Biyolojik çeşitlilik nedir kısaca? Biyolojik çeşitlilik hakkında kısa bilgi.

0
46

• Bilginizi deneyin: Kaç değişik kuş türü sayabilirsiniz? Ya balık türü? Peki, kaç adet buğday çeşidi biliyorsunuz? Oturduğunuz bölgede en fazla çeşitlilik gösteren meyve cinsi nedir? Bu çeşitlerden kaç adedini görünce tanırsınız? İşte biyolojik çeşitlilik, bir bölgedeki hayvan ve bitki türlerinin ve çeşitlerinin sayıca zenginliği anlamına gelir. Bu canlılar, yaşadıkları çevreden soyutlanamayacaklarına göre, biyolojik çeşitlilik ya da zenginliğin korunması; bu canlıların doğal olarak bulundukları yerlerin (habitat’ların) çeşitliliğinin korunması ile de yakından ilgilidir.

Domates çeşitleri.
Bir ülkedeki tüm bitki ve hayvan türleri; bunlar arasında özellikle tarım, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık, tıp-eczacılık ve sanayi alanlarında kullanılan türler, hem o ülkenin, hem de dünyanın biyolojik zenginliklerinden sayılır. Ayrıca bu türlerin değişik çeşitleri ve yabani akrabaları da önemlidir. Çünkü yerel çeşitler ve yabani türler, ekonomik değeri olan bitki ve hayvanların gen rezervi durumundadır. Bitki olsun, hayvan olsun, ıslah çalışmalarında elde edilmek istenen özellikler yoktan yaratılamaz. Ancak mevcut başka genlerin melezleme ya da genetik mühendislik yöntemleri kullanılarak aktarılmasıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla, böyle genleri taşıması muhtemel yerel çeşit ve yabani türlerin korunması büyük önem kazanır.
Örneğin, yakın yıllarda Galapagos Adaları’nda keşfedilen küçük, yeşil, acı, ancak tuza dayanıklılık özelliği taşıyan yabani bir çeşit domatesi biyolojik zenginlik olarak nitelendirmek kimsenin aklından geçmezdi. Fakat ticari olarak yetiştirilen domates çeşitleriyle yapılan melezleme deneylerinde, ortaya bûyük, sulu, lezzetli domatesler çıktı. Üstelik bu melez domatesler, % 70 deniz suyunda yetişebiliyordu. Diğer bir deyişle, kazara keşfedilen bu domates çeşidinde tuza dayanıklılık sağlayan genler vardı ve bu genler ticari çeşitlere aktarabiliyordu. Dolayısıyla, Galapagos’un küçük ve acı domatesi birden değer kazandı.
Benzer bir örnekle, birkaç yıl öncesine kadar, doğum kontrolü haplarının yapımında kullanılan prostoglandin maddesinin, Karaip Denız’ınde buluna bir siyah mercan türünden elde edilebileceği kimsenin aklına gelmezdi. Deniz kestanelerinden elde edilen bir maddenin kalp hastalıklarının tedavisinde önem taşıyabileceği tahmin edilemezdi Çeşitli sünger türlerinden, virüslere karşı etkinlik gösteren maddelerin ve kuvvetli antibiyotiklerin çıkartılabileceği düşünülemezdi.

Bu konularda belki de en meşhur örnek, kan kanserine ve lenf kanserine karşı kullanılan yeni mucize ilaçlar; vink-ristin ve vınblastin’dir. Bu arada hemen ekleyelim: Bu iki maddenin ilk kez tanımlandığı Catharanthus rozeus adlı otsu çiçekli bitkinin tıbbı değeri keşfedildiğinde, bu türün Madagaskar ormanlannda bulunan habitatının % 90’ı ortadan kaldırılmış durumdaydı (Bu bitkinin yakın akrabaları daha sonra başka tropik bölgelerde de bulundu). Catharanthus 1ar-dan çıkarılan bu iki maddenin, kansere karşı kemoterapi yöntemlerinde kullanılması ile, kan kanseri çeşitlerinde eskiden beşte bir olan hayatta kalma oranı, şimdi beşte dörde çıkmıştır Kanserli hücrelerin bölünerek artışını durdurma özelliğini taşıyan bu iki maddenin öneminin bir ölçüsü olarak, yıllık satışlarının 100 milyon dolan geçtiğini belirtmek yeterli olur.
Son yıllarda bilimsel çevrelerde sıkça sözü edilen “genetik hazineler”, yani biyolojik çeşitlilikle ilgili doğal kaynaklar konusunda yalnızca birkaç örnek verdik. Bu konuların bilimsel önem kazanması, hatta son yıllarda uluslararası anlaşmalarda sözü edilmeye başlanması rastlantı değildir. Pek çok bilim adamı ve tanm ekonomistine göre, ülkemizin dünya açısından en büyük önemi, sakladığı biyolojik zenginliklerle ilgilidir. Bu görüşe göre, Anadolu’nun en önemli doğal kaynağı.madenleri ya da barajları değil; çeşitli hayvan ve bitkileri, bu canlılartın taşıdığı genlerdir.

