[Astronom] Galileo Galilei kimdir, biyografisi, hayat hikayesi, buluşları (1564~1642) – #2

0
119

Bilim dünyasının en büyük öncülerinden biri olan Galieo Galilei’nin adı adesell teleskopu mükemmelleştiren ve İnsanlığa göklerin yeni ufuklarını açan büyük astronomi bilgini olarak yaşamaktadır. Fakat, dünyanın güneş etrafında döndüğü şeklindeki Kopernik kuramını desteklemesi Galileo’yu Klişenin afarozuna uğratmış; yaşantısını ve başarılarını gölgelemiştir. Galileo’nun mekanik ve dinamik konularındaki çalışmalarda kazandığı başarılar astronomik bulgularından daha da önemlidir; matematiksel analizleri fiziki problemlere başarıyla uygulamış ve cisimlerin hareketi konusundaki çalışmalarıyla Newton’a yolu açmıştır.

1633 yılının 22 Haziran sabahı, Roma‘da Minerva Manastırının bir odasında, yaşlı ve saygıdeğer bir adam Engizisyon Yargıçlarının önüne çıkarılmıştı. Papazların verdiği cezayı çekenlerin giysileri olan çullara sarınmış, solgun yüzü, titreyen bacaklarıyla bu yaşlı kişi, verilecek hükmün niteliğini okumak istercesine orada toplanan kardinallerin ciddi yüzlerine Ürkek bakışlar fırlatıyordu. En nihayet bu sıkıntılı sessizlik bozuldu. Yargıçlar sırasından biri kalktı ve dümdüz, duygusuz bir tonla okumaya başladı. «… Fakat, bütün bunlardan sonra, suçlu içtenlikle ve gerçek bir imanla şimdiye kadar Klişeye karşı savunduğu bütün düşünceleri ve fikirlerinden yeminle vazgeçmek ve bunları lanetlemek şartıyla affedilecek, ve Yüksek Mahkemenin dileği süresince hapse mahküm olacaktır…» Monoton ses sustu. Saygı değer suçlu dizüstü çöktü ve Klişeye karşı doktrinlerini bundan böyle hiç bir zaman savunmayacağına ve öğretmeyeceğine dair yemin ederek Tanrıdan yardım diledi. Doktrinlerini birer birer sayıyordu, bunların başlıcası ve Mahkemenin en fazla üzerinde durduğu da dünyanın güneş etrafında döndüğü şeklindeki gülünç fikirdi. Sonra eli titreyerek günahlarını belgeleyen kağıdı imzaladı. Kardinaller topluca ayağa kalktılar, tövbekar suçlu odadan çıkarıldı. Giderken, cüretkar bir şekilde şöyle mırıldandığı söylenir; «Epur si muove.» (Fakat, dönüyor işte.) Bu kişi Galieo idi. Bilim adamı, büyük astronom, bilimsel buluşlar alanında dünyanın en büyük bilimsel liderlerinden biri olan Galleo.

Galieo 1564 yılının Şubat ayında İtalyanın Pisa kentinde doğdu. Babası soylu bir kişi ve değerli çalışmaları olan bir filozoftu. Galieo çocukluğunda boş vakitlerini küçük araçlar ve makineler yaparak geçirir ve yaptığı aletlerle okul arkadaşlarını eğlendirir ve hayrette bırakırdı.

Babası çocukdaki saklı dehanın işaretlerini sezinleyerek, mali durumu elverişli olmadığı halde, Galleo’yu 1581 de Pisa Üniversitesine kaydettirdi. Genç öğrenci Üniversiteye tıp öğrenimi yapmak niyetiyle girmiş, fakat Öklid’in eserlerini incelemek Galieo’nun fikrini diğer yönlere çevirmişti. Kafasında oluşan yeni gerçeklerle kendinden geçen Galieo tıbbı bıraktı ve basit geometri eserlerinden Arşimed’in çalışmalarına geçti. Okuduğunu çabuk kavrıyor, öğrendiklerini kendi gözlemleriyle sağlamlaştırıyordu. Günün geçerli felsefesi olan Aristo felsefesini inceledi; ve on sekizinde bir gencin coşkunluğu ve sevinci içinde, Aristo felsefesinin, daha o yaşta gözüne çarpan, yanlışlıklar ve tutarsızlıklarını bularak bu konuyu kendisine entellektüel av edindi.

