Diş çürü­ğü nedir ve Neden oluşur, Eski insanlarda Diş salığı

0
51

Diş hastalıklarının beslenmeyle alakası var mı?

Diş patolojisi, tarih öncesi atalarımızın beslenme alışkanlıkları hakkında, iskelet sis­teminin diğer kısımlarına oranla daha sağlıklı bilgiler kazandırmaktadır. Bu alandaki araş­tırmalar sayesinde bugün artık çok iyi biliyo­ruz ki, diş çürüğü, aşınma, periyodontal ra­hatsızlık, periapikal abse, hayatta iken diş kaybı ve diş minesindeki gelişim bozukluğu (hypoplasia) – her ne kadar görülme sıklıkları farklı olsa da günümüzde olduğu gibi eski çağlarda da görülüyordu. Diş ve periyodontal hastalıkları; insanların genetik yapısı, meta­bolizma bozuklukları, besin çeşitleri, besin­lerin hazırlanış şekilleri, bazı enfeksiyonel hastalıklar ve genelde oral hijyenden ayrı dü­şünemeyiz. Nasıl ki diş minesi, dentin ve di­şi çevreleyen alveol kemikte tespit edilen ra­hatsızlıkların ağız sağlığıyla sıkı ilişkisi bulu­nuyorsa, aynı şekilde diş çürüğü, diş absesi, diş taşı (tartar) ve periyodontitisin de etiyolojik olarak birbirleriyle ilişkileri bulunmakta­dır. Diş ve dişeti hastalıklarının teşhisi, yoru­mu ve görülme sıklıklarının belirlenmesi özellikle eski insan topluluklarının biyokültürel uyum süreçlerinin ortaya konmasında önemli rol oynamaktadır. Diş hastalıklarının insanın yaşam biçimiyle ilişkisini inceleyen araştırmalar son yıllarda artış göstermiştir.

Özellikle tarih öncesi atalarımız sözkonusu olduğunda diş hastalıkları içinde en sık gündeme getirileni diş çürüğüdür. Diş çürü­ğü bir tür enfeksiyonel hastalıktır. Çürüğün beslenme tarzı ve besin türleriyle yakından ilişkisi vardır. Bu diş rahatsızlığını, tarımı bi­len ve zamanımızdan aşağı yukarı 9 bin yıl önce gelişmiş bir köy yaşantısıyla karşımıza çıkan Çayönü (Diyarbakır, seramiksiz Neoli­tik Çağ) insanlarında araştırdık. İncelediği­miz 1945 dişten %4,3’ünde çürük tespit et­tik. Çayönü Neolitik insanlarında en sık çü­rüyen diş birinci azıdır. Süt dişlerinde hemen hemen hiç çürüğe rasdamadık. Çürük nede­niyle tacın tümüyle tahrip olması ve meyda­na gelen kök enfeksiyonuna bakılırsa bu in­sanlar 9 bin yıl öncesinde de diş ağrısını çeki­yorlardı. Yalnız bu ağrılar ve diş iltihaplan­maları konusunda ne gibi bir önlem aldıkları­ nı bilemiyoruz. Diş çekme alışkanlığının o çağlarda bilinmediğini sanıyoruz. Diş çürüğü hetnekadar bir uygarlık hastalığı olarak kabul edilse de, çok eski çağlarda da insanı etkili­yordu. özellikle çiftçiliğin başlamasıyla bir­likte bu hastalığın artışına tanık oluyoruz.
Bol miktarda hasadı yapılan tahılların, öğütü­lüp un haline getirildikten sonra günlük beslenmede (karbonhidratça zengin bir diyet) sıkça kullanılması sonucu diş çürüğü önemli ölçüde arttı. Dünümüzde diş çürüğü en yay­gın hastalıklardan biridir. Glukoz vе rafine edilmiş karbonhidratlı besinlerin bunda önemli payı vardır.

