEN’i keşfedip ekibine dahil eder; ki bundan sonrasında filmleri daha bir tadından yenmez bi hale gelir.

“ŞABAN OĞLU ŞABAN” HAKKINDA KÜÇÜK BİR DETAY;
Şimdi hangisi olduğunu hatırlayamıyorum ancak yabancı bir film değerlendirme sitesinde Ertem Eğilmez’in “Şaban oğlu Şaban” filmi en komik yabancı film seçilmiş ve film için “BU FİLM İÇİN TÜRKÇE ÖĞRENİLİR” yorumu yapılmıştır.

Ekstra Not:
“Süt Kardeşler / Gülyabanı” ve “Sabanoğlu Şaban” filmlerinin bu kadar başarılı olmasının nedeni, türk tiyatrosunun önemli türlerinden olan Orta Oyunu türüne oldukça yakın olmasından kaynaklanmaktadır. Tümüyle bizdendir yani kısacası…

“Şaban Oğlu Şaban” ve “Süt Kardeşler / Gülyabanı” filmlerinden önce bir efsaneye imza atar Ertem Eğilmez; “HABABAM SINIFI”..! Rıfat Ilgaz’ın ünlü eserinden sinemaya uyarladığı bu eser, türk sinemasının mihenk taşı haline gelmiştir. Vizyona girdiği tarihte büyük bir patlama yaratan film, halen izlenmektedir. Ertem Eğilmez, türk sinemasında bize bir efsaneyi sunmuştur. Film seyirciyle buluştuğunda muhteşem bir başarı ve gişe sağlamış, haftalarca sinema salonlarından kaldırılmamıştır. Ertem Eğilmez, “Hababam Sınıfı”nın devam filmlerini çekme sebebi olarak çok haklı bir sebebinin olduğundan bahsetmiştir: “Hababam Sınıfı” seyirciyle buluştuktan sonra, pek çok insan Ertem Eğilmez’e şu soruyu sorar; “Hababam Sınıfı”nın devamı gelecek mi? Ertem Usta da cevap olarak herkese “Hayır” der. Bunun üzerine herkesin bir devam filmi beklediğini görür. Ertem Usta ise şunu söyler; “Yahu arkadaş. Öğrencileri mezun etmişiz. Nasıl devam filmi yapalım?” Ancak bu istek o kadar yoğundur ki bir şeyler yapmak gereklidir. Ardından Ertem Eğilmez’in aklına müthiş bir fikir gelir ve bu fikir aynı öğrencileri (dolayısıyla aynı ekibi) geri döndürecektir. Bu fikir; İLK FİLMDEKİ DİPLOMALARIN SAHTE OLDUĞUDUR! Ve hemen filmin senaryosu yazılıp, hemen çekilir; “HABABAM SINIFI – SINIFTA KALDI”

Neyse… Yıllar ilerler ve bu süre zarfında; ki Türkiye’deki Sağ-Sol, İşçi-Patron vs, çatışmalarının hüküm sürdüğü dönemde, “Namuslu”, “Banker Bilo” vs, gibi filmlerle melodram mizahtan çıkıp, toplumsal mizaha yer vermiştir.

Her zaman, yaptığı filmlerle başarılı olmuş Ertem Eğilmez, türk sinemasında yine bir ilk yaparak; tümüyle abzurt; türk sinemasına, çektiği ve başarılı olduğu tüm filmlerin klişelerini kullanarak karşı vuruş yaptığı (o zamana kadar yapılmamış türde bir film olan) “ARABESK” filmiyle veda eder. Ki bu film, yaptığı melodram filmlere hem bir saygı duruşu, hem de sinemadan elini ayağını çeken bir rejisörün, gider ayak, yaptığı tüm eserlerin içine etme keyfi olarak yorumlanabilir. Bana kalırsa ikisi de. Ertem Usta’nın devrimci kimliğinden ötürü, bu film ondan başkasından beklenemezdi zaten (Başka bir yönetmen de kabul etmemiş zaten). Bunda senarist Gani Müjde’nin payını da unutmayalım. Eeee mizahçının dilinden mizahçı anlıyor…

Değerli usta, “ARABESK” filmini hastalığından ötürü solunum cihazına bağlı olarak çeker. Bu hem bir hayata tutunma ve jübilesinin farkında olan bir rejisörün mevcut olan tüm enerjisini yine bir film için tüketmesidir. İşte tam olarak da aşk budur…

Usta, 1988 yılında çektiği “ARABESK” filminin ardından, bir yıl sonra, 1989 yılında hayata gözlerini yumar. Ancak bu elbette fiziksel ve tıbbi bir vedadır. Biz biliyoruz ki onun filmleri, onun gözüdür. Hala Ertem Usta’nın filmlerini izliyor ve ona hayran oluyorsak, onun madden olmasa da manevi olarak yaşadığını anlıyoruz….

avatar
  Subscribe  
Bildir