Çevre sorunu nedir? Çevre sorunlarını nasıl çöze biliriz?

0
15

Çevre sorunu ve çözümü

Sanayi devrimiyle başlamıştır çevre sorunu. O çağlardan bu ya­na dünyamız gittikçe artan ve hız kazanan bir biçimde kirlenmekte­dir. Önceleri bunun farkında değil­dik pek. Yaşadığımız çevrede so­rumsuz bir özgürlük içinde diledi­ğimizi yapmaktan geri kalmıyor­duk. Doğanın bağrına rasgele fab­rikalar dikerken yaşam dengesinin böyle sürüp gideceğini sanıyorduk.

Doğaya egemen olma düşüncesi, bilinçsizlik, plansızlık, kazanma hırsı yönünde çarpıtılıyor, böylece doğal yaşamın ve doğa dengesinin bozulması yavaş yavaş, içten içe sü­rüp gidiyordu. işte artık tehlike çanları çalma­ya başladı. Yaşam, ölüm sinyalleri veriyor yer yüzünün dört köşesin­de. Evsel ve fabrika artıkları top­rağı, havayı ve suyu durmadan zehirliyor. Egzozlardan fışkıran gaz­lar, fabrika ve kalorifer dumanla­rı, kentleri yaşanmaz hale getiriyor.

Tanker gemilerinden dökülen ton­larca petrol, çeşitli kimyasal mad­deler ve yağlar, o yaşam kaynağı mavi sularda öbek öbek adalar oluşturuyor, millerce uzunluktaki cennet kıyılara ölüm kusuyor.

Evet, o oksijen de­posu ormanlar hala talan ediliyor, yağmalanıyor. O nükleer santraller, termik santraller, yer altı nükleer denemeleri, asit yağmurları doğa­nın canına okuyor, iskeletini önü­müze koyuyor. Hep gördük, oku­duk ki, Körfez Savaşı Ortadoğu’­nun iklim inde dengesizlikler ve anormallikler yarattı. Ve ozon da delindi. Çenrobil binlerce can aldı.
Amazon ormanları can çekişiyor.

Hele bir bakınız,  Afrika kıyım ve yıkımlar sonucu ne hale geldi? Bugün açlık ve hastalıklar kol geziyor çatlak topraklarında.
Dünyanın bütün insanları iyi­ce bilmelidirler ki, bundan böyle bir ülkeye verilen zarar, tüm dünyaya, tüm insanlığa verilmiş oluyor. Çev­re koruma konusunda tüm sınırlar kalkmıştır artık. Bilelim ki, dünya doğasının ve yaşamın dengesidir bu yitirilen. Yaşlı gezegenimizden baş­ka gideceğimiz yeni bir gezegen yok şimdilik. Kaybedecek zamanımız kalmadı. Dünyamızın S.O.S larına kulak verelim artık.

Bu vurdumduymazlığa karşı ulusal ve evrensel boyutlarda acil, etkin ve bilimsel önlemler almanın zamanı geldi de geçiyor sanırım.

Kendi görüşüme göre, ülkeler kendi sınırları içinde, tüm dünya ulusları Birleşmiş Milletler Örgütü içinde birim-kuruluş oluşturarak bilimsel, ekonomik ve yasal karar­lar almalıdırlar.
Bu ulusal ve evrensel birimler çevre kuruluşları önce, ulusların ve tüm insanlığın çevre bilinci edinme­lerini sağlamalıdırlar. Bu da eğitim­le olanaklıdır. Bunun için de halk eğitimine ağırlık verilmeli, okulla­ra uygulamalı çevre koruma ders­leri konulmalıdır. İletişim araçlarıyla tüm insanlık bu konuda uya­rılıp bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir.

İkinci olarak çevreyi koruyan bir ekonomik gelişmeye gidilmeli; düzenli, programlı, mutlaka arın­dırma aygıtlarına dayalı bir endüst­rileşme sağlanmalıdır. Merkezi ısıt­ma sistemine ve temiz enerji kay­naklarına yönelinmelidir. Yaşamı savunan barış çabalarına hız veril­melidir.

Üçüncü olarak ulusal ve evren­sel nitelikleri içeren, çevre önemi­ni vurgulayan duyarlı ve barışçıl çevre politikaları oluşturulmalıdır.

Dördüncü olarak kirlenmeyi önlemek-çevreyi korumak – kirlen­miş çevreyi dengeli ve yaşanılır ha­le getirmek için ülkeler ve Birleşmiş Milletler Örgütü içindeki kuruluş­lar parasal yönden desteklen­melidir.

Beşinci olarak da çevre suçu iş­leyen kişilere, kuruluşlara, ülkele­re ödünsüz yaptırım uygulanmalı; ceza verici çevre koruma yasaları çı­karılmalıdır. Herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olduğu dü­şüncesi her ülkenin anayasasında yer almalıdır.

Bir de son yüzyılda dünya ül­kelerinin nüfusu hızla artmıştır. Bu gidişle dünyamız yakın bir gelecek­te bu dağ gibi büyüyen nüfusu ta­şıyamaz hale gelecektir. Nüfustaki bu anormal artış, dünya kaynakla­rını kirletmektedir. Bu nedenle tüm dünya ülkelerinde -özellikle üçün­cü dünya dediğimiz az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde-etkin nüfus ve aile planlamasına gidilme­lidir. Bu konuda mutlaka bilimsel sonuçlar alınmalıdır.

Ayrıca ulusal ve küresel çapta erozyonla savaşıma başlanmalı, ağaçlandırma çalışmalarına artan bir hız verilmeli, kentlerin ve diğer yerleşim ünitelerinin çevresi yeşil kuşakla sarılmalı, ormanlar titizlik­le korunmalıdır.

Kısaca, gezegenimizde yaşayan tüm insanların ülküsü, var olmak için doğayla barışık bir uygarlığı kurmak olmalıdır. Bunun başka yolu yoktur.

avatar
  Subscribe  
Bildir