Aristo taraftarlarına saygısızlığa yaklaşan bir şiddetle saldırdı ve bunların yerleşmiş aksiyomlarına karşı kendi mantıki fikirleriyle çürüttü. Ve Aristocular kendi fikirlerini kabule yanaşmayınca deneylerle sözlerini doğrulamak yoluna gitti.

1583’de katedralin çatısından sarkan lambanın gidip gelmesini seyrederken her sallanışın, kapsamı ne olursa olsun, zaman süresi bakımından birbirine eşit olduğunu fark ederek, gerçek zaman ölçümü için sarkacın değerini keşfetti. Yine bu tarihlerde, hidrostatik denge konusundaki çalışmalarına başladı. Fakat, başlıca ilgisi matematik idi ve 1588 de Pisa Üniversitesinde Matematik Profesörü oldu. Bundan sonra da eğri duran Pisa Kulesinde meşhur deneyini yaptı. Aristo doktorininin mekanikle ilgili aksiyonlarından biri, düşmekte olan iki cisimden ağır olanın yere ötekinden daha önce düşeceği ve cisimlerin düşme hızlarının ağırlıklarıyla orantılı olduğu idi. Ateşli genç filozof bununla alay etti ve bütün cisimlerin, farklı bir atmosfer direnci olmadığı takdirde, aynı yükseklikten aynı zamanda düşeceklerini ileri sürdü. Aristo taraftarlarının ileri gelenlerini toplayarak ne demek istediğini gösterdi. Müstehzi bir tavırla Pisa kulesinin tepesine çıktı ve farklı ağırlıkta iki cismi aşağıya bıraktı. Düşmanları iki cismin aynı zamanda toprağa değdiğini kendi gözleriyle gördüler. Galieo zaferinden emin aşağıya indi ve hayret ve nefretle düşmanlarının kararını işitti.

Aristo’cular gayet soğukkanlı, bu sonucu bilinmeyen başka bir nedene bağladılar ve inançlarında sarsılmadılar. Buna rağmen Galileo fizikte önemli bir prensip keşfetmişti. Galileo istifa edip Floransaya çekilmeye zorlandı, fakat gitmedi ve 1592 de Padua’ya profesör olarak atandı. Artık ünü bütün Avrupaya yayılıyordu.

1604 de ilgisini astronomiye yöneltti. Bu tarihte astronomların ilgisini çeken yeni bir yıldız belirmişti. Bazıları bunun bir meteor olduğunu söylerken, diğerleri açıkça şaşkındı. Kalabalık konferans salonlarında Galileo bunun bir meteor olmadığını ve diğer sabit yıldızlar gibi bilinen güneş sisteminin sınırları ötesinde bulunduğunu ispatladı. Konu çok ilgi çekmiş ve binlerce kişi Galieo’yu dinlemeye koşmuştu. Salonlar tıklım tıklım doluyor, insanlar Galieo’yu işitebilmek amacıyla birbiri üzerine yığılmış, adeta nefes almadan bekleşiyorlardı. Salonda her sınıftan insan vardı; soylular, aşağı tabakalardan kişiler; askerler, zenginler, fakirler; herkes hareketsiz, nefeslerini tutmuş, sadece dinleyeni bir kalabalık. Gelenlerin arkası kesilmiyor, her an yeni kişiler içeri girmeye uğraşıyordu.
Nihayet Galieo konuşmasını açık havada yapmak zorunda kaldı. Gerçekten çarpıcı bir görüntü. Güneş kavruk toprağı ve büyük İnsan kalabalığını ısıtıyor. Büyük filozof bir tepe üzerinde. Orta boylu, kaba fakat uyumlu bir yapıya sahip. Saçları hemen hemen kırmızı, gözleri insanı delip geçiyor. Yakışıklı denemez, çünkü burnu geniş ve yassı; fakat konuştukça yüzü canlı anlatımlar kazanıyor ve güzelleşiyor. Dinleyiciler her kelimeyi yutarcasına dinliyorlar ve konuşması bitince Galileo dinleyicilerini, devamlı gözleri önünde bulunan büyük harikaları unutarak geçici bir olay üzerinde bu kadar coşkunluk gösterdikleri için, azarlamak cüretini gösteriyor.

Galieo artık kuramlarını yayınlamaya başladı. Mekanik konusunda, hareket konusunda, evrenin sistemi konusunda, ses ve konuşma, ışık ve renk konusunda eserler yazıyordu. Ve 1609’da büyük sansasyon oldu. Bu yılda Galieo bütün özelliği uzak cisimleri yakından gösteren acaip bir optik aletin varlığını işitti. Deneyler yaptı, yaptığını bozdu, yeniden denedi. Ve sonunda bir fikir geldi aklına. Biri konveks (dışbükey), diğeri konkav (İçbükey) iki cam yaptı. Bunları kurşun bir tüpün birer ucuna yerleştirdi. Camdan baktı Eureka; buldum… Alet tamamdı. Galileo bir teleskop yapmış ve göklerin büyük kitabını okuyacak harlkulade bir pencere açmıştı göklere. Galieo yaptığı yeni aleti Venediğe götürdü ve Senatoya sundu.

Senato, Galileo’ya hayatı boyunca Padua’da profesörlük hakkı tanıyarak ve ücretini 520’den 1,000 florine yükselterek mükafatlandırdı. Teleskop aylarca büyük sansasyon yarattı. Halkın coşkunluğu çılgınlık derecesine ulaştı. Yüzlerce, binlerce kişi sihirli aleti görmek için Galileo’nun evine akın etti. Nihayet bir gün bir arkadaşı Teleskopu St. Mark kulesine çıkarabildi. Burada Galileo, müdahale olmaksızın yeni aletini kullanabilecekti. Fakat, sokaktan geçen kalabalık bir grup tarafından tanındı. Öyle bir heyecan ve coşkunluk hasıl oldu ki, kalabalık harika tüpü eline geçirdi ve sabırsız deneyciyi altı saat işinden alıkoydu, ta ki herkes aletin etkilerini birer birer görene kadar. Artık Galileo, geliştirilmiş bir teleskop ile dünyayı şaşırtacak, astronomi bilimini baştan sona değiştirecek ve peşinden kendi yaşantısı için her türlü felaketi getirecek olan buluşlarını yapmaya koyuldu.

İnanılmaz bir sevinç içinde ayın yüzeyindeki dağ sıralarını ve derin çukurları keşfetti. Evinin tepesindeki küçük odasının karanlıksokumu içinde, durmadan önündeki muazzam gökleri izliyordu. Pleiades’deki (Süreyya Burcu) yıldızların sayısını keşfetti. Jüpiter etrafında dönen ikinci derecede dört gezegen olduğunu buldu ve Satürn yıldızının ve halkalarının yerine ait ilk işaretleri elde etti. Peşi peşine yayınladığı bu buluşlar büyük bir protesto fırtınası yarattı ve Galileo kendisini bir sürü düşmanla çevrilmiş buldu. Bazıları, kendinden önce yapılmış olan keşifleri kendisine mal etmekle suçluyor, bazıları ise doktrinlerinin Klişeye karşı olduğunu ileri sürüyordu.

1611’de Galieo Romaya gitti ve büyük itibar gördü. Düşmanlık henüz amacını gerçekleştirememişti, çünkü prensler, kardinaller, yüksek rütbeli klişe adamları devrin bu entellektüel devini karşılamak üzere koşmuşlardı. Yanında en iyi teleskopunu taşıyan Galieo, bu seçkin kişilere en son bulgusunu, güneşin yüzündeki lekeleri gösterdi. Galieo’nun çalışma şevki, olaylara nüfuz etme kabiliyeti ve adeta fanatizme varan gerçek tutkusu düşmanlarını çileden çıkarıyordu. Ve Galileo düşmanlarını yumuşatacak hiçbir şey de yapmadı. Aksine, öyle bir karakteri vardı ki, pervasız bir cüretle düşmanlarını kendi buluşlarına inandırmaya uğraştı.

Onu sık sık — Rönesans münakaşaları stilinde — yirmi veya daha fazla insanla tartışırken ve fikir mücadelesi ederken görmek olağan bir görünüm olmuştu. Çevresindeki kişilerin çoğu da gizliden gizliye ondan nefret eden kimselerdi. Galileo onların konuşmasına müsaade ediyor, ciddiyetle anlattıklarını dinliyor, teker teker hepsini konuşturduktan sonra birkaç basit kelimeyle karşı saldırıya geçiyordu. Onları ve fikirlerini öyle gülünç duruma sokuyordu ki, düşmanları hiçbir şey yapamaksızın şaşkın bir halde dudaklarını ısırarak birbirlerine bakmakla yetiniyorlardı. Fakat, artık Klişe de Galieo’nun kuramlarını onaylamamaya başladı. Dominican Klişesinden Caccini, yüksek kubbeli Gothik klişenin mihrabından Galieo’yu ve taraftarlarını öyle kelimelerle zemmetti ki, dinleyenler şaşkına döndüler. Fakat, bu saldırı Klişenin hoşuna gitmedi ve Dominican Küsesi Başkanı bizzat Galieo’dan özür diledi. Ve Galieo yaklaşan fırtınanın bu ilk belirtilerinden ders almayıp tuttuğu yolda devam etti.

Galieo ve Klişe arasında bütün çatışına, Galieo’nun güneşin sabit olup, dünyanın döndüğü şeklindeki güneşi merkez kabul eden kuramı savunmasından ve öğretmesinden çıktı. O günlerin kabul edilen kuramı ise Batlamyus tarafından ortaya atılan ve «dünyanın sabit olduğu ve bütün semavi cisimlerin dünya etrafında döndüğünü» savunan kuram idi. Güneşi merkez kabul eden sistem daha önce Kopernik tarafından ileri sürülmüş, ancak ispatı yapılamamıştı. Fakat Galieo Jüpiterin peyklerini ve güneşin yüzündeki güneş lekelerinin hareketlerini gözledikten sonra kuramın savunmasını yapabildi. Büyük bir protesto fırtınası koptu. Batlamyus sistemini savunanlar, Galieo kuramının Kutsal Kitaba aykırı olduğunu ilan ettiler ve Kutsal Kitaptan aldıkları çeşitli sözlerle bunu ortaya koydular. Örneğin, «Dünya ilelebet sakin durmakta. Güneş doğmakta, güneş batmakta ve aceleyle doğduğu yere varmakta.»
Çatışma gittikçe büyüdü ve 1615 de Papa V. Paul Galileo’ya yarı resmi bir ihtarda bulundu. Ertesi yıl. Kutsal Ofisin din bilginleri güneşin dünyanın merkezinde hareketsiz durduğu ve dünyanın güneş etrafında günlük devirler yaptığı şeklindeki kuramın klişeye ve dine aykırı olduğuna karar verdiler. Galileo yasaklanan kuramı «benimsemek, öğretmek ve savunmak» dan menedildi. Uzun bir süre astronom kendini gözlemlerine verdi ve sessiz sedasız çalıştı.

1632’de büyük eseri «Dünyanın Başlıca iki Sistemi Hakkında Diyalog» adlı kitabını yayınladı. Eser büyük bir kaynaşma meydana getirdi. Eser, canlı ve zarif bir üslüpla açık, kolay anlaşılır ve kuvvetli bir bilimsel anlatımı birleştirmişti. Fakat, açıkça 1616 afarozuna kafa tutar bir tarzda yazılmış ve hatta söylentiye göre Papa VIIII. Urban karıkatürize edilmişti. Sonuç kaçınılmazdı artık. Galieo Romaya Engizisyon Mahkemesine çağrıldı. Sorgu sırasında, hiçbir zaman «dünyanın döndüğü ve güneşin sabit olduğu fikrinde olmadığını, bu fikri savunmadığını, aksine Kopernik’in fikirlerinin zayıf ve eksik olduğunu göstermeye çalıştığını» beyan etti. Bu kaçamaktı savunmadan üç gün sonra, ikinci sorgu sırasında Galleo tamamen fikir değiştirip, öğüt üzerine, güneşi merkez alan sistemi savunduğunu ve suçunu kabul etti.

Suçlu bulunarak hapse mahküm edildi; fakat sonradan Siena’ya gitmesine ve Arcetri’deki kendi villasında tam bir inzivaya çekilmesine müsade edildi. Bütün bilim aleyhtarı tutumuna rağmen, Engizisyonun Galieo’ya alışılmamış bir yumuşaklık gösterdiğinden şüphe edilemez. Gerçekte, aydın bir kişi olan ve bütün olayda önemli bir rol oynayan Kardinal Bellarmine sonradan şöyle yazıyor; «Eğer güneşin sabit olduğu ve dünya etrafında dönmediği, fakat dünyanın güneş etrafında döndüğü gerçekten ispatlanırsa, bu takdirde Kutsal Kitabın bu konudaki pasajlarını yeniden inceleyerek açıklamak gerekecek, ve bu durumda da bu pasajların, ispatlandığı gibi, yanlış olduğunu değil de, bizim bunları yanlış anladığımızı belirtmek doğru olacak, sanırım.» Duruşmanın başladığı tarihten itibaren Galieo’nun yaşantısı trajedi ile dolu. Serbest olduğunu Öğrenip kendi evinde ailesiyle buluştuktan kısa bir süre sonra, en sevdiği kızı aniden hastalandı ve Öldü. Bu darbe, gençliğinde yakalandığı bir illetin zaten yıllardır çökeritiği yaşlı adamın üzerinde çok derin etki yaptı ve onu fazlasıyle yıprattı. Buna rağmen çalışmaya devam etti.

1936’da mekanik konusundaki gençlik deneylerini ve sonradan iyice olgunlaşan düşüncelerini anlatan «Yeni Bilim Konusunda Diyalog adlı eserini yazdı.

1637’de son astronomik buluşunu yaptı; ayın librasyonları olarak bilinen ayın çevresindeki garip görüntüleri keşfetti. Birkaç ay sonra da kör oldu. Kederli ve maddi manevi felaketlerle iyice çökmüş fakat hala cesur olan Galileo, büyük bir çaba ile bir arkadaşına mektup yazdı: «Tamamen ve tedavi edilemez bir şekilde körüm. Geçmiş yılların inançları ötesinde, harikulade gözlemlerle binlerce defa büyüttüğüm ve gözlediğim bu gökler, bu dünya, bu evren artık sadece bedenimin İşgal ettiği daracık yere sığacak kadar küçüldü. Madem ki Tanrı böyle istiyor, o halde ben de memnunum bundan.» Bir din adamı olan arkadaşı Peder Castelli hemen arkasından şunları yazıyor: «Doğanın yarattığı en soylu gözler karardı..» Galleo yine devam etti. Kendisini bilimsel haberleşmeye verdi. Saatin işlemesini düzenlemek üzere sarkaçdan yararlanma yollarını düşündü. On beş yıl sonra bunu Huygens gerçekleştirdi.

Ölüm geldiği zaman, Galieo öğrencileri Viviani ve Torriceli’ye maddenin sıkışması konusundaki en son kuramlarını dikte ettiriyordu. Bedeni iskelet haline gelmiş, fakat Galileo, 8 Ocak 1642 yılında yetmiş sekiz yaşında öldüğü ana kadar evrenin sırlarıyla uğraşmaktan vazgeçmemişti. Mekanik, dinamik ve manyetik konularındaki deney ve çalışmaları bir yana, aydaki dağları, Süreyya burcundaki yıldızları, Jüpiterin uydularını, Venüs hilalini, Satürn’ün halkalarını ve güneş üzerindeki lekeleri ortaya koyan buluşlarıyla Galileo düşünce ve bilim dünyasında bir devrim yaratmıştır.

Kimler Neler Demiş?

Bildir
avatar
wpDiscuz