Eski insanların diş mineleri genellikle daha erken yaşlarda aşınmaya başlıyordu. Diş aşınmasının, alınan besinlerin niteliği vе ha­zırlanış biçimiyle yakın ilişkisi olduğu bugün artık bilinmektedir. Diş aşınmasının tipi vе şiddeti bu tarih öncesi insan topluluğunun beslenme alışkanlığı hakkında çok isabetli ipuçları verir. 160 Çayönü erişkininde diş aşınma derecesini araştırdık vе 20-30 yaş ggruplarinda bile dişlerin belirgin ölçüde aşın­dığına tanık olduk. 40 şaşın üzerindeki bazı Çayönü erişkinlerinde tüm dişler köke kadar aşınmışlardır. Bu insanların bu haldeki dişle­riyle bile beslenmeye devam etmiş olduktarı anlaşılmaktadır. Diş özünün iltihaplanması ve kök absesi böyle durumlarda sıkça rastla­nan rahatsızlıklardır. Çayönü Neolitik Çağ erişkinlerindeki ilerlemiş aşınmada, sert lifli besinlerin yanısıra bazalt dibeklerde öğütü­len tahıllara koparak karışan sert taş parçala­rının da payı olmalıydı. Herşeyden önce o dönem insanları yiyeceklerini bugünkü gibi dikkatle hazırlayamıyorlardı.

Çayönü bebeklerinde de yaptığımız diş aşınması araştırmasında, süt dişlerinin genel­likle 2-2.5 yaşlarında rahatça görünebilecek tarzda aşındıklarını teshir ettik. Bu gözlemle­rimiz de bize, Çayönü bebeklerinin bu yaşla­ra doğru, çiğneyerek yiyebilecekleri gıdalarla beslendiklerini akla getirmektedir.

Aksaray iline bağlı Kızılkaya köyü sınır­ları içinde yer alan ve yoğun avcılık yaşamıy­la bilinen Aşıklı Höyük Neolitik köy yerleş­mesi, dişlerin aşınma biçimi ve şiddeti hak­kında bize çok değerli bilgiler kazandırdı. Bu tarih öncesi toplumda özellikle kadınların ön dişleri, yanlardakine oranla daha fazla aşın­mışlardı. Kadınlar acaba ön dişlerini beslen­me dışında başka bir işte de (örneğin deriyi çiğneyerek yumuşatma vb.) kullanıyorlar mıydı? ilerlemiş çürük veya şiddetli aşınmaya bağlı olarak gelişen diş özü iltihabı genellikle kök absesine yol açmaktadır. Bu tür periyodental hastalıklar Çayönü’nde %20 oranında görüldü. Her nekadar günümüze oranla az da olsa bu atalarımızın ciddi boyutlara varan diş absesi ile karşı karşıya bulundukları, hatta bu nedenle hayatlarını bile kaybettikleri tahmin edilmektedir. Diş absesi insan kadar eskidir. Bu hastalık Paleolitik Çağ’dan beri bilin­mektedir. Neandertal ve sonrasında Kromanyon insanlarında da diş kökü absesine rast­lanmıştır. Bir ya da birden fazla dişini çeşitli nedenlerle hayatta iken kaybeden Çayönü insanları bu dişlerini çektiriyorlar mıydı? 45- 50 yaşlarında bir kadının ağzında tam 16 diş, kadın hayatta iken düşmüştü. Kalan dişleri ise köke kadar aşınmıştı. Bu örnekler bize o dönem insanlarında da ağız sağlığının önemli bir sorun olduğunu göstermektedir.

Ciddi beslenme yetersizliği (kronik malnutrisyon) ya da bazı enfeksiyonel hastalıkla­ra bağlı olarak kendini gösteren fizyolojik stres bugün olduğu gibi, tarih öncesi ataları­mızın bebek ve çocuklarında da diş minesi­nin oluşum sürecinde belirgin tahribata yol açmakta idi. Hvpoplasya adıyla bilinen mine kusurlarının ilk görülme yaşı tesbit edilerek, çocuğun bu tür rahatsızlıklara ne zaman ya­kalandığı ve bunun ne kadar sürdüğü ortaya çıkarılabilmektedir. Örneğin, Çayönü’nde hypoplasya’nın çoğunlukla 2-2.5 yaşlarında görülmesi bu olgunun sütten kesme sırasın­da veya hemen sonrasında kendini gösteren fizyolojik stresle ilişkili olduğunu akla getir­mektedir. Diş ve çenelerde tesbit ettiğimiz bazı hastalıklar, bugün olduğu gibi eski za­manlarda da insanlığın karşı karşıya bulun­duğu rahatsızlıklardı. Ancak, yaşam biçimin­de kaydedilen değişmeye paralel olarak in­sanların beslenme alışkanlıkları da değişime uğradı. Dişlerimiz atalarımızınkine oranla da­ha az aşınsa da, ne yazık ki çok daha fazla çü­rümektedir. Bu nedenle uygarlığın dişlerimi­zi çürüttüğünü söyleyebiliriz.

avatar
  Subscribe  
Bildir