Özellikle buğday konusunda Anadolu’nun önemi dünyaca bilinir. Anadolu, buğdayın anavatanı ya da gen merkezlerinden biridir. Dolayısıyla, pek çok buğday tür ve çeşitini barındırması açısından çok önemlidir. Islah çalışmalarında istenen özellikler, çoğu kez Anadolu kökenli çeşitlerde aranmakta, dünyanın çeşitli ülkelerinde kullanılmaktadır.
Ancak Anadolu’nun biyolojik zenginliklerinin tanm bitkileri ile sınırlı olduğunu sanmak yanlış olur. Yurdumuzda hayvancılık, balıkçılık, ormancılık, tıp-eczacılık ve sanayi açısından önem taşıyan pek çok tür ve çeşit vardır. Örneğin, hayvancılıkla ilgili olarak, ülkemizin çeşitli yerlerindeki doğal ekolojik koşullara uyum sağlamış yerel sığır, koyun, keçi, at ve kümes hayvanı çeşitleri; yabani koyun ve keçi türleri mevcuttur. Ormancılık açısından, örneğin, beş çam türü, en az 30 meşe türü bulunmakta, bu türler arasında da bölgeden bölgeye genetik farklılaşmalar gözlenmektedir. Balıkçılık, özellikle balık yetiştirmeciliği (ya da kültür balıkçılığı) açısından; alabalığın kültüre uygun çeşitleri, pek çok kefal tür ve çeşidi, levrek ve çipura gibi yeni yem yetiştirmeye alınan türler vardır ülkemizin tıp. ecza ve sanayi ile ilgili doğal kaynakları arasında da gölyağı, kitre zamkı, kökboya, afyon, safran, anason sayılabilir Bu arada tütün sanayiinde kullanılan meyan kökünü de unutmayalım. Meyan kökünden aynca. pep-tik ülser tedavisinde kullanılan glycyrrhizin de çıkartılır.
İnsana doğrudan yaran olan, ekonomik değer taşıyan türlenn önemini takdir etmek nisöeten kolaydır. Oysa, belli bir ekonomik değeri olmayan, fakat gene de başka bir yönden önem taşıyan pek çok canlı türünün değerini anlamak daha güçtür Örneğin, dünyanın başka yerlennde tükenmiş ya da çok azalmış kelaynak kuşlan, dev deniz kaplumbağaları, Akdeniz foku; bitkiler arasında sığla ağacı ve kasnak meşesi gibi bazı türler ülkemizde bulunmaktadır. Bu türlerin bilim. eğitim ve turizm açısından büyük değeri vardır. Bunlardan başka, İlk bakışta önemsiz gibi görünen binbir çeşit canlının doğada ekolojik görevlen vardır. Çeşitli türler, bir saatin dişlileri gibi birbirleriyle ilişkide bulunmakta; bizim de bir parçası olduğumuz ekolojik sistemi (ekosistemi) sağlıklı tutmaktadır Bu ekolojik zemberek o kadar girifttir ki, tüm bilgimize rağmen hangi canlının ekosistemde tam olarak ne rol oynadığım hâlâ bilmiyoruz. Kesin olarak bilinen şey, insanoğlunun. bugün kaynak olarak kullandığı çeşitlerden, ancak doğal sistemler sağlıklı olduğu sürece yararlanabileceğidir.
insan binlerce yıldan beri canlı doğayı çeşitli gereksin melen için kullanmış, işine yarayan canlıları değerli kabul etmiştir. Ancak, türlerin soyut ve somut değerleri arasındaki fark, bazen yalnız bir algılama derecesidir. Herhangi bir tür, ancak ondan nasıl yararlanacağımızı keşfedince gözümüzde bir kaynak ya da zenginlik niteliğine bürünür. Yani “yararlı tür” kavramı sübjektiftir. İlerleyen bilim, canlılardan yeni biçimlerde yararlanmanın yollannı sürekli olarak keşfetmektedir. Ekolojik değerler bir yana, gelecekte hangi canlının ne gibi bir ekonomik önem kazanacağını şimdiden kestirmek imkânsızdır. Bunun örneklerini tanm ve diğer alanlarda, bunu takip eden yazılanınızda göreceğiz. â–¡